"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstikbalden gelip maziye dökülmek

Halil AKGÜNLER
12 Ekim 2017, Perşembe
20. Mektupta geçen ve yaratılış sırlarını ihtiva eden ilginç bir ifade:

“Otuz Üçüncü Mektubun Yirmi Dördüncü Penceresinde beyan edildiği gibi, şu mevcudat, irade-i İlâhiye ile seyyâledir. Şu kâinat, emr-i Rabbânî ile seyyaredir. Şu mahlûkat, izn-i İlâhî ile, zaman nehrinde mütemadiyen akıyor, âlem-i gaybdan gönderiliyor, âlem-i şehadette vücud-u zâhirî giydiriliyor, sonra âlem-i gayba muntazaman yağıyor, iniyor. Ve emr-i Rabbânî ile, mütemadiyen istikbalden gelip hale uğrayarak teneffüs eder, maziye dökülür.”1

İfade mevt ile ilgili bölümde geçiyor. Kainatın sürekliliği ve işleyişi açısından çok mühim hakikatleri ihtiva ediyor. İfadede geçen, “mütemadiyen istikbalden gelip hale uğrayarak teneffüs eder, maziye dökülür” tabiri ise çok daha dikkat çekici. Bu tabir çokların da aklına takılıyor. Hatta bazı yerlerde sual edilmiş ve bu konuda bazı cevaplar da verilmiş. Ancak yine de meselenin daha geniş bir açıdan izahına ihtiyaç var gibi gözüküyor. Çünkü mezkur ifade yaratılışla ilgili derin manaları bünyesinde barındırıyor. Bu konuya sinema misali ile açıklık getirmek mümkündür.

Bir sinema filmi nasıl hazırlanır? Öncelikle uygun bir senaryo ve oyuncu grubu bulunur. Sonra uygun bir mekanda film çekimleri yapılır. Bu çekimler stüdyolarda işlenir, üzerinde çalışmalar yapılır ve nihayetinde gösteriye hazır hale getirilir. Sonra bu film büyük bir film şeridine işlenir. Böylece bir sinema salonunda gösterime başlanır. Film sinema salonunda büyük bir makineye takılır ve film kareleri sinema perdesinde gözükmeye başlar. Film kareleri sinema perdesine belli bir hızda gösterilerek hareket hasıl edilir. Seyirci de belli bir süreç içinde filmi izlemeye devam eder. Filmin tamamı ise film makinesi içindeki tüm ruloda kareler içinde mevcuttur. Yani filmin tamamı sinema perdesine gelmeden önce ve hatta perdeden gittikten sonra da mevcuttur.

Bu noktada üç durum söz konusudur. Film perdede oynamaya başladığı zaman filmin gösterilmeyen kısmı istikbaldir. Yani daha gösterime girmemiştir. Sinema perdesinde görünen ve seyircilerin seyrettiği bölüm ise haldir. Yani o mevcut görünen zamandır. Filmin seyredilen kısmı ise maziye gitmiş şeklidir. Filmin ekranda seyredilme süreci ise zamanı tanımlar. Zaten sinema dediğimiz şey de fotoğraf karelerinin belli bir hızda gösterimidir. Yani her şey resimdir. Belli bir hızla gösterildiği için hareket hasıl olmaktadır.

Bu noktada yukarıdaki ifadeye dönersek kainatın da tüm olmuş ve olacak her şeyin, bütün canlı ve cansız mahlukatın mevcut ve kayıt altında olduğu kolaylıkla anlaşılır. İşte adeta bütün mevcudat bir sinema filmi gibi devasa bir şerit olarak yaratılmış. İlim nevinden gaybi olan bu perdeler şehadet alemi dediğimiz şu görünen alemde gösteriliyor. Nasıl ki bir sinemada film şeritleri üzerine ışık düşürülerek film kareleri görülebilir hale getiriliyor ise, adeta dünya yüzündeki mahlukat da zaman denizinde Güneşten gelen nur ile gören gözlere gösteriliyor.

Big Bang ile gösterilmeye başlanan kainat filmi, bir sinema filmi gibi gösterime açılıyor, görünen kısımlar maziye dökülüyor. İşte bu film şeridi bittiği zaman gösteri de sona erecek ve maziye dökülen tüm gaybi kareler ahiret alemlerinde baki ve daimi bir mahiyet ve hüviyet kazanacak.

Zaten şu şehadet aleminde hareket eden zerreler de bu yönde faaliyet göstermektedirler. 30. Sözde bu hususa şöyle dikkat çekilir:

“Evet, tahavvülât-ı zerrât, âlem-i gaybdan olan herşeyin geçmiş aslında ve gelecek neslindeki intizamata medar ve ilim ve emr-i İlâhînin bir ünvanı olan İmam-ı Mübînin düsturları ve imlâsı tahtında ve zaman-ı hazır ve âlem-i şehadetten teşkil ve icad-ı eşyada tasarrufa medar ve kudret ve irade-i İlâhiyenin bir ünvanı olan Kitab-ı Mübînden istinsah ile ve seyyal zamanın hakikati ve sahife-i misaliyesi olan Levh-i Mahv, İsbatta kelimât-ı kudreti yazmak ve çizmekten gelen harekâttır ve mânidar ihtizazattır.2

ifadede geçen “ İmam-ı Mübîn” tabiri kainatın tüm filmine, “Kitab-ı Mübîn” tabiri ise görünen kısmına tatbik edilebilir. Filmin ekranda değişim süreci ise “Levh-i Mahv, İsbat” olarak tanımlanabilir.

Meseleyi özetleyecek olursak: Kainatta tüm olmuş ve olacak hadiseler ve mahlukatın tamamı “İmam-ı Mübin” denilen bir film şeridine kaydedilmiş. Kitab-ı Mübin düsturları içinde şehadet aleminde gösteriliyor. Gösteri bittikten sonra ise mazi kayıtlarına geçiyor. Yani tüm eşya gelecekten gelip, hale uğruyor ve maziye dökülüyor.

Dipnotlar:

1-Mektubat, s. 34

2-Sözler, s.744 

Okunma Sayısı: 646
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı