"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’dan siyasî ikaz ve tavsiyeler

Hüseyin GÜLTEKİN
03 Eylül 2018, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman’ın; “şeytandan kaçar gibi, siyasetten kaçıyorum” dediği; “Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz..” dediği; her türlü haksızlıkların, zulümlerin, cinayetlerin hükümferma olduğu, “meleği şeytan; şeytanı melek” olarak gördüğü, ihlâsı, kardeşliği, birlik beraberliği yok ettiği, kin ve adaveti körükleyip, gerginlik ve kutuplaşmalara sebep olduğu,” menfaat üzerine dönen siyaset canavardır” dediği; her türlü yalan, hile ve aldatmanın revaçta olduğu bir şeydir siyaset...

İşte Bediüzzaman’ın hayatı boyunca zararlı siyaset olarak gördüğü ve hayatı boyunca şiddetle kaçındığı ve talebelerine de bu yönde ısrarla telkin ve tavsiyelerde bulunduğu siyaset bu çeşit siyasettir. Ve maalesef Türkiye’de ve dünyada halen yapılmakta olan siyaset de bu menfi ve zararlı siyasettir.  

Üstad Bediüzzaman, bir taraftan bütün insanlığa zarardan başka hiçbir faydası olmayan böyle bir siyaset tarzından kaçınırken; bir taraftan da insanları birbirine düşüren, toplumun huzur ve sükûnunu bozan, bir fesat aletine dönüştürülen adeta parçalayıcı bu canavara karşı seyirci kalmadı, lâkayt kalmadı.

Böyle bir siyaseti nasıl ıslah edebilirim, faydalı bir dost haline nasıl getirebilirim diye bir arayışın içine girdi. Buradan hareketle “siyasiyyunu irşat” gayesiyle siyasilere gerekli olan bazı tavsiye, telkin ve ikazlarda bulundu. Onların ellerine değişmez en doğru ve isabetli ölçü ve düsturları vererek yardımcı olmayı vazife bildi.

Bu meyanda hayatı boyunca siyasî tercihlerini açıkça hep Osmanlı ahrarlarının devamı olan Demokrat siyasî kadrolardan yana kullandığını da biliyoruz. Vatan, millet ve Kur’ân adına onların muvaffakiyetleri için duâ ederek, onlara yardımcı olup, nokta-i istinat olduğunu başta Emirdağ Lâhikası olmak üzere Nur Külliyatı’nın muhtelif mektuplarından öğreniyoruz.   

 “...O Said siyasetle, içtimaiyet-i İslâmiye ile ziyade alâkadardır” şeklindeki net ifadelerinden de Üstadın İslâmiyet ile alâkalı olup biten meselelerle ilgilendiğini öğreniyoruz.

 “Fakat sakın zannetmeyiniz ki o, dini siyasete alet, vesile yapmak mesleğinde gitmiş!” beyanından da onun dine ve dindarlara tamiri mümkün olmayan zararlara sebep olacak dinî değerler üzerinden siyaset tarzından şiddetle kaçındığını anlıyoruz. 

“Haşa o, bütün kuvvetiyle siyaseti dine alet ediyormuş.” ifadelerinden de onun elden geldiği kadar siyaseti dine vesile ve basamak yapmaya çalıştığını, siyasileri de dine dost ve yardımcı olmaya çabaladığını anlıyoruz. 

“Ve derdi ki: “Dinin bir hakikatını bin siyasete tercih ederim”  beyanından da onun asıl gayesinin bilinen siyasetin ötesinde dine hizmetten başka bir gayesinin olmadığını öğrenmiş oluyoruz. 

 “O gizli münafık zındıkların, Garplılaşmak bahanesiyle siyaseti dinsizliğe alet yapmalarına mukabil, bir kısım dindar ehl-i siyasetin dini, siyaset-i İslâmiyeye alet etmeye çalışmışlardı.” Bu her iki siyasî cereyanın da başta dinî değerler olmak üzere, vatanın ve milletin huzuruna, birlik ve beraberliğine tamiri mümkün olmayan ayrıştırmalara, kutuplaştırmalara sebep olacağını haber vererek, başta Nur Talebeleri olmak üzere bütün ehl-i dine ve bütün insanların bu zararlı siyasî cereyanlara kapılmamaları noktasında uyarı ve ikazlarda bulunuyor Bediüzzaman.    

Okunma Sayısı: 1146
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    3.9.2018 15:14:09

    Eski bir siyasinin "Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" diyerek (Cumh.3.9) mevcut gidişatı ve ekonomik krizi "kıyamet" ile tavsif etmesi, keza HSK Başkan Vekili'nin yargıçları "Kıyamet Günü" ile korkutması (Cumh.02.9) yetkili ağızlardan gidişatımızın hiç de söylendiği gibi iyi ve güllük gülistanlık olmadığını haber veriyor. Artık "kandırmakla iş görmekten" ülke ve millet menfaatine vazgeçelim. İğneden ipliğe fiyatların güncellendiği(!) bir Türkiye manzarasını yaşayıp duruyorken, hâlâ, (16 yıldır yapılmayan şeylerin) birkaç aya varmaz toparlarız gibi akla, mantığa, gerçeğe aykırı beyanlar ile geçiştirilmesi doğru mu? Değilse, bugüne kadar izlenen politikaların ve yönetim tarzının yanlış olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. İkaz ve tavsiyeler kulak vermeyen, hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü rafa kaldıran ülkelerin sosyal, siyasal, ekonomik kriz yaşaması kaçınılmazdır.

  • Gündüz Alp-2

    3.9.2018 14:42:25

    16 yıldır ülkeyi tek tabanca idare eden bir iktidar döneminde, hâlâ, Yargı cenahından Yargıtay Başkanı'nın "Liyakat", HSK Başkan Vekili'nin "Kıyamet Günü" diyerek hatırlatma yapmaları ve bir yerlere mesaj vermeleri ne anlama geliyor? İhtiyaç ise, var olan değil yok olan şey talep edilir değil mi? Acınacak bir halimiz de, ülkede ciddi bir kriz varken, ülkeyi senelerdir yönetenlerin kusuru hiç üzerine almamaları, kendilerine toz kondurmamaları. Varsa yoksa "dış düşman" "dolar/kur" üzerinden yürütülen ekonomik savaş. Daha düne kadar kendi kendine yeten ülkenin bugün samanı ithal eder hale gelmesini "nasıl bu hale geldik?" diye sorgulayan yok. Herkes "sessiz düşünmeyi" tercih ediyor. Sesli düşünenler -özellikle yandaş medya- da güç ve iktidarın yanında konuşlandığından, halkın değil, gücün "sufle" ettiği şeyleri söyleyerek algı operasyonu yapmaktadır. Halkın doğru haber alma, doğrulardan haberdar olma hakkı maalesef tam anlamıyla yerine getirilmiyor.

  • Gündüz Alp

    3.9.2018 14:14:05

    Sayın Gültekin, bu konuda onlarca uyarıcı ve aydınlatıcı yazılar yazarak görevinizi yaptınız ve yapıyorsunuz. Hak ve hakikat adına teşekkür ediyorum. Fakat ekonomi rant, siyaset de menfaat üzerinde tam gaz gidiyor. Gidişat hayra alamet değildir. Rant ekonomisi ile menfi ve menfaatçi siyaset, teşrik-i mesai etmiş, vatan ve milletin hak, hukuk ve menfaatlerini adeta kemirmekte. (Yeni Asya ve camiası hariç) Ehli hak ve hakikat olan şahs-ı maneviler veya kanaat önderlerinden sadra şifa bir ses de çıkmıyor. Acaba niye? Gerçeğe karşı kör, sağır ve dilsiz olmak, onun gerçekliğini ortadan kaldırmıyor. "Dindar iktidar" argümanını kâfi ve vâfi görüp, Demokrat siyaset ve siyasetçilere tercih ettiklerinden mi? Yalnız bu tercih, Bediüzzaman'ın siyasi ikaz ve tavsiyesiyle örtüşmüyor. İlke, prensip, kaide, düsturları bir kenara bırakıp, sadece "dindarlık" üzerinden siyasete bakmak ve taraftar olmak ne kadar doğru olabilir? Ülkenin şu hali bize bir şeyler söylemiyor mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı