13 Mayıs 2013, Pazartesi
Askerliğin süresinin kısaltılması yerine, mecburi askerlik yeniden değerlendirilmelidir. Ordu-millet anlayışı eski asırlarda yaşanmış bir haldir. Ortaçağ devlet ve toplum modelinin bir gereğiydi. O zaman; Rusya da ordu-milletti, Büyük Britanya da ordu-milletti, İran da ordu-milletti.
Artık savaşlar sadece meydanlarda yapılmıyor; medya üzerinden, ekonomi üzerinden hatta sinema ve müzik endüstrileri üzerinden de savaş yapılıyor. Teknolojik savaş aygıtları, uçaklar, radarlar, uzaktan kumandalı makinalar ile savaş yapılıyor.
Üstelik her altı ayda bir yeni gelen acemi eri gelişmiş teknolojik ürünleri kullanmak üzere eğitme zorunluluğu; buna harcanan para, emek de profesyonel askerleri canından bezdirmiş durumda.
Hal böyle iken, yüz binlerce mevcutlu dev birlikler güçlü bir ordu anlamına gelir mi? Bunu oturup yeniden düşünmeliyiz…
Bizim gibi ordu-millet olmakla övünenler yavaş yavaş bu kavramı değiştirdiler. Ama biz bir türlü sorgulama bile yapamıyoruz.
Ordu-millet ile mi övünmeliyiz? Yoksa; öğretmen-millet, sanatçı-millet, bilim adamı- millet kavramları ile mi övünmeliyiz?
Uzun lafın kısası; zorunlu askerlik yerine, askerliğin teşvik edilip bir meslek olarak profesyonelce yapılabileceği, gelişmiş teknolojiler ile üretilmiş savaş makinalarının kullanılabileceği ve son derece iyi eğitilmiş uzmanlardan oluşan bir askerlik sistemi oluşturmalıyız.
Erkan Tan Yeni Şafak, 12.5.2013
Okunma Sayısı: 1101
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.