"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikî kahramanlar

26 Mayıs 2013, Pazar
Çağlar boyu insanlığın ve bütün toplumların kendi kahramanları olmuştur. Bizlerin de kahramanları olmuş tabii ki. Ancak hakikî kahramanların kimler olduğunu göremeyecek kadar köreltilmiş gözlerimiz. Çevremizde her daim birileri tarafından icat edilip piyasaya sürülen, işleri bitince de tıpkı bir tüketim maddesiymiş gibi değiştirilen ‘hormonlu kahramanlar’dan mıdır bilinmez, artık insanlar kime kahraman diyeceklerini şaşırmış durumdalar. Herkeste bir kahraman olma çabası ve herkes kahraman... Her gün yeni birileri çıkarılmakta piyasaya, tutarsa ne ala, tutmazsa unutalım gitsin.
Hormonlu kahramanlar hayatlarımızın değişmeyen tutsaklık arzusu… Peki, bu hormonlu kahramanlar ne yaptılar da kahraman ilân ettik onları… Hiçbir şey yapmadılar tabiî ki. Bize bir kahraman lâzımdı, biz de kendilerini kahraman sanmalarına izin verdik, onları cesaretlendirdik. Gerçek kahramanların kalplerimizden silinmesini isteyenlerin de ekmeğine yağ sürmüş olduk.
Çoğumuz sahte kahramanlarla büyütüldük ve onlara benzememiz istendi. Bazıları zaafları olmayan, insanüstü güçlere sahip, gerçekte hiç olmamış mitolojik, süper varlıklar oldu, bazıları da toplumun en zayıf olduğu dönemlerde, koruyucu olarak ortaya çıkardığımız biri oldu. Birileri geldi, gitti, sonra başkası geldi gitti. Değişmeyen tek şey ise bu sahte kahramanların her daim hayatlarımızda olması. Hâlbuki özgür bir toplum sonsuza dek sahte kahramanlarla var olamaz.
Seralarda özel olarak yetiştirdiğimiz bu hormonlu kahramanlara sonsuz sadakatle bağlı olan bizler sadece itaat etmekle kalmıyor; onların kusur ve yanlışlarını görmemek için akıllıca yalanlar, dalâvereler, sebepler uydurmayı da ihmal etmiyoruz. Böylece vicdanımız hep rahat. Çünkü korkuyoruz. Bir dönem ayakta alkışladığımız kahramanların tam zıt fikirli olanlarını başka bir dönem yine ayakta alkışlıyoruz. Bunun örnekleri kendi tarihimizde ve dünya tarihinde bolca mevcut. Bir de onu en çok seven olduğumuzu göstermek için sürekli yarışıp duruyoruz birbirimizle. Bu da korkumuzun mu, yoksa sevgimizin mi bir sonucu, sanırım hiçbir zaman anlayamayacağım.
Günümüzdeki düzen ve teknoloji de bu GDO’lu kahramanları istedikleri gibi allayıp pulluyor. Bayramlıklarını giydirip giydirip pazarlıyorlar bizlere. Çünkü bizden onları hep olduklarından daha yüce ve ulvî görmemiz isteniliyor. Birileri onları öldürmeyip ısrarla gelip tekrardan kendilerini kurtarmasını beklese de, mezarları, heykelleri önünde diz çökse de; kendilerine bir yardım edemiyorlar. Belki bir gün bu inattan vazgeçilir ve asıl kahramanların farkına varılır.
Belki bir gün hakikî, nurlu kahramanların farkına varılır...
Peki kim bu Nurlu Kahramanlar? Onlar benim, sizin, bizim gerçek kahramanlarımız aslında. Tarihin karanlık dönemlerinin, kahraman mücahidleri onlar. Ancak bu nurlu insanlar kahraman sıfatına yakışabilir. Onları tanımamak, bilmemek hakikaten büyük bir eksiklik olacaktır.
Benim kahramanım İslâmiyet’i kabul ederken “Allah (cc) beni yaratırken babam Ebû Talib’e mi sordu ki, ben iman edeceğim zaman ona sorayım” diyen Hz. Ali’dir (ra), benim kahramanım İslâm tarihinin kendisine şehitlerin efendisi dediği Hz. Hamza’dır (ra), benim kahramanım vücudunda kılıç değmedik yer kalmayan Hz. Halit bin Velid’dir (ra), benim kahramanım İslâm’ı ilk kabul eden insanlardan olup, kendisine Mi’raç olayında Rasulullah’ın (asm) “Bir gecede Kudüs’e, oradan da göklere gidip geldiğini söylüyor sen bu işe ne dersin?” denildiğinde cevaben “O söylüyorsa doğrudur” diyerek imanını ortaya koyduğunda kendisine “Sıddık” lâkabı verilen ve İslâm’ın ilk halifesi olan Hz. Ebu Bekir’dir (ra), benim kahramanım hiç korkmadan ve çekinmeden Kâbe’nin yanına vararak Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın Rahman Sûresi’ni yüksek sesle Mekkeli müşriklere okuyan Hz. Abdullah bin Mes’ud’dur (ra), benim kahramanım Mekke’de ilk kez halkın içerisinde “Lâ ilahe illallah” diyen Ebu Zer Gifarî’dir (ra), benim kahramanım Uhud Savaşında iken Efendimiz’e (asm) fırlatılan oka kolunu siper yaparak çolak kalıp vücudunun bir parçasını da vererek cömertliğini bu noktada da gösteren Talha bin Ubeydullah’tır (ra), benim kahramanım Uhud Savaşı’nda vücudu kanlar içinde kaldığı halde Peygamberimiz’i (asm) korumak için çarpışıp kahramanlık gösteren kadın sahabe Hz. Nesibe’dir (r.anha), benim kahramanım Peygamber Efendimiz’in (asm) “Seni seviyorum” dediği Muaz bin Cebel’dir (ra), benim kahramanım “Ya Rasûlullah, sizin üzerinize hiçbir kimseyi tercih edemem, benim annem de, babam da sensin” diyerek Peygamber sevgisinin, anne ve baba sevgisinin üstünde olduğunu belirten Zeyd İbni Harise’dir (ra), benim kahramanım on sekiz bin âlemin Peygamberi Hz. Muhammed’dir (asm).
Benim kahramanım dünyevî olan her şeyi elinin tersiyle iterek ezberimizi bozan, dünyamızı sarsan asrımızın Nur kahramanlarıdır. Kimi çok güzel yazı yazar, kimi çok şakacıdır, kiminin ilmî seviyesi oldukça yüksektir. Köylü gibi görünen ama mahkemelerde en usta avukatları cebinden çıkaran Ahmet Feyzi Kul Ağabeydir benim kahramanım. Türkiye’nin dört bir yanında dâvâ edilen din kardeşlerini kurtarmak için gece gündüz demeden, olağanüstü bir gayretle koşturan ve hepsine de Allah’ın izniyle yetişen bir kahramandı o. Benim kahramanım Bediüzzaman’ın “Kâinata değişmem” dediği talebesi, Mücedid-i Azam’ın veziri, ‘bin talebe yerine’ kabul edilen, Bediüzzaman’dan hasiyet taşıyan şahsiyet Zübeyir Gündüzalp’tir. Benim kahramanım Üstadın kendisi için, on veli kuvvetindedir dediği Tahiri Mutlu Ağabeyimizdir. Benim kahramanım ihlâs ve sadakat abidesi Bayram Yüksel’dir, benim kahramanım Üstad Bediüzzaman’ın hizmetine on dört yaşında girmiş, ama adeta büyümüş de küçülmüş Ceylan Çalışkan Ağabeyimizdir. Benim kahramanım eşini, işini, evladını, malını, hülâsa sevdiği her şeyi arkada bırakıp yüzünü yalnız Nur’a yönelten bir muhabbet kahramanı olan Mustafa Sungur Ağabeyimizdir. Benim kahramanım ilmin anahtarı olan sorularıyla Mektubat başta olmak üzere, pek çok hakikatin vücut bulmasına vesile olan Hulusi Yahyagil Ağabeyimizdir. Benim kahramanlarım bütün Nur Talebeleri ve bizler için ahiretini dahi feda etmeye hazır olan asrın müceddidi Bediüzzaman Said Nursî’dir.
 
ÖMER DİNLER
Okunma Sayısı: 1114
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı