"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zübeyir Gündüzalp'ten irade terbiyesi ile ilgili prensipler

08 Eylül 2017, Cuma 12:00
Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin, Risale-i Nur'dan ilhamla kaleme aldığı altın prensiplerden; irade terbiyesi ile ilgili prensipler

İrade kudreti çok cehd sarfından ziyade, zihnin bütün kuvvetlerinin aynı gaye ve istikamete doğru sevk edilmesiyle izah edilebilir.

Terbiyenin en makbul olanı, kendi kendimizi terbiye etmektir.

Sürekli ve iradî dikkat cehdleri sarf etmeye kendimi alıştırmalıyım.

Terbiyenin en makbul olanı, kendi kendimizi terbiye etmektir.

Şuurlu çalışmalı ve düşünerek okumalıdır. Böyle zihnî eksersizler, idmanlar, münazaralar yapmalı; zihni inkişaf ettirmeli, hafızayı kuvvetlendirmelidir.

Takip edilecek gaye ise, kesif ve devamlı dikkat cehdleri temin etmekten ibarettir. Zihnî terbiyede esas, her gün bu kabil zor ve devamlı cehdleri kemal-i cesaretle tekrar etmeye alışmaktır.

Cehdlerimizin aynı gaye ve istikamete doğru teveccüh etmiş olması lâzımdır.

İrade kudreti çok cehd sarfından ziyade, zihnin bütün kuvvetlerinin aynı gayeye ve aynı istikamete doğru sevk edilmesi ile izah edilebilir.

Zihnen çalışmak dikkatli olmaktır. Tefekkür etmek, dikkatin bir noktaya teksif ve temerküzünden başka birşey değildir. Görülüyor ki, zihnî faaliyetin her ikisinde de dikkat mevzuu bahistir.

Tabiatımızın, manevî bünyemizin ilmi, teferuatına varıncaya kadar bize yabani olmamalıdır. Zihnî ve nefsî hasselerimizin ve arzularımızın sebepleri bizce mâlûm olmalıdır.

Fikirler kuvvetlerini hislerden, teessürî hallerden alırlar. Fikirler hisler ile beslenir, kuvvet bulur. Fikir kendi başına bir kuvvet değildir. His ve heyecan, onun mücadele için, muvaffak olabilmesi için muhtaç olduğu kavvet menbaıdır. Fikrin mücadelede muvaffak olabilmesi için iki kuvvete ihtiyacı vardır. O da his ve heyecandır.

Fikirler tahkikî imandan gelen aşk ve kuvvetle kuvveden fiile çıkarlar.

Fikrin hareketlerimiz üzerindeki tesiri zaıyf olabilir. Fakat his ve heyecanın kuvvet ve tesiri büyüktür.İrademi kuvvetlendirmekten ibaret olan gayem bir defa vâzıh bir surette meş'ur oldu mu, bilhassa çalışmak hususunda iradem şuurlaştı mı, bütün haricî âlemden, ahvalden ve bütün intibalardan his ve fikrimi çekip kurtarmalıyım.

İnsanın yapmadığı işler, yapmak istemediği ve yapamayacağına inandığı işlerdir.

Müsbet birşeyi devam ettirmek, insandaki istidatları kemale ulaştırır.

Herşeye el atan, herşeyi terk eder.

Birşeyi halledip bitirmeden veya bir eseri anlayarak okuyup tamamlamadan diğerine başlamak unutkanlığa sebep olur.

Sürekli ve iradî dikkat cehdleri sarf etmeye kendimi alıştrımalıyım.

Okunan ilmî ve imanî meseleyi zihnen tekrar etmeli, sonra sesli olarak okumalı, sonra kelimelerle anladığını yazmaya çalışmalı, şuurlu çalışmalı, düşünerek okumalıdır.

İmanî bir fikrin kendimize mal edilmesi ve hayatımıza tatbik edilmesi için, onun aklımızda kalması gerekir.

Bunun için, şuurlu olarak daimî tekrarlar, eksersizler yapmak gerekir.

İnsanın düşünce ve niyeti ne ise, o insan, ancak onlara göre bir insandır.

Gayeme muvafık bir his şuurumdan geçtiği vakit, onun sür'atle gitmesine mâni olmalıyım. Onun üzerine dikkatimi teksif etmeliyim. 

Başka muvafık ve ulvî his ve fikirleri uyandırması için, o hissi icbar etmeliyim (zorlamalıyım). Eğer arzu ettiğim bir his bende yok ise ve uyanmıyorsa, onun hangi fikirlerle veyahut hangi grup fikirlerle alâka ve rabıtası olduğunu tetkik etmeliyim ve onları şuurumda kuvvetle tutmalıyım. Bu şekilde, istediğim fikri veya hissi uyandırmalıyım.

Eğer süflî ve lüzumsuz bir fikir şuuruma gelir ve beni meşgul ve rahatsız ederse, ona dikkat sarf etmekten vazgeçmeliyim. Zihnimi dağıtmamak için, gayem dışındaki lüzumsuz şeylerle oynamamalıyım. Vakit zayi etmemeliyim. Zamanımı israf eden münakaşa ve sohbetlere katılmamalıyım. 

Kendi nefsime inayet-i Hakla, himmet-i Nurla hakim olmaktan, tasarruf etmekten mütevellid bir şükür ve şeref duymamalıyım. Ve başkalarının tâbi oldukları cereyanlara kendimi kat'iyyen kaptırmamalıyım.

Nefse hakimiyete muvaffak olmak için en müessir vasıtalar, ruhta şiddetli sevgiler veyahut sert ve şiddetli def'i kuvvetler-nefret gibi-doğuranlardır. Nura sevgi, zulmete nefret...

Güzel birşeyi veya fikri tefekkür ettiğim zaman, kelimelerle düşünmek yerine, düşündüğüm şeyleri gayet vâzıh bir surette görmek istemeliyim. Veya ifade ettikleri mânâları düşünmeliyim.

Umumî bir göz gezdirmek, tenbel ruhların usulüdür. Mütekâmil ruhlar, zihinde tefekkürün muhtelif noktalarının damla damla takattur etmesine ve bal gibi süzülmesine imkân verirler.

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 1941
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı