"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsraf eden, iflâs eder

Halil ELİTOK
06 Eylül 2018, Perşembe 00:02
Son zamanların en önemli konusu israftır.

İsraf deyince sadece yiyip içilenler akla gelmemelidir. Her alanda yapılan ihtiyaç fazlası olan her harcama, ve her alanda göze çarpan her savurganlık israfçılıktır. Zamanda israf, ekmekte israf, suda israf, ömürde israf, vücutta israf, sermayede israf, giyimde ve kuşamda israf... Ferdin israfından tutunuzda devletin bütün kurum ve kuruluşlarında yapılan israflara kadar diz boyu israfın boyutuna varıncaya kadar her şeyde.

Bazen bu israflar, israf değil zannıyla yapılmakta, bazen de israf olduğu bilinerek ne yapalım anlayışıyla bir belânın içine düştük anlayışıyla yapılan israftır. İsraf hangi anlayışla ve mantaliteyle yapılırsa yapılsın mazur görülemez. Bunun makul kabul edilebilinecek tarafı yoktur.

İsraf, Allah’ın nimetlerinden alabildiğine istifade etmek değildir. Bazen devleti temsil edenler, “Devletin onurunu ve itibarını koruma” adına yaptıklarını söyleseler de israfta itibar olmayacağını onlarında bildiği kanaatindeyim.

Çünkü; Bediüzzaman’ın Lem’alar Kitabında İmam-ı Âzam’a ait olan bir sözü şöyle nakleder:  “Lâ israfe fi’l-hayri kemala hayra fi’l-israfi- Yani, Hayırda ve ihsanda israf olmadığı gibi israfta da hiçbir hayır yoktur.”1

Bediüzzaman, Lem’alar adlı eserinde: “İsraf, şükre zıttır” ifadesiyle insanın manevî dilencilikten ve zilletten kurtulmasına sebeptir.

İsraf edipte sıkıntıya düşmeden ve sefalete düçar olmadan hayatını idame ettirene rastlanılmamıştır. Çünkü, Allah’ın ona ikram ettiği nimetler ilânihaye değildir. Her birisi imtihan için verilmiştir. Bu hususta Bediüzzaman; Lem’alar adlı eserinde şöyle ifade eder: “İsraf zihniyetiyle geleceğe hazırlamaktadır. Üreten değil, tüketen toplum olmayı esas almıştır. Bütün argümanlarını buna göre dizayn etmiştir. Bu günün medeniyeti, kazanma yerine hazırı tüketmeyi biriktirme yerine çarçur etmeyi yeğlemiştir. 

İçinde yaşadığımız medeniyeti Bediüzzaman şöyle değerlendirmiştir: “Medeniyeti hazıra, semavî dinleri tam dinlemediği için, beşeri hem fakir edip ihtiyacatı ziyadeleştirmiş; iktisat ve kanaat esasını bozup israf ve hırs ve tama’ı ziyadeleştirmeye, zulüm ve harama yol açmış.”3

Dipnotlar:

1- Lem’alar, YAN, İstanbul-1994, s. 149.

2- Sözler, Lemaat, s. 663.

3- Hutbe-i Şamiye, s. 158. 

 

Okunma Sayısı: 1827
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı