"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neden?

Havva Küçük KONUR
24 Eylül 2017, Pazar
Çok farklı resimler canlanıyor önümde. Farklı terennümler, değişik keyfiyetler, sukût-u hayaller, ihtizaza gelen hissiyâtlar…

Ve ardından sökün eden gözyaşları… Pişmanlık serdeden düşüncelerin milyonlarcası hücum ederken, yalnız kalan damlalar… İlk soru, en can alıcı soru, en baştaki soru seni yeniden buluyor ve tekrar başa dönüyorsun: Neden?

Nedenin ardından niçinler, nasıllar, amalar, fakatlar… Geçiyor önünden birer birer. Hepsine cevap veremediğin, sessizliğinde mahcup olduğun soruların altında ezilirken, geçiyor zaman.

Bu mekân, bu yer, bu önümde tecessüm eden şekiller… Farklı bir âlem yakalamıştı bizi. Değişik zaman dilimlerinin imbiğinden süzülmüştük. Burada, bu mekânda yan yana namaz kılmış, duâ etmiştik. Caminin bu köşesinde, sadece sen ve ben vardık. Yalnız ve sade… Şu an farklı ruh hallerine sahip sen ve ben… 

Oysa ne kadar da güzeldik rüyalarda. İki mü’min abla ve kardeş olarak omuz omuza namaz kılarken, birbirimize duâ etmek için ellerimizi kaldırdığımızda, duâlarımıza ismimizi kattığımızda… Her şey o kadar olması gerektiği gibiydi ki.. Rüya demeye, rüya diye dillendirmeye çekiniyor insan. Diyemiyor.

Her şeye rağmen düşünüyorum. Gözyaşlarımız beraber akamaz mıydı? Ellerimiz Yaradan’ın huzurunda beraber açılamaz mıydı? İsimlerimizin birbirine katıştığı duâlarımız, ebedlere merdiven olamaz mıydı? Dünyayı aşan, masivayı geçen, maveraya uzanan yolculuklarımız, âlem-i ahirete ulaşamaz mıydı? Belki… Kimbilir… Ulaşsaydı… Keşke…

Eğer ulaşsaydı, sabahın çiği gibi saklardım içimde. Ma-i Nisan der, etrafa serperdim. Gönül damlalarıma ekler, içten içe kaynayan kuyular gibi taşardım. Hiçbir şey durduramazdı beni.

Ama öyle bir şey var ki, duruyorum. Hiç çabalamıyorum, uğraşmıyorum, hırçınlaşmıyorum. Kader-i İlâhî… İşte yalnızca onu düşününce düşüyor ellerim. Bakışlarım onunla iniyor yere. Başımı eğiyorum itaatle. Böyle olması gerekiyormuş, böyle oldu demek… Kalbimin taşan yerlerini dindiriyor, yaralarımı kabuk bağlatıyor, hüznümü, elemimi gideriyor. Daha farklı baktırıyor sanki, daha bir dingin… Gözyaşlarını silip biraz daha net bakıyorsun ya etrafına. İşte öyle. Gözünün yaşını, kalbinin elemini, yüreğinin hüznünü gideren Rabbin, her derdine derman oluyor. Şükrediyorsun. “Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız da o şey hakkınızda hayırlıdır; bir şeyi seversiniz, ama o şey ise hakkınızda şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 216) âyetine teslim oluyor, duruluyorsun.

Sana olan iştiyakım gözlerimde asılı kalıyor hep. Görememenin burukluğunu yaşıyorum bu şehre her adım attığımda. Senin bunlardan hiç haberin yok, ama değil mi? Seni rüyamda gördüğüm camiye gidip namaz kılamıyorum ben. Ya da gittiğimde ikimizin kıldığı yerde kılıyorum. Ağlayarak… Senin için hediyeler biriktiriyorum evde. Eğer bir gün… diye devam eden cümleler kuruyor, getiremiyorum sonunu. Eğer bir gün… Görüşürsek eskisi gibi diyorum ve susuyorum. Ve tabiî bunları da bilmiyorsun.

Geçmişin mezar taşlarını geleceğe diktiğimiz şu günlerde, belki de en çok birbirimize ihtiyacımız vardı. En çok sevgiye, muhabbete acıkmıştık. Küçük dairemiz böyle genişleyecek, sînelerimiz böyle açılacaktı belki ummanlar gibi, kaybettik.

Biz aslında birlikte varız. Birlikte var olmalıyız. Yoksa iki ayrı damla gibi buharlaşıp gideceğiz.

Okunma Sayısı: 1768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı