"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman inkişafı

Habibe Işık
17 Ocak 2012, Salı 00:00
“’İman, Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâmın tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmâlen tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur.” 1 Bediüzzaman Hazretleri İşârâtü’l-İ’câz adlı eserinde imanın tanımını bu şekilde yapmıştır. Yani iman dinin zaruri hükümlerinin yanında gayrısının da lisânen ikrar ve kalben tasdik edilmesidir.

Kelime mânâsı olarak iman güvenmek, emin olmak, güven vermek anlamındadır. İman bir süreçtir. Sürekli tazelenmesi gereken bir olgudur. Ömür boyu devam eder. Kur’ân-ı Kerim’de “Ey iman edenler, Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin!”2 diye vurgulanması, iman etmenin bitmeyen bir yolculuk olduğunu ifade etmektedir. Peygamber Efendimiz3 (asm) de imanın sürekli yenilenmesi gerektiğini şu hadis-i şerifle ifade etmektedir: “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illâllah’ ile yenileyiniz.”
İmanın birçok mertebeleri olduğunu ve inkişaf edebileceğini, yine Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde ifade etmektedir:
“İman, yalnız icmâlî ve taklidî bir tasdike münhasır değil; bir çekirdekten, tâ büyük hurma ağacına kadar ve eldeki aynada görünen misâli güneşten ta deniz yüzündeki aksine, ta güneşe kadar mertebeleri ve inkişafları olduğu gibi; imanın o derece kesretli hakikatleri var ki, bin bir esma-i İlâhiye ve sair erkân-ı imaniyenin kâinat hakikatleriyle alâkadar çok hakikatleri var ki, ‘Bütün ilimlerin ve marifetlerin ve kemâlât-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkîkîden gelen tafsilli ve bürhanlı marifet-i kudsiyedir’ diye ehl-i hakikat ittifak etmişler.’’4
İmanın mertebeleri ve inkişafı taklitten tahkîke bir yoldur. İmanın inkişafının nasıl olacağını yine Bediüzzaman Hazretleri şu şekilde ifade etmiştir:
“Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi ve her derde devâ ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz. Yani, tevbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal ediniz.’’5
Burada Bediüzzaman Hazretleri, iman nimetinin inkişaf ettirilmesiyle bütün dertlere mukabele edilebileceği kanaatine varıyor. Peki, bütün dertlere, kederlere iman nasıl çözüm oluyor?
Bir mü’min Cenab-ı Hakk’ı esmâsıyla tanımalıdır. Esmâlarını tanıyabildiği ölçüde imanı o kadar kavîleşir. Mü’minin nazarında şu dünya Rahman’ın bir zikirhânesidir. Her şey lisan-ı haliyle Cenab-ı Hakk’ı tesbih eder. Beşer için şu dünya bir misafirhanedir ve insan buraya ebedî hayat için gerekli levâzımatı tedarik etmek üzere gönderilmiştir. Bütün hayvanlar, insanlar vazifelerini bitirdikten sonra aslî vatanlarına gönderilir; böylece diğer vazife sahipleri yerlerini alabilsin. Bütün hayat sahipleri için bu geçerlidir.
İşte iman nimeti insana dünyayı bu şekilde seyrettiriyor. Bize tevhidin tüm sırlarını gösteren âlem-i şehadet ve içinde hadsiz şükür için bir araya gelmiş umum mahlukat, zîşuur, zîruh, nebatat ve hayvanatı tanıttırıyor. Bu bakış açısı bütün dertlerimize bir tiryak oluyor inşâallah. İmanımız da tevbe ve istiğfar ile namaz ve ubudiyetle inkişaf ediyor.

Dipnotlar: 1- İşarat’ül İ’caz, s.45, 2- Nisa Suresi:136, 3- Müsned, 2:359, 4- Asay-ı Musa, s.236, 5- Lem’alar, s.221

Okunma Sayısı: 640
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    206.

    gün

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı