"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya önemli sınavları başarıyla verdi

15 Haziran 2017, Perşembe
Gazetemiz temsilcilerinin konuk olarak katıldığı Halk Tv’de yayınlanan programda, program sunucusu Hakan Aygün, “Türkiye’nin çok sesliliğe ihtiyacı var ve o düzgün çok seslerden biri de Yeni Asya Gazetesi grubu. Önemli sınavlar verdiler” dedi.

“Bizim farklılıklarımızla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Son referandum bu açıdan önemli bir sınav oldu” diyen Aygün, Diğer farklı gruplarla birlikte Yeni Asya Grubu’nun da ‘hayır’ oyu kullandığını belirterek, “Yeni Asya’nın bu tavrı da çok önemliydi” dedi.

***

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, Karikatürist ve Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü İbrahim Özdabak ve Gazetemiz Avukatı Kadir Akbaş Halk TV’de yayınlanan Hakan Aygün’ün hazırlayıp sunduğu ‘Sansürsüz’ programına konuk oldu. Hakan Aygün Yeni Asya grubunu tanıtırken şu ifadeleri kullandı; “ Türkiye’nin çok sesliliğe ihtiyacı var ve o düzgün çok seslerden biri de Yeni Asya Gazetesi grubu. Önemli sınavlar verdiler. Özellikle son referandumda. Yeni Asya’nın hayır tavrı da çok önemliydi” Aygün şöyle devam etti; “Yeni Asya’yı yıllardır tanıyoruz. Demokrat Parti’ye , Adalet Partisi’ne destek verdiler. Demirel’e her zaman destek verdiler. Nurcu çizgiden geliyorlardı. Demirel de demokrasiyi bütün topluma öğreten sınavlar verdi. Demokrasi öğretmenliği yaptı. Yani Türkiye’nin farklı renkleri var. Bizim farklılıklarımızla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.” 

Bizim birbirimizle konuşmaya ihtiyacımız var

Herkes birbirini destekleyip bu anlayışı geliştirmek zorunda diyen Aygün, neden referandumda ‘hayır’dan yana tavır alındığını sordu. Güleçyüz, “Allah selâmet versin Mehmet Kutlular Bey’in bir sözü var ‘bütün sıkıntılarımız konuşamamaktan çıkıyor.’ bir araya gelip konuşabilsek, önyargılarımızı aşabilsek, birçok temel meselede farklı düşünmediğimizi göreceğiz. Onun için bu birliktelikler gerçekten önemli. Biz geçenlerde ‘Yan yanayız, bir aradayız’ bildirisi için bir araya geldiğimizde hiç yolumuzun kesişmediği insanlarla buluştuk. Bunu orada da gördük. Hakikaten bizim birbirimizi tanımaya, konuşmaya ihtiyacımız var. Demokrasi de bunu gerektiriyor esasında” dedi. “Demokrasinin prensipleri bizim referandumda ‘Hayır’ dememizi gerektiriyordu” diyen Güleçyüz, “Hukuk devletinin temel ilkeleri ‘Hayır’ dememizi gerektiriyordu. Çünkü evrensel demokrasilerde kuvvetler ayrılığı vardır ve bu pakette bunlar birleşiyordu ve tek adam sistemine bağlanıyordu. Yasama, yürütme, yargının ‘tek adam’ sistemine bağlandığı bir düzene bizim evet dememiz mümkün değildi” şeklinde konuştu. 

‘Riyaset-i şahsiyenin katiyen aleyhindeyim’ 

Yargının bağımlı olduğu bir yerde hukuk olmaz diyen Güleçyüz, “Şu anda zaten OHAL sürecinin sıkıntılarını ve ürettiği mağduriyetleri yaşıyoruz. Hukukun en temel prensiplerinin dahi ihlâl edildiği son derece sıkıntılı bir süreçteyiz. Yeni Asya Said Nursî’nin görüşlerini topluma duyurmak üzere çıkan bir gazete. Said Nursî’nin 1909’da İstanbul’da yayınlanan makalelerinden birisinde bir cümlesi var; ‘Riyaset-i şahsiyenin katiyen aleyhindeyim’ yani şahsa dayalı bir resiliğin, başkanlığın katiyen aleyhindeyim. Güncele doğrudan ışık tutan bir cümle. Said Nursî şunu görmüş padişahlık döneminde, yeni bir çağ geliyor. Bu çağda artık tek adam rejimleriyle devam edebilmek mümkün değil. Meclis olacak, işler meşveretle danışarak görüşerek, ortak akılla yürütülecek. Meşrutiyeti tarif ederken üç temel kavramdan bahsediyor. Adalet, meşveret, kanunda inhisar-ı kuvvet (kuvvetin kanunda olması). Bunlar bugünün de temel prensipleridir. Meşrûtiyet dediğimiz zaman bugünkü demokrasiyi anlamamız lâzım” ifadelerini kullandı. Aygün’ün bugün demokrasi var mı? sorusu üzerine Güleçyüz, “Maalesef şu an demokrasiden çok uzaklaşmış durumdayız. Ama mücadelemiz demokrasiyi ve hukuk devletini işler hale getirmek. Çoğunlukçu değil, çoğulcu parlamenter sistemden yanayız” dedi. 

Mücadelemizi bu ümitle veriyoruz

Aygün ‘Yan yanayız, bir aradayız’ grubunda farklı çevrelerden imzacıların bulunduğuna değinirken  “Kimse kimsenin üzerine ne 28 Şubatlarla gidecek ne de AKP’nin yaptığı gibi sivil darbelerle bastıracak. Ve biz bunda artık buluşmalıyız” diyerek, Güleçyüz’e bu istenilen birlikteliğin gerçekleşebileceğini umuyor musunuz? sorusunu sordu. 

Güleçyüz, “İnşallah, onun için uğraşıyoruz. Ümidimizi kaybettiğimiz yerde biteriz. Ümitle yaşanır. Dolayısıylamücadelemizi de bu ümitle veriyoruz. Ufkumuzu hiçbir zaman karartmayacağız” dedi.

Biz 1982 Anayasasına da ‘hayır’ diyen bir grubuz

Aygün, İbrahim Özdabak’tan duayen olarak bahsedip karikatürlerinin her kesime hitap ettiğini ve gerek sosyal medyada gerek farklı mecralarda paylaşıldığını söyledi. Özdabak da şöyle konuştu: “Ben de ‘Gelin tanış olalım’ Yunus Emre’nin o sözüyle başlamak istiyorum. Birbirimizi tanımamaktan kaynaklanan bir kopukluk olmuş bunlar değişsin.

Biz 1982 Anayasasına da ‘hayır’ diyen bir grubuz. Ozaman % 92 evet çıktı. Biz o % 8’in içerisindeydik. Hatta bu yüzden gazetemiz kapandı. Ben o zaman da çiziyordum. Şimdi tabiî karikatürün biraz muhalif bir duruşu var, olmak zorunda ve o zamanda tabiî başımızda Kenan Evren var, alttan girdik, üstten girdik, baston yaptık, fötr yaptık, netekim kelimesi biraz onunla uğraştık falan ve o zaman bizim gazeteyi zaman zaman Selimiye Kışlası’ndan ararlardı. İşte bugünkü karikatürde şöyle yapmışsınız ayağınızı denk alın tarzında birtakım göndermeler yapılırdı ya da gazetenizi kapattık, yazı yolda özel olarak gönderirlerdi. Böyle bir dönemdi. Biz Yeni Asya olarak, ben 1980’den beri gazetenin içerisindeyim, 38 yıldır buradayım ve ilkeli bir duruş sergileşmişizdir. İnsan Hakları açısından, Demokrasi açısından, asla taviz vermeden yoluna devam etmiştir ve dümdüz bir çizgide yürümüştür. 

Özgürlüklerde çok geri gittiğimizi hissediyorum 

AKP’nin ilk kuruluş yıllarında birtakım demokratik açılımlar söz konusu olmuştur, ama şu anda gelinen noktada ben bir karikatür sanatçısı olarak kendimi rahat özgür hissedemiyorum. Özgürlüklerde çok geri gittiğimizi hissediyorum. 28 Şubat’ta meselâ başörtüsüyle ilgili birçok yayınlar yaptık ve çizerken espriyi yakalarsam onu kaçırmam, bedelini de öderim diye düşünürdüm, ama geldiğimiz noktada on kere yutkunup bir kere söyleme noktasına geldik. Bu tabi bir sanatçı için çok iç açıcı bir durum değil. 

Sanatçıların bu dönemde susmaya hiç hakları yok 

İnsan daha ziyade barış içinde kardeşçe yaşamayı, tabiî ki güven hissedecek ve yani, bu dünyadan götüreceğimiz ne var diye düşünecek. Sevgiden başka ne var? Paylaştıkça çoğalan tek şey sevgidir. İnsanların birbirine olan sevgisi saygısıdır. Bizim başka insanların ne yaptığından değil de biz bir arada nasıl yaşayabiliriz üzerinden hareket etmemiz lâzım. Sanatçıların bu dönemde susmaya hiç hakları yok. 

Masumların haklarını gözeten bir tavrımız var

Aygün’ün daha sonra söz verdiği Kadir Akbaş şöyle konuştu: “Ben 1980 ihtilâli sonrasında sanık olarak yargılandım. Bir ay kadar Selimiye Cezaevinde kaldım. Sonrasında 28 Şubat’ta gazetenin avukatlarından biriydim. O dönemde neredeyse her yazarımızın her yazısı DGM’de dâvâ konusu oluyordu. Sonra Balyoz- Ergenekon Dâvâları’nda da o günkü yayın politikamızda yine adil yargılanma şartlarının gözetilmesi, yaftalamalarla bunun bir siyasî tasfiyeye dönüştürülmemesi, masum insanların haklarının gözetilmesi noktasında bir tavrımız vardı. 

Tarifsiz bir travma geçiriyoruz 

Ben 12 Eylül’ü sanık olarak, sonraki dönemleri de aktif bir avukat olarak yaşamış biri olarak söyleyeyim ki hiçbir dönemle kıyaslanmayacak kadar yargı ağır bir baskı altında. Ve tarifsiz bir travma geçiriyoruz. Yargı bu denli kolay tasfiye edilip etki altına alınabiliyorsa, bugün görev yapan hâkim savcılardan bağımsız davranmalarını nasıl bekleyebiliriz? Referandum öncesinde savunmanın temelsel ayaklarından biri olan Barolar Birliği Başkanı Anayasa paketiyle alâkalı kanaatini açıkladı diye, alenen tehdit edildi. ‘Bedel ödeyecek’ dendi. 

Bu ortamda kimse kendini güvende hissetmesin 

“Türkiye toplumu belki de her şeyden öncelikli olarak yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda acil sesini yükseltmeli. Türkiye’de görev yapan hâkim ve savcıların kahir ekseriyetinin demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan kişilerden oluştuğuna inanıyorum. Toplumun bu yönde güçlü bir talebi olmalı ki; bu talep yargı erkinde karşılık bulsun. Aksi takdirde kimse güvende değil. Kimse kendini güvende hissetmesin. Bize düşen herkes için adil yargılanma şartlarını istemek. Toplum, yangın her eve sıçramadan önce yargıya adalet dışında hiçbir şeyle hareket etme diyebilmeli. Son dönemde hükümet yanlısı medyada bile vicdan sahibi kalemlerin, bu yönde ciddî eleştirileri olduğu görülüyor. Yani toplum ya sesini yükseltecek, ya da bir daha ağzını açamayacak kadar suskunluğa mahkûm olacak.” 

Hukuk fakülteleri anayasayı konuşmaktan korktu

“Bu kadar hukuk fakültesi olmasına rağmen, anayasa paketini bilimsel olarak değerlendirecek bir toplantı yapmaktan kaçındılar. Eğer korku bu kadar egemen olursa, neredeyse her kasabaya bir fakülte bir üniversite açmanızın bir anlamı yok ki. Artık fikir üretmiyor. Konuşmaktan fikir üretmekten korkuyor. Kanaatini paylaşmaktan korkan bir üniversite öğretim üyesi olabilir mi? Tabi Türkiye’nin en saygın anayasa hukukçusunu ihraç ederseniz, bu durum diğer öğretim üyeleri açısından tehdit edici bir durum olur ve susmayı tercih ederler.” 

Demokrasilerde her fikrin var olma hakkı var 

Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerine yapılan operasyonlar açısından görüşü sorulan Güleçyüz, “Demokrasilerde her fikrin var olma hakkı var” diyerek şöyle devam etti; “Bu gazetelerle dünya görüşümüzün aynı olması mümkün değil, beklenemez. Birbirimizi kabullenmemiz ve birlikte olabilmeyi başarabilmemiz lâzım. Demokrasi bütün fikirlerin eşit şartlarda, hukuk çerçevesinde özgürce yarışabildiği bir rejimin adıdır. Eğer devlet gücünü, iktidar gücünü elde eden herhangi bir anlayış benim dışımdaki fikirlere hayat hakkı tanımam diyorsa burada artık demokrasiden bahsedilemez. Türkiye böyle bir iklime sürükleniyor. Bunların hiçbirini tasvip etmek mümkün değil. Her fikir özgür olmalı. Her fikrin kendini özgürce ifade ettiği bir zemin olabilmeli. Bunları 12 Eylül’de 28 Şubat’ta çok ağır baskılara maruz kalmış, ve çoğu zaman da yalnız kalmış bir gazetenin mensubu olarak söylüyorum. Kime olursa olsun baskıların tümüne karşı çıkmamız ve demokrasiden yana tavır almamız lâzım.”

İş tamamen kontrolden çıkmış durumda

Aygün muhaliflere ve Yeni Asya’ya da yapılan ‘kripto FETÖ’cü’ yaftalamasının OHAL süreciyle arttığının altını çizdi. Güleçyüz bu durumla alâkalı şunları söyledi; “fark etmişsinizdir. Adalet Bakanı bile şunları söylemek zorunda kaldı; ‘Eline kılıç geçiren, şu FETÖ’cüdür, bu FETÖ’cüdür diye kesmeye başladı’ o bile bu noktaya geldiyse, artık düşünün gerisini. İş tamamen kontrolden çıkmış durumda. Bunu tekrar kontrol altına alma noktasında inisiyatif alması gerekenlerin başında hükümet geliyor. İktidarın sınırlar aşıldı deyip dur deme noktasında ortaya bir irade koyması gerekir. İktidarın bunu yapması lâzım, muhalefetin bu noktada yardımcı olması lâzım. Toplumun da ‘ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, nereye varırız’ gibi bir sorgulamayı sür’atle yapıp, bu durumdan en kısa zamanda çıkması lâzım.” 

Türkiye bir an evvel aklını başına toplamalı 

“1974’ten beri ayrı olduğumuzu bilmelerine rağmen FETÖ’cü ithamını bize de bulaştırmaya çalışanlar var. Fakat bunu bize yapanlar işler bu noktaya gelmezden evvel  bize niye Fethullah Hoca’yı eleştiriyorsunuz diyorlardı. O zaman bunu söyleyenler şimdi FETÖ’cülükle itham ediyor. Burada bir tutarsızlık var, hakikaten işin iyice çığırından, şirazesinden çıktığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye bir an evvel aklını başına toplamalı ve ağduyu çizgisinde, vicdan çizgisinde rotasını düzeltmeli. “

Nur terör örgütü üyeliğiyle suçlanıyor

“Arkadaşımız Nur Ener Kılınç içerde. Silâhlı terör örgütü üyeliğiyle suçlanıyor. Eline silâh almamış, terörle hiçbir ilgisi olmamış, kendisini mesleğine adamış, çok parlak idealleri olan pırıl pırıl bir arkadaşımız. Ama böyle bir abes suçlamayla 106 gündür özgürlüğünden mahrum.” 

Aygün: Yeni Asya daha etkili oluyor

Aygün Silivri ve birçok cezaevine Yeni Asya’nın alınmamasının sebebini ‘Hayır’cı ve muhalif olduğu şeklinde tanımladı. “Belki de benim söylediğim lâflardan daha ziyade Kâzım Bey’in sözleri, Özdabak’ın çizimleri daha çok canlarını yakıyor. Çünkü daha fazla etkili oluyor” diyen Aygün, “Yeni Asya’yı 1970’lerin ortasından beri biliyoruz. Gülen hareketine belki de en sert eleştirileri dile getirenlerden biri. AKP onunla kol kola gezerken de eleştiren bir grup. Gelinen noktada insan hakları ihlâlleri olunca da yine Yeni Asya tavrını ‘suç bireyseldir, bunu herkese dikte etmeyelim’ şeklinde koydu. Ama bir yandan da yine hedef oluyorsunuz. Adlarını vermeyeyim İslâmcı bazı gazeteler var. kraldan daha çok kralcı. Bunlar Yeni Asya’ya, Kâzım Bey’e FETÖ’cü diye saldırıyorlar. Benzerlerini biz de yaşıyoruz” dedi.

HABER: ÜLKER YILMAZ CABA

Okunma Sayısı: 2077
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • evren

    15.6.2017 12:02:42

    tebrik ederim. böyle buluşmalara ve müzakere zeminlerine gerçekten ihtiyaç var.

  • NURETTİN CERAN

    15.6.2017 11:50:36

    Sizi tebrik ediyorum HALK TV

  • HÜSEYİN İLHAN

    15.6.2017 10:54:05

    ALLAH RAZI OLSUN.Aziz üstadımıza layık olarak fevkalade güzel mesajlar verdiniz.Cemiyetin üzerinde olan ölü toprağının kalkması için gayet güzel seslendiniz.YENİASYA GAZETEMİZ ve siz değerli mensupları ile iftihar ediyoruz. Makam-mevki,mansıp yada havfından sesi çıkmayanlara ibretlik bir DURUŞ SERGİLEDİNİZ.RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı