“İnsanda bu taaddüt ve teceddüt olduğu gibi, tavattun ettiği âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir. Daima tenevvü’ ediyor, her gün başka bir âlem kapısını açıyor. İman ise, hem o şahıstaki her ferdin nur-i hayatıdır, hem girdiği âlemin ziyasıdır. ‘Lâ ilâhe illallah’ ise, o nuru açar bir anahtardır.”
Bediüzzaman Said Nursi (Mektubat, s. 556)
KULLARIN EN ÜSTÜNÜ
Resûl-i Ekreme (asm) sorarlar:
“Kıyamet gününde kulların en üstünü kimlerdir?”
Resûlullah (asm) cevap verir:
“Allah’ı çok zikreden mü’min kullardır.”
Bu cevaba şaşıran sahabeler sormaya devam ederler:
“Ya Resullallah! Zikreden mü’minler Allah yolunda savaşan kimselerden de mi daha hayırlıdır?”
Resûl-i Ekrem (asm):
“Allah yolunda savaşanlar tüm vücudu kan ile boyanana kadar savaşmış olsalar bile, Allah’ı çok zikreden kullar derece bakımından daha üstündürler.”
Bunun üzerine Sahabe-i Kiram nasıl zikretmek gerektiğini sorar.
Peygamber Efendimiz (asm):
“İki kelime vardır ki, bunlardan birisi söylenildiği anda perdesiz arşa yükselir. Birisi de söylendiği zaman göklerle yerin arasını doldurur. Bunlardan biri ‘Lâ ilahe illallah’ diğeri de ‘Allahu Ekber’dir.”
Sahabîler ile beraber Resul-i Ekrem’i dinleyen Abdullah ibni Ömer bunları duyunca o kadar ağlar ki gözyaşlarından sakalları ıslanır.
Nihayet Resul-i Ekrem’in söylediklerini tasdik ederek ekler:
“Ya Resulallah, bu iki kelime bize canımızdan daha da sevimlidir.”
Şeyma Kösmene