"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

GÜMÜLCİNE VE İSKEÇE ANADOLU′DAN FARKSIZ

17 Aralık 2012, Pazartesi
Sınırlarımız Edirne’de bitse de aynı dili konuşan ve aynı Allah’a ibadet eden kardeşlerimiz var Batı Trakya’da... Gümülcine′de cami minareleri göklere yükselirken, şehirde telâşsız bir hayat dikkat çekiyor.
Göze de, gönüle de yakın

Çok garip bir ülkede yaşıyoruz. Kurulan sistem gereği millet olarak bir yandan “Bir Türk dünyaya bedeldir” yanlış sloganıyla yetiştirilmiş, öte yandan da aynı dili konuşan, aynı inancı paylaşan komşularımızla aramıza mesafeler koymuş, sınırlar ve duvarlar örmüşüz.
Bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Batı Trakya da maalesef gözden uzak kalan yerler arasında. Cumhuriyetin ilânıyla birlikte içe kapanan Türkiye, sınırlarının ötesinde neler yaşandığını pek bilememiş. Türkiye’yi idare edenler belki bilmiştir, ama milletin ekseriyeti yaşananlardan habersiz kalmış. Sınırlarımız Edirne’de bitse de aynı dili konuşan ve aynı Allah’a ibadet eden kardeşlerimiz var Batı Trakya’da...
Mesleğimiz icabı katıldığımız bazı konferanslarda Batı Trakya’yı temsilen gelen kişilerle sürekli konuşur, oralarda neler yaşandığını dinlerdik. Ancak bu güne kadar (karayolu ile oralardan geçip Avrupa’ya ulaşmak haricinde) Batı Trakya’ya gitmek nasip olmamıştı. Daha önce buralara giden bazı ağabeylerin dönüşlerinde anlattıkları, bizi de kamçıladı. Dâvet de vaki olunca bir Cuma sabahı erken saatlerde İstanbul’dan yola çıkarak İpsala üzerinden Batı Trakya’ya gittik.

ANADOLU’DAN FARKSIZ
Selamet ve Osman Ağabeylerin dönüşümlü kaptanlığında (Dr. Mehmet Kağan ile birlikte) Gümülcine’ye vardığımızda öğle ezanı okunmamıştı. Selamet Ağabey daha önce de buralara geldiği için Gümülcine’de bize mihmandarlık yapacak olan İbrahim Beyi bulmak zor olmadı. Arabayı bir otoparka park ettikten sonra “Eski Cami”ye doğru yol aldık. İlk intiba, Gümülcine’nin herhangi bir Anadolu şehrinden farksız olduğuydu. Sık olmasa da cami minareleri göklere yükselirken, şehirde telâşsız bir hayat dikkat çekiyordu. Tabiî camilerin yanı sıra kiliseler de vardı, ama Pazar günü olmadığı için kiliselerde hareket yoktu.

SERBEST KIYAFET UYGULANIYOR
Gümülcine’deki “Eski Cami”ye doğru ilerlerken çocukların bahçesinde koşturduğu bir ilköğretim okulunun yanından geçtik. Yunanistan’da ilköğretim 6 yıl olarak okunuyor. Okulun bahçesinde, korkuluklara yaslanan iki şirin kız çocuğunun Türkçe konuştuğunu duyunca, isimlerini sorduk. Miray ve Ayşe Nur isimli çocuklar İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince “Selâm götürün” dediler. Yanlarında da Yunan olduğunu belirttikleri bir arkadaşları vardı.
Türkiye, okullarda ‘forma ve önlük’ü bırakıp ‘serbest kıyafet’ geçme kararı alınca buna itiraz edenler çıkmıştı. Yunanistan’da serbest kıyafet uygulaması yıllardan beri devam ediyor. Ayrıca, isteyen hiçbir engelle karşılaşmadan başörtüsü de takabiliyor, bunu da hatırlatalım...

ZİRAAT MÜHENDİSİ İMAMLIK YAPIYOR
Gümülcine’de bizi karşılayan İbrahim kardeş, üniversite eğitimini Türkiye’de almış. Ziraat mühendisi olmuş ve memleketine dönünce ticarete atılmış. Bu arada, köylerindeki camide imam-hatip olmadığı için Cuma namazlarını da o kıldırıyor.
Gümülcine’de bizi karşılayan İbrahim kardeş, bizi hemen köyüne götürdü; çünkü Cuma namazı kılmak için onu bekliyorlardı. Ezan okunurken köye ulaştık. Hemen abdest alıp Cuma namazını İbrahim kardeşin imamlığında eda ettik. Hutbenin, merhum yazarımız Şaban Döğen’in “Minberden Gönüllere” adlı kitabından okunması da bizim için sürpriz oldu. Bu vesile ile Şaban Döğen Ağabeyimizi de rahmetle yad ettik. Cuna namazını kıldığımız Beyatlı Köyündeki cami ile ‘azınlık ilkokulu’ aynı binada, yanyana. Köyün camisinin geniş bir arazisi var. Köy, hayvancılık ve pamuk üretimiyle meşhur. Beyatlı ismi de bu köyün Osmanlı döneminde “at yetiştiriciliği” ile meşhur olması sebebiyle verilmiş. Beyatlı Köyünün olduğu gibi diğer yerleşim birimlerinin isimleri resmî olarak Yunanca olmakla birlikte, Müslümanlar Türkçe isimlerini kullanıyor.

MİSAK-I MİLLÎ SINIRLARI
Misak-ı Millî ya da ‘Millî Yemin,’ düşmanlarına karşı Türkiye’nin verdiği Kurtuluş Savaşı’nın siyasî manifestosu olarak kabul edilir ve altı maddeden meydana gelir. İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920’de kabul edilip 17 Şubat 1920’de kamuoyuna açıklanan bu bildiride Batı Trakya ile ilgili madde de vardır. Bu madde, “Batı Trakya’nın hukuksal durumu, halkın tam bir özgürlük içinde verecekleri oylarla tesbit edilmelidir” şeklindedir. Çünkü o günlerde Batı Trakya’daki nüfusun büyük çoğunluğu Müslümandır ve oylarla tesbit edildiğinde buraların da “Misak-ı Millî sınırları içinde” yer alacağı kabul edilir. Dolayısıyla Batı Trakya, bizim için gözden de gönülden de uzak olmayan yerlerdir. Bilinen sebeplerle tekrar Yunan yönetimine giren şehre Rumca adı geri konmuş ve Komotini denilmiş. Ancak burada yaşayan Müslümanlar halen Gümülcine olarak isimlendiriyorlar.

MÜFTÜLERİN KARARI GEÇERLİ
Batı Trakya’daki Müslüman azınlığı temsil eden müftüler, aynı zamanda ‘Kadı/Hakim’ yetkisine de sahip. Bunlar, Mecelle’ye göre karar veriyor ve bu kararlar Yunan Hükümeti tarafından da tanınıyor. Nikâh ve miras gibi konularda halen bu şekilde karar veriliyor ve bir sıkıntı yaşanmıyor.

SEÇİLMİŞ MÜFTÜ İBRAHİM ŞERİF
Gümülcine’nin seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif’i de makamında ziyaret ettik. İbrahim Şerif, 1951 yılında Gümülcine (Komotini)’ye bağlı Hasköy’de dünyaya gelmiş. İlkokulu köyünde bitirip orta ve lise tahsilini Konya İmam Hatip Lisesi’nde tamamlayan Şerif, 1978 yılında İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun olmuş ve Batı Trakya’ya dönmüş. 28 Aralık 1990’da Gümülcine Müftülüğü’ne bağlı camilerde halk oylamasıyla müftü seçilen İbrahim Şerif, halen bu görevi sürdürüyor.
İbrahim Şerif’i ziyaretimiz esnasında bir Yunan gazetesinin kendisi ve Türkiye konsolosluğu aleyhindeki yayınını bize gösterdi. Hadisenin özü şu: Yunan devlet televizyonunda “Sertlak/Gezerken” isimli bir program varmış. Bu programı yapan gazeteci İbrahim Şerif’i de ziyaret edip dinlemiş ve programında buna yer vermiş. Yunan gazetesi buna itiraz edip, “Nasıl olur da hem de devlet televizyonunda böyle bir şey yapılır” diye manşetten itiraz ediyor. Aynı gazete, Türkiye Gümülcine Başkonsolosluğuna da yaptığı çalışmalardan dolayı itiraz ediyor. Gazeteyi gösteren Müftü İbrahim Şerif, “Diğer işlerin arasında bunlarla da uğraşıyoruz işte” diye dert yandı. Batı Trakya’da Müslüman azınlığın yayınladığı haftalık gazeteler de var. “Millet” bunlardan sadece biri. Onlar da dertlerini medya lisanıyla dile getirip çare arıyorlar.

DEVAM EDECEK

FARUK ÇAKIR
[email protected]
Okunma Sayısı: 1526
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı