"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya, 12 Mart’a karşı da demokrasiyi savundu

12 Mart 2018, Pazartesi
Genelkurmay’ın yayınladığı bildiriye karşı ilk çıkışı sıkıyönetime rağmen yapabildi. Bu sırada diğer yayın organları her an ihtilal olacakmış havası estiriyorlardı. Hatta bazı Yeni Asya okuyucuları bile şüpheye düşmüşlerdi. Fakat maneviyatın kırılmaması için Yeni Asya atak üzerine atak yaptı. Birçok oyunların bozulmasına sebep oldu. Zaman Yeni Asya’yı haklı çıkardı.

12 Mart döneminin gelişi ve gidişi sırasında mensup olduğumuz Yeni Asya Gazetesi, diğer basın organlarından çok farklı bir politika takip etmiştir. Silâhlı Kuvvetlerimizi rencide etmeden milletin hür iradesi ile gelmiş bir iktidarın silâh zoruyla alaşağı edilmesine şiddetle karşı çıkan Yeni Asya, o günlerde şaşkınlık içinde bulunan vatandaşlara ve siyasilere yol gösterici neşriyat yapmıştır. 

12 Mart’ın hemen ertesinde bir AP’linin; İnönü başkanlığında bir koalisyona gidilmesinden başka çare olmadığı görüşü üzerine yazılan yazıda “Bu bir zillettir. Kendi haysiyetinizi korumasını bilmiyorsanız bile milletin haysiyetini korumakla mükellef olduğunuzu unutmayınız” denilmiştir. 

Avukat Bekir Berk tarafından kaleme alınan bu başyazıda “Hayır Adalet Partili mebus bey, hayır! Sizin böyle teklifte böyle bir beyanda bulunmak değil, böyle bir şey düşünmeye dahi hakkınız yoktur” ifadesiyle “MİLLETVEKİLLERİNE DÜŞEN VAZİFE ANLATILMIŞ” ve İnönü’nün başkanlığındaki koalisyona şiddetle karşı çıkılmıştır: 

“Çöreklendiği iktidar sandalyasından millî iradenin yirmi yıl önce koparıp aldığı ve o günden bu güne bütün seçimlerde yere vurduğu millî ve ebedî (!) muhalefet liderlerinin ayaklarına kapanamazsınız. Siz bilmiyor musunuz ki, millî iradeyi hiçe sayanlara karşı onu hakim kılmak isteyenler dün Demokrat Parti’de toplanmışlardı. Demokrat Parti’nin bertaraf edilmesinden sonra ise aynı cemaat Adalet Partisi’nde karargâh kurmuştu. Bu esnada halka istikamet verenler şu veya bu şahıs olmamış, fakat hepsi basiret sahibi halkımız ortaya atılanlar arasında iradesine en hürmetkâr olanını en müdebbir telâkki ettiğini fıtratın kanunlarına tedriç prensiplerine riayetkâr şeklinde hareket ettiği, burnunun önüne değil, ileriye baktığı kanaatına vardıklarını başa geçirmiştir. Ve şimdi siz nasıl olur da vekili olduğunuz bu halkımız adına İnönü’ye ram olursunuz.

….

(…) Siz biliyor musunuz ki, ordularımızı zaferden zafere koşturan tılsım ‘Ya Şehid Ya Gazi’ idealinden başka bir şey olmadığı gibi milletleri ayakta tutan ruh da kuvvetin hakda olduğunu bilmek ve ona göre hareket etmek iradesidir. Ve bu iradeyi ayakta tutmak da sizin vazifenizdir.  

Evet “El Hakkû ya’lû velâ-yu’lâ aleyh”

Ve siz oradan ayrılamazsınız. Siz orayı terk edemezsiniz. Sizin vazifeniz son nefesinize kadar orada millî iradenin müdafiliğini yapmaktır. 

Evet hırs gözleri bürüyünce pek çok Brütüsler çıkar, tehlikeyi hissedince fareler gemiyi terk eder. Tehlike görününce gemi personeli yolcuları boşaltır. Ama kaptanlar gemilerini terk etmezler kaptan köşkünde dimdik ayakta durarak köpüklü sulara gömülürler. Bunun gibi müdafiler de müdafaa mevkiini terk etmezler ve terk edenler şerefli bir iş yapmış olmazlar. Size düşen vazife meclisin kapıları açık olduğu müddetçe millî iradenin bekçiliğini yapmaya devam etmektir. Sizden yapabileceğinizden fazla bir şey istenmiyor. 

Evet meclise ve hususen Adalet Partisi milletvekillerine düşen vazife saflarını her zamankinden daha sık tutarak yekpare bir kitle halinde yan yana, omuz omuza vazifelerine devam etmek, millî iradenin hakimiyetini temin, tesis ve devam ettirmek için bütün imkânlarını kullanmaktır.”

Bu yazının çıktığı 15 Mart 1971’den iki gün sonra yani 17 Mart’ta da “Manzara ve Çıkış Yolu” başlığı altında Avukat Bekir Berk’in anarşik hadiseleri kısaca değerlendirdikten sonra asıl meseleye gelen makalesi yayınlandı: 

“Tağmaç Paşa’nın bayram mesajı ve sair konuşmalarını alkışlayan Türk milleti şimdi susuyor ve Tağmaç Paşa’nın hedef aldığı, orduya ‘satılmışlar, uşaklar, hainler’ diyenlerle ‘Atatürkçülük, çağdaş uygarlık düzeni, devrin kanunlarından bahseden ve fakat Türkiye’yi bir iç harbe sevk etmek isteyen anarşist ve komünistlere karşı icabeden çıkışı ihtiva etmeyen bildiriyi (12 Mart’ı)’ kimlerin alkışladığı sıralanıyordu. Bunlar TÖS, DEV-GENÇ, Marksist Proflar, aşırı solcu yazarlar, DİSK’ti. Bunlardan ayrı olarak ‘Mücadele Birliği alkışlıyor, Ülkü Ocakları alkışlıyor ve neyin geleceğinden habersiz bazı ahmaklar alkışlıyor’ deniliyordu. Bundan sonra Yeni Asya Hukuk Müşaviri Avukat Bekir Berk’in yazısında erken seçimin tek çare olduğu ve istifa eden Demirel’in yeni bir vazife kabul edemeyeceği de ifade edilerek Cumhurbaşkanına vekâlet etme yetkisi olan Senato Başkanı Tekin Arıburun başkanlığında bir seçim hükümeti kurulması isteniyordu. 

Bir Manşet 

Yeni Asya Erim’in Başbakan oluşunu da diğer gazetelerden farklı yayınladı. O günlerin havası içinde hislere tercüman oldu. 

‘Partilerüstü Başbakan Bulundu’ şeklindeki üst başlığın altında en iri hurufattan ‘CHP’li Nihat Erim’ manşeti dizilmişti. 

Yeni Asya bundan sonra Erim’in Beyin Kabinesini yıpratmak için bütün gücünü ortaya koyacaktı. 

Erim’in özel hukuk danışmanı Kurtul Altuğ’un anlattığına göre tirajı az muhalif gazeteler sonradan 11’ler adını alan aşırı solcu bakanların canını fena halde sıkıyormuş. “Yahu bunların satışları ne kadar ki” diye yapılan tenkitler de tesir etmiyormuş. Gerçekten bugün basının tirajından daha çok yaptığı yayının doğruluk ve isabetliliği tesirli olabilmektedir. İmkânları geniş olduğu için tirajını arttıran nice gazete vardır ki, doğru, dürüst, istikametli politikası olmadığı için çoğu zaman hadiselere ters düşe düşe inanılmaz olur.

Yeni Asya, Erim’in Marksist Profesörleri çağırarak onların anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerini almasına şiddetle mukabele ederek “Erim kimlerden akıl alıyor” diye sekiz sütun manşet atmıştır. AP yanlısı gazetelerin bile konuşmak yerine susmayı tercih ettiği bu ortamda hiçbir menfaat beklemeksizin sırf millet, memleket için varlığını ortaya koyan Yeni Asya Erim’in akıl aldığı danışmanların hüviyetlerini bir bir sıralayıvermiştir. İri iri harflerle Tağmaç’ın dikkatine; Prof. Bahri Savcı, Prof. Mümtaz Soysal, Prof. Bülent Nuri Esen, Prof. Muammer Aksoy, Prof. Hüseyin Naili Kubalı’nın Marksist veya komünistlere müsbet rapor kişiler oldukları sunuluyordu. Avukat Bekir Berk de “Müşavere… Fakat Kimlerle” başlıklı makalesinde aynı meseleyi işliyordu. 

Yeni Asya; Hükümeti yıpratmakta ‘hududu biraz aşınca’ sıkıyönetim tarafından bir hafta müddetle yayından men edildi. 

12 Mart’ın rövanşı olacak Cumhubaşkanlığı seçimi öncesinde de Yeni Asya diğer birçok yayın organının tam tersi yayın yaptı ve bunda başarıya ulaştı. Diktanın gelmesine mani olmak için Gürler’e cephe alan Hürriyet ile AP’li Dünya Gazetesi’yle beraber parlamentoya yapılan baskılara karşı büyük bir cesaretle direnen Yeni Asya hadiseleri değerlendirmede bu iki gazeteyi zaman zaman geçti. 21 Şubat’ta Genelkurmay’ın yayınladığı bildiriye karşı ilk çıkışı sıkıyönetime rağmen yapabildi. 

Bu sırada diğer yayın organları her an ihtilâl olacakmış havasını estiriyorlardı. Hatta bazı Yeni Asya okuyucuları bile şüpheye düşmüşlerdi. Fakat maneviyatın kırılmaması için Yeni Asya atak üzerine atak yaptı. Birçok oyunların bozulmasına sebep oldu. 

Zaman Yeni Asya’yı haklı çıkardı. 12 Mart’ın gelmesine yol açan 41’ler hadisesinde takındığı tutum o zaman şiddetle tenkit edilmiş, bazıları tarafından anlaşılmamıştı. Fakat bugün görüyoruz ki, aradan geçen yedi yıldan sonra teşhisimiz bir kere daha doğrulanmaktadır.

(Hüseyin Demirel, 12 Mart’ın İçyüzü, s. 254 vd)

Okunma Sayısı: 1637
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • AHMET ÖNAL

    12.3.2018 20:31:48

    12 martin içyüzü kitabını tekrar bastırabilmelisiniz? Aşk ile bekliyorum. Birinci baskısı çok okumaktan dağıldı, zir taşıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı