"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cevabını aradığımız sorular

02 Ağustos 2011, Salı
ACBÜ’Z-ZENEB DR. BAHRİ TAYRAN

Bir önceki yazımızda yedi âyetten bahsetmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim:
İkinci âyet:
Mezarlarımızdan tekrar yaratılarak aynen iade edileceğimiz Rum Sûresi’nde (30/27) bildirilir. Fakat bu birinci yaratılma olan dünyadaki ile kıyaslanarak verilir. Ve ona göre de daha kolay olacağı ifade edilir. Âyet meali şöyledir:
“Sizin iade edilmeniz (yani tekrar yaratılmanız) dünyadaki ilk yaratılışınızdan (yebdeu’l-halk) daha kolaydır.” (Rum: 30/27). Bu âyette ifade edilen “‘Daha kolay olmak’ ne demektir?” sorusunun açılımını, Bediüzzaman’ın orijinal cevabıyla, canlıların vücutlarında görev alan zerrelerin eğitim görmüş olduklarında arayacağız.
Üçüncü âyet:
Yukarıda geçen Rum Sûresi’nde (30/27) her bir insanın ikinci yaratılışının birinciden daha kolay olduğu ifade edilirken, Lokman Suresi’nin 31/28. âyetinde ise kudret-i İlâhiyenin kanuniyet sırları içindeki bir başka muhteşem yaratma tecelliyatı ders verilir. Bu kanuniyet sırrında “bir ile binin” eşit olduğunu görüyoruz.
Bediüzzaman, bu hakikati, “bir mumdan, bir ayna ile bin aynanın aynı anda ışığı taksim olmaksızın eşit almalarındaki kanuniyet sırrı” veya “bir komutanın bir askere verdiği emir ile bir orduya verdiği emrin aynı kelime olmasındaki faaliyette, bir asker ile on bin askerin fark etmemesi” örneğiyle “bir ile bin”in aynılığını göstermesi şeklinde açıklar.
Şimdi âyetin “bir ile bin” arasındaki farkı ortadan kaldıran ifadesini görelim:
“Sizin bu dünyada yaratılmanız da, öldükten sonra yeniden yaratılmanız da ancak nefs-i vahid gibidir.” (Lokman 31/28)
Burada “nefs-i vahid”in derin anlamı üzerinde durmayacağız. Sadece “tek nefis”, “tek kişi” gibi lügat anlamını esas aldığımızda, “bütün insanların yaratılması”, “tek bir kişinin” yaratılması gibi olduğunun sunulmasıdır.
Dördüncü âyet:
İkinci yaratma olan kıyamet sonrasında her şeyin birimini bilmesek de çok hızlı olacağı, kuralların sebepler kullanılsa da mu'cizevî bir kudret alanında yürütüleceğini görüyoruz.
Beşinci âyet:
Kıyametle birlikte ebedî âlemin yaratılışı ve hayatında mu'cizevî boyutlu bir Kudret tecelliyatı hâkim olacaktır. “Başka değil, sadece bir tek sayha olmuş, derhal hepsi huzurumuza celp edilmişlerdir.” (Yasin: 36/53)
Altıncı âyet:
“Sonra ona (yani sur’a) bir daha üflenmiştir. Bu kere de, hep onlar kalkmışlar, bakıyorlardır” (Zümer: 39/68)
Yedinci âyet:
”Gözleri zillet ve dehşetten düşmüş olarak, sanki yayılan çekirgeler (ceredun) gibi kabirlerinden çıkarlar” (Kamer: 54/7)

İşte bu âyetlerle çerçevesi çizilen öldükten sonraki yaratılışımız hakkında, her bir insanın kendi “acbü’z-zeneb”inden yaratılacağını Hz. Muhammed (asm) çok özel ve anlam dolu bir terimle, “acbü’z-zeneb”le ifade etmiştir. Bu terimi, geçtiği hadis metinleriyle birlikte incelerken, aşağıdaki üç soruya cevap arayacağız:
1- Acbü’z-zeneb eşittir kuyruk sokumu kemiği midir?
2- “Hardal tanesi” kuyruk sokumunda var mıdır? Vücuttan çürümeyen bir öz halinde mi kalmaktadır? Bu ne demektir?
3- Acbü’z-zeneb, insan vücudunda görev almış zerrelerin (atom ve moleküller) “kitab-ı mübîn” ve “kitab-ı hafızda” kaydedilmiş şekli olup, kıyamet sonrası ikinci yaratılışta “hardal tanesi” gibi terkip mi edilecektir?

Okunma Sayısı: 1073
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı