"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Acbü’z-zeneble ilgili kullanılan terimler

16 Ağustos 2011, Salı
ACBÜ’Z-ZENEB DR. BAHRİ TAYRAN
Din bilginlerinin acbü’z-zeneble ilgili olarak kullandığı terimleri açıklamaya devam ediyoruz:
e) “Çürümeyen maddî öz” terimi “insan bedeninin bütün özelliklerini taşıyan” tanımı ile “acbü’z-zeneb”in terkip halinde bulunduğu kanaatini çağrıştırmaktadır. “Bu terkip her ölen insan için var mıdır; yoksa ikinci yaratılış başladığı zaman mı oluşacaktır?” Bu çok önemli soruya “zerreler”le ilgili kısımda tekrar dönülecektir.
f) “En son çürüyen parçası” olarak “acbü’z-zeneb”i tanımlama “çürümeyen maddî öz”ün zıddı gibi görünüyorsa da, mineral maddelere inince çürümeyen alan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu iki görüş arasında ciddî bir fark kalmaz.
g) “Nüveler” ve “tohumlar” hükmünde “ecza-i esasiye” ve “zerrât-ı asliye” olarak acbü’z-zeneb tanımı konuyla ilgili hadislerin bütününe uygun, kapsamlı bir tanım teşkil etmektedir. Bu, Hz. Peygamber’in (asm) “bakla” ve “hardal tohumu” ile kıyaslamasında açıkça görülmektedir.
Bu ifade ile Bediüzzaman hadis metinlerinden hem “zerrat-ı asliye” olarak zerreleri, hem de onlarla “nüve” ve “tohum” ilişkisini kurmuştur. İnsan vücudu toplam yaşam süresince bir yılda suyla birlikte bir ton gıdayı bünyesine almakta ve vücut genel olarak sabit bir kiloda kalmaktadır. Buna ecza-i asliye denmektedir. Öldüğü zaman bu kilosuyla mezara konmakta, çürüme ile hava ve toprağa karışmaktadır. İkinci yaratılışta tıpkı ilk insan Hz. Âdem’in (as) topraktan yaratılışı gibi milyarlarca insan ikinci defa yaratılacaktır. İşte bu ikinci yaratma sürecinde elementlerden “nüve” denen insan embriyolarının başlangıcı ve devamı sağlanırken beslenme kısmı da “tohum”la ifade edilmiştir. Tohumlar embriyoları da içinde taşırlar. Bu durumda acbü’z-zeneb, elementlerden yaratılan embriyo ve besinleriyle bir tohum seviyesidir. Hz. Peygamber (asm) bunu “bakla gibi”, “hardal tanesi gibi” ifadeleriyle ortaya koymuştur. Bunun daha açık anlamı, her insana ait çürümeyen elementlerden “zigot” mahiyetinde hücrelerinin yaratılmasıdır.
“Bu çürümeyen elementler; bir arada duran veya bir terkip şeklinde olan, hücreden küçük veya DNA gibi bir yapı olabilir mi?” Bu çok önemli sorunun cevabını gelecek başlık altında inceleyeceğiz. Çünkü buraya kadar görüşlerini aldığımız İslâm bilginlerinin ifadelerinde dikkati çeken bir başka önemli husus, çoğunluğunun “zerre” üzerinden görüşlerini ifade ederken “acbü’z-zeneb” ile “kuyruk sokumu” ilişkisinden hiç bahsetmemeleridir. Onun için konunun bir de “zerre” boyutunu Bediüzzaman Said Nursî’nin “Sözler” adlı eserinin (30. Söz Zerre Risâlesi) İslâm literatüründe ilk defa çok önemli açıklamalarıyla inceleyeceğiz. Böylece Yüce Yaratıcı’nın zerreler üzerine kurulu ve ebedî âleme bakan büyük faaliyetinde “acbü’z-zeneb’in” gerçek misyonunu tesbit etmeye çalışacağız.
Okunma Sayısı: 753
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı