Abonelik
E-gazete
  2 Ekim 2014 Perşembe
Ana Sayfa Güncel Yurt Haber Yazarlar Dünya Ekonomi Kültür Sanat Spor Medya-Politik Eğitim Otomobil Bilim ve Teknik Lahika Görüş
 

12 14 16 18

İyi bir eleştiri nasıl olmalı? 27.03.2014
Bir gün derste hocamız bizden okulumuzu eleştirmemizi istemişti. 30 kişilik sınıftan ilk 29 kişi sürekli olumsuz şeylerden bahsederken son kişinin okula ait güzel bir şey söylediğini dün gibi hatırlıyorum. Bu örnekten sonra eleştiri deyince, eleştirmek denince sadece kötü özelliklerin gelmemesi gerektiği zihnime ders olarak kazındı. Gerçi Üstad söylemişti; “Güzel gören güzel düşünür” diye. Aslında bu vecize ile iyi bir eleştirinin nasıl olması gerektiğini Üstad ifade ediyordu.
 
Ağacı meyve verme iddiasında olanlar bilir sürekli kötü eleştiri alırlar. “Hevesini kırmak istemem ama”, “kızma-kırılma-darılma ama”, “sen bana bakma yine de” gibi birçok “kırıcı” cümle duymuşuzdur. Belki de sinirlenip “Sizin ağaç da meyve versin, biz de sizin ağacı taşlayalım” dediğimiz bile olmuştur. Eleştiri denince, akla eserin olumsuz yanlarının belirlenip okuyucuya aktarılması gelir. Bu yanlış bir düşüncedir. Gerçek bir eleştiride, eleştirilen eserin hem olumlu, hem de olumsuz yanları bir arada verilir.
Eleştirinin maksadı, iyi ve güzel olan san’at eserinin değerini ortaya çıkarmak, san’atı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, eseri kalıcı bir niteliğe kavuşturmaktır. Böyle yaparak san’atçıyı da daha güzel yazmaya, onu olgunlaştırmaya ve daha başarılı eserler vermeye de teşvik etmektir. Eleştiri, bu şekilde karşı tarafa kılavuzluk yapmaktır. San’attan kasıt bir eserdir. Ortaya konulan bir ürün bir değer…
İyi bir eleştiri nasıl olmalı dersiniz?
-Eleştiri iyi niyetli olmalı, güzel görmeli, güzel düşünmelidir.
-Eleştiri iyi maksadlı olmalıdır. Yapıcı olmalı kırıcılıktan uzaklaşmalıdır. Meselâ, geçenlerde bir yazımızda “risaleler yayınlanmış” diye yazmışız. Ancak bir kardeşimiz aslının “yayımlanmak” olacağını gayet nazik bir dille uyarıyor. Bakınız ne güzel bir eleştiridir. İnsana yön veriyor, insanı mutlu ediyor ve insanda yazısının okunmuş olmasının ve dikkate değer bulunmasının sevincini yaşatıyor.
-Eleştiri biraz da çözüm sunmalıdır. Taşlamak yerine filiz vermeye imkân sağlanmalıdır.
-Eleştiri yaparken nesnel olunmalıdır. “Sen” dilinden kaçınılmalı ve suçlayıcı olunmamalıdır.
-Herkes eleştiri yapmamalıdır. Eleştirmende önbilgi ve birikim şarttır.
-Yapılan eleştirinin/tenkidin doğru, olumlu, Allah’ın rızasını gözeten bir gayesi olmalıdır. Bu madde gayet mühim bir maddedir. Bu konuda, “Son Şahitler’de Üstad’ın ‘İman Uhud Dağı gibidir. Kusurları çakıl taşları gibi. İnsanın kusuru ne olursa olsun, imanı varsa başka kusurlarına bakılarak, medâr-ı tenkid yapılmaz’ sözü tam da bu konuya işaret ediyor.
-Moral ve ilham kaynağı olan bir eleştiri önemlidir. Şevke medar olan bir eleştiri hayırlıdır.
-Bir kusuru abartarak sahibinin bütün iyiliklerini hiçe saymak eleştirinin ilmî değil, garazlı olduğunun göstergesidir. İşte bu düstur da gayet mühimdir. Aksi takdirde uhuvvete zarar vermektedir. Haset, kıskançlık, ötekicilik gibi  duyguların filizlenmesine sebep olabilir.
Evet, iyi bir eleştirinin nasıl olması gerektiği çok büyük önem arz eden konulardan. Eleştiri ahlâkını bilmediğimizden kırıp döküyoruz, kalpleri yaralıyoruz. Ne diyelim, “Hayırlı Eleştiriler.” İnşâallah biz de Üstad gibi, “Gözümdeki çapağı gösterene minnettar olurum” deme gibi anlayışa sahip olmaya çalışırız.
 
Mehmet Tosun
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
902 Kere Okundu
       Yorumlar  
Henüz Yorum Eklenmemiş.
İlk Yorumu Siz Ekleyiniz.

 

Öğretmenin çevresi ile olan münasebetleri
Bir önceki yazımda öğretmenin okul idare...
02.10.2014
Eğitim sürecinde öğretmenin önemi
Eğitim; kişinin belli bir hayat tarzını ...
02.10.2014
Eğitim ile öğretim arasındaki farklar
Genelde halk arasında yanlış veya birbir...
02.10.2014
Nice yıllar oldu hep aynı şarkı
Eğitimin mutfağından yazıyoruz. Nice yıl...
02.10.2014
Arama
İle Göre Bak