"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cenaze marşı

Halenur Kurun
06 Aralık 2018, Perşembe 02:09
İnsan bazı hakikatlerin farkına tam varamıyor.

Okuyor, biliyor ve ilme’l-yakîn’i sağlıyor belki. Ancak kimi zaman akılda bulunan bir bilgiden öteye geçiremiyor bazı şeyleri.

Risale-i Nur’daki hakikatlerin de ne kadar hakikî olduklarını içten içe bilsem de insanın göze inen aklı, fikri kendi deneyimlemeden göremez, hissedemez oluyor bazen. Böylece farkına varmadan gaflete dalan bizlere, elhamdülillah Rabbimiz merhameti ile muamele ederek hatırlatıp fark ettiriyor. İlme’l-yakînden ayne’l-yakîne geçmemizi sağlıyor. Ben de geçenlerde bana yaşattırılan böyle bir deneyimi paylaşmak istedim. Ehl-i dünyanın ölüme nasıl baktıkları ile ilgili birçok bahis bulunmakta, Risale-i Nur’da. Korktukları için, adem sandıkları için düşünmek istemeyerek nefislerinin arzuları ile dünyaya dalarak oyalandıklarını… Ölümün hatırlanmak istemeyen bir tabu oluşu.

19. yy Batı Edebiyatı Aynasında Japonya isimli, ismiyle hemhal bir dersimiz var. Bu derste sırası ile farklı alanlarda 19.yy Batısı hakkında sunumlar yapıyorduk. Müzik hakkında sunum yapan arkadaşlar, o dönemin önemli bestecilerini tanıtıp en ünlü eserlerinden biraz biraz dinletiyordu. Nasıl öldüklerinden de bahseden arkadaş tebessüm ile ölümleri ilginç bulduğunu, nasıl öldükleri ile ilgilendiğini bahsedince Hocamız ‘Ölümü ne yapacaksın, hayata, yaşamaya bak’ dedi. Üstad Hazretleri’nin bahsettiği, Risaledeki temsillerde sıkça geçen o soldan gelen vesveseli fısıltıları ilk defa böyle sesli duyuyordum. Beste dinleme sıraları Mozart’ın ölmeden önce bestelemeye başlayıp ölmesi ile tamamlayamadığı; ölümünün ardından eşinin ricası ile bir öğrencisinin tamamladığı Requiem (Ağıt, ölüler için ilâhî) parçasına ve Chopin’in Funeral March (Cenaze Marşı) parçasına geldiği zaman Hocamın 30 saniye bile dinletmeden, ay içimiz karardı modunda durdurup sıradaki konuya geçiyor.

Bu ders boyunca ehl-i dünyanın ölüme bakış açısı hakkında ilmen aklımda bulunan bilgiler, ayne’l-yakîne inkilab ettirildi sanki. Ölüme karşı böyle soğuk bir bakış açısına ve öcü tutumuna karşı tek düşünebildiğim ise ecelin hiç gelmemesini umacağım bir hayat geçirmemek oldu. Daha az günah, daha çok istiğfar, daha çok ibadet ve zikirle meşgul olmak. Ölümü güler yüz ve huzur ile karşılamak; Rabbime yakınlaşmak ve O’nun verdiği sayısız nimetlere değecek bir kul olmaktan geçiyor diye düşündüm.

Ve kapanışı da yakın zamanda okuduğum ve bizlerin halini icazlı bir şekilde ifade eden Mesnevî-i Nuriye’deki Şemme bölümünün sonunda geçen duâdan bir kısım ile yapmak istedim. ‘…Günahlarımı bağışla, çareleri daralan, yüzüne karşı kapılar kapanan, doğru yolda olanların izinde yürümek kendisine güçleşen, ömür günleri tükendiği halde nefsi gaflet, günah ve faydasız amel sahalarında başıboş yaşamaya devam eden kuluna merhamet et.’

Okunma Sayısı: 905
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı