23 Mayıs 2013, Perşembe
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta gerçekleştirdiği Washington ziyareti, ileride Türkiye’nin Suriye politikasında büyük bir kırılmanın yaşandığı bir ziyaret olarak hatırlanacaktır.
Erdoğan’ın gezisi, zengin görselliği içinde, Türkiye’nin iki yıldır izlemekte olduğu Suriye politikasının isabetsizliğinin uluslararası camiaya ve Türk kamuoyuna Beyaz Saray’ın bahçesindeki bir ilkyaz yağmuru altında seremoniyle ilanı gibi de değerlendirilebilir.
«««
Politikanın geçersizliği bir dizi somut sonuçta ve gelişmede kendisini gösteriyor. Birinci sırada, bütün oyun planını hiçbir ihtiyat payı bırakmadan Beşar Esad rejiminin kısa zamanda çökeceği varsayımı üzerine kuran AK Parti hükümetinin öncelikle bu hesabının yanlış çıkması yer alıyor. Burada ciddi bir değerlendirme hatası yapıldığı konusunda bugün giderek genişleyen bir konsensus söz konusu.
İkincisi, askeri seçeneğin zorlanmasına karşılık bu alandaki beklentiler de karşılıksız çıkmış, bütün çarklar “siyasi çözüm” yönünde işlemeye başlamıştır.
Konsensus halindeki üçüncü bir sonuç, Suriye’deki krizin Türkiye’nin Ortadoğu’daki olayları tek başına yönlendirebilme kapasitesinin sınırlarını göstermiş olmasıdır.
Ve dördüncü nokta, Ankara’nın Beşar Esad rejiminin “geçiş yönetimi” içinde yer almasını da kabullenmek durumunda kalmasıdır.
Aslında bu başlıktaki çarpıcı değişimi Başbakan Erdoğan’ın sözleri üzerinden de okuyabilmek mümkün. Washington’a hareketinden önce “İkinci Cenevre Anlaşması gibi yaklaşımlar var. Bunlar da bize biraz, yani bu ipe sanki un sermek gibi geliyor” diyen Erdoğan, Beyaz Saray görüşmesinde bu yaklaşıma destek verdikten sonra “ipe un serme” sözleri hatırlatıldığında “Benim fikrimdeki değişme diyebilirsiniz veyahut bir gelişme de diyebilirsiniz...” diye konuşmuştur.
«««
Washington ziyaretinin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri, güney komşusu Suriye’de sürmekte olan içsavaşın artık bir “uluslararası sorun”a dönüştüğü gerçeğiyle barışık hale gelmesi olmuştur.
Bu uluslararası sorun Rusya ve İran’ın Ortadoğu’daki bekalarıyla, Suudi Arabistan, Katar gibi Arap ülkelerinin bölgedeki nüfuz mücadeleleriyle ve İsrail’in güvenlik politikalarıyla çok yakından ilgili olduğu için önümüzdeki dönemde sayısız aktörün açıkça ya da perde arkasından devrede olacağı büyük pazarlıklara, müzakerelere ve oyunlara sahne olacak uzun ve yorucu bir döneme hazırlıklı olmalıyız.
Kuşkusuz Türkiye de bu pazarlıklar içindeki en kritik güç merkezlerinden biri olacaktır. Ancak yeni dönemin koşulları, Ankara’nın Suriye politikasının ayarlarını ciddi bir şekilde revizyondan geçirmesini gerekli kılıyor.
Aslında yeni dönemin ayarlarının bir bölümünün ipuçlarını Beyaz Saray’ın bahçesinde yapılan açıklamalarda da bulmak mümkündür.
Bunlardan biri, ABD’nin Irak’ta yaptığı vahim bir hatadan çıkardığı dersin doğrudan bir sonucudur. 2003’te Irak’a savaş açan ABD, izlediği politikayla Saddam Hüseyin rejiminin bütünüyle çökmesini zorlamıştır. Devlet aygıtı çökertilince yenisini kurmak kolay olmadığı gibi muazzam bir kaos ve otorite boşluğu ortaya çıkmıştır. Obama’nın Erdoğan’ın yanında sarf ettiği “Suriye’nin içindeki kurumların hâlâ işlediği bir siyasi geçiş sürecine doğru ilerlemeliyiz” şeklindeki sözleri, Irak’taki hatanın Suriye’de tekrarlanmayacağının en açık kanıtıdır.
«««
Washington ziyaretinin Türkiye açısından en önemli sonuçlarından biri, güney komşusu Suriye’de sürmekte olan içsavaşın artık bir “uluslararası sorun”a dönüştüğü gerçeğiyle barışık hale gelmesi olmuştur.
Bu uluslararası sorun Rusya ve İran’ın Ortadoğu’daki bekalarıyla, Suudi Arabistan, Katar gibi Arap ülkelerinin bölgedeki nüfuz mücadeleleriyle ve İsrail’in güvenlik politikalarıyla çok yakından ilgili olduğu için önümüzdeki dönemde sayısız aktörün açıkça ya da perde arkasından devrede olacağı büyük pazarlıklara, müzakerelere ve oyunlara sahne olacak uzun ve yorucu bir döneme hazırlıklı olmalıyız.
Kuşkusuz Türkiye de bu pazarlıklar içindeki en kritik güç merkezlerinden biri olacaktır. Ancak yeni dönemin koşulları, Ankara’nın Suriye politikasının ayarlarını ciddi bir şekilde revizyondan geçirmesini gerekli kılıyor.
Aslında yeni dönemin ayarlarının bir bölümünün ipuçlarını Beyaz Saray’ın bahçesinde yapılan açıklamalarda da bulmak mümkündür.
Bunlardan biri, ABD’nin Irak’ta yaptığı vahim bir hatadan çıkardığı dersin doğrudan bir sonucudur. 2003’te Irak’a savaş açan ABD, izlediği politikayla Saddam Hüseyin rejiminin bütünüyle çökmesini zorlamıştır. Devlet aygıtı çökertilince yenisini kurmak kolay olmadığı gibi muazzam bir kaos ve otorite boşluğu ortaya çıkmıştır. Obama’nın Erdoğan’ın yanında sarf ettiği “Suriye’nin içindeki kurumların hâlâ işlediği bir siyasi geçiş sürecine doğru ilerlemeliyiz” şeklindeki sözleri, Irak’taki hatanın Suriye’de tekrarlanmayacağının en açık kanıtıdır.
Sedat Ergin
Hürriyet, 22.5.2013
Okunma Sayısı: 671
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.