"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Küresel dünyada demokrasi ve İslâm

Hasan GÜNEŞ
22 Haziran 2018, Cuma 00:11
Bir zamanlar dünyanın en önemli meselesi yeryüzünün küre şeklinde mi yoksa tepsi şeklinde mi olduğuydu.

Şimdi ise İslâm ile demokrasinin birbiriyle uyumlu olup olmadığı cevabı aranan en önemli soru. Bu uyumluluk dünya kamuoyunda kabul görürse dünyanın yuvarlak olması gibi büyük keşiflerin ve fütuhatların önünü açacak büyük bir adım atılmış olacaktır.

Tarlasında ya da yaylasında günlük işleri ile meşgul olanlar için belki de dünyanın nasıl olduğu çok önemli değildi. Ancak gelecek asırların dünyalarını kuracak olanlar için hayatî ehemmiyet taşıyordu. Nihayetinde dünyayı onlar şekillendirdiler. Biz de zihnimizdeki ve ayaklarımızdaki prangaları kırmaya çalışırken bir yandan da onların şekillendirdiği coğrafyada yer kapmaya çalışıyoruz.

O zamanlar dünya coğrafyasının merkezinde olan İslâm dünyası için yeryüzünün şeklinin küre olduğu bilinmekle birlikte çok da önemli görülmüyordu. Hatta düz olması daha avantajlı gözüküyordu. Doğuya ulaşan ve bizim elimizde olan İpek ve Baharat yollarından başka bir yol yoktu ve olmamalıydı. Batı, kıyamete kadar bize uğramak mecburiyetindeydi. Fakat hakikat başkaydı. Hakikata direnmenin maliyeti büyük oldu.

Şimdi demokrasi ve hürriyet de aynı şekilde. Dünyanın yuvarlak olması gibi demokraside de çiftçi ve çobanın da gerisinde olup “beni ilgilendirmiyor” diyenler yok değil! Ancak dünyaya yön vereceklerin ya da geleceğin dünyasının bütün meselesi bu.

Batı ya da İslâm dünyasının dışındakiler ekonomik ve siyasî pek çok meseleyi halletmiş gibi görünseler de hâlâ insanca yaşamakla ilgili önemli meseleleri çözemediklerinin farkındalar. Refah ve konforun ekseriyete yayılamadığı, dünya barışının sağlanamadığı, iç huzurun elde edilemediği gibi önemli gerçekler ortada. Yine aynı şekilde “insanlığın nereden gelip nereye gittiği” sorusu ya da bu âlemin ve insanlığın başıboş ve boşu boşuna yaratılmadığı” hakikatları hak din arayışının motor gücü.

Bütün bu arayışlar gelip İslâm’da odaklanıyor. Aklı başında her Batılı Tevrat ve İncil’e bakınca bu hikâye eksik, bu hikâye yarım hatta önemli yanlışlar var! Bunun mutlaka devamı veya bir tamamlayıcısı ya da aslı olmalı diye düşünüyor. Nazarlar Kur’ân’a ve İslâm’a dönerken ister istemez İslâm dünyasına ve özellikle Ortadoğu’ya takılıyor. Bütün ümitler kralların, diktatörlerin, demokrasi ve hürriyet karşıtlarının ve demokrasiye “küfür rejimi” diyenlerin ayaklarının altında yıkılıyor, parçalanıyor.

İster istemez her Avrupalı “Biz Müslüman olursak ya da Müslümanlar çoğunluk olursa krallar ve emirler ülkesi mi olacağız. Ya da Hitler ve Stalin’in İslâm versiyonu mu gelecek?” endişesini taşıyor.

Çin ve Hindistan’a ulaşmak için Ortadoğu’ya uğramadan Afrika’yı hatta yerküreyi dolaşanlar için İslâm asla imkânsız değil! Çünkü tarih ve hakikatlar da aynı şekilde. Krallara ve modern emirlere uğramadan Kur’ân’a ve Saadet asrına ulaşmak her zaman mümkün. Hakikata giden yol birden fazla hatta binlerce...

Avrupa “Bizim kanunlarımız halk için yazıldı, prensler için değil!” denilen dönemlerden hesap veren ve mütevazı araçlara binen yöneticilere terakki etti. Biz ise hesap veren, deveye kölesiyle sırayla binen Hz. Ömer’den (ra) geliyoruz. Onlar “Allah’ın seçip gönderdiğine inanılan krallardan biz ise seçimle gelen dört halifeden geliyoruz. Gelinen noktada onların doğru İslâm’ı kabul etmesi belki de bizimkilerden çok daha kolay!

İslâm dünyasında demokrasiye karşı çıkanlar da aynı şekilde “dünya düzdür” mantığıyla ısrar ediyorlar. “Kim ki dünyanın yuvarlaklığı gibi kesin olan bir hakikatı dine dayandırarak reddetse dine karşı büyük bir cinayet ve hıyanet etmiş olur.” Muhakemat’tan mealen aktardığımız bu fetvada olduğu gibi o zatlar bugün olsa demokrasi ve hürriyetleri reddedenler hakkında da aynı hükmü vereceklerdi.

Yerküre’nin gerçek şeklini kabullenemeyerek ticaretten siyasete birçok sahada eski düzen devam edenler nasıl dünyanın altında kaldıysa şimdi de İslâm, demokrasi, hak ve hürriyetlerde de gecikenler dünyanın altında kalmaya mahkûmdur. İslâm’ın anlaşılmasında gölge etmemek belki de her şeyden önemlis.

Okunma Sayısı: 3250
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı