"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Böyle giderse ...

Hüseyin GÜLTEKİN
12 Haziran 2017, Pazartesi
Bazı dinî hassasiyetlerini kaybeden, duyarsızlaşan, bencilleşen, “nemelâzımcı” bir anlayışa sahip bir toplum haline geldik maalesef..

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla, her gün artarak devam eden haksızlıklar ve zulümler karşısında seyirci kalan, ”sus pus” olan bir toplum haline geldik. On binlerce masumun, mağdurun çığlıklarına kulaklarını tıkayan, olup biten kanunsuz keyfiliklere gözlerini kapayan bir toplum haline geliyoruz sanki. Toplumda yaşanan gerginleri, kavgaları, işlenmekte olan cinayetleri, her türlü ahlâkî aşınmaları artık normal karşılmaya başladık.  

Artarak devam etmekte olan haksızlıklara, hukuksuzluklara zulüm derecesine varan uygulamalara karşı seyirci veya suskun kalmanın ötesinde olup bitenleri alkışlayanlar var. Bu durumun devam etmesi halinde, Allah (cc) korusun bu milletin başına daha büyük arzî veya semavî belâ ve felâketlerin geleceğinden korkulur.  

Bu meyanda Üstad Bediüzzaman’ın; ”musîbet-i amme (bütün insanlara gelen musîbetler) ekseri insanların hatasından terettüp eder.” Yine “zaaf-ı imandan çıkan tuğyanlar (sapkınlıklar) musîbet-i ammeye sebep olur.” Yine “yapılan zulümlere ya iltizamen veya iltihaken taraftar olmak da musîbet-i ammeye sebebiyet verir” gibi tesbit ve teşhislerine baktığımızda da Allah korusun daha tehlikeli ve tahripkâr belâ ve musîbetlerden korkulur.

Bir de Yüce Allah’ın Hz. Yuşa’ya olan şu vahyine bir bakalım: “Senin kavminden kırk bin hayırlı insanı ve altmış bin şerli insanı helâk edeceğim.” Bu calib-i dikkat vahve mazhar olan Yuşa Peygamber; “Ya Rabbi şerlileri helâk edeceksin; fakat hayırlıların suçu nedir?” sualine karşılık Cenâb-ı Hak; “şerli nasihat edip, önlemeleri gerekirken, onların yaptıkları kötülüklere karşı seyirci kaldıkları içindir.” (Tirmizi, tefsir, maide:3059.Fiten;8 2169...) cevabını verdi.

Abdullah İbn-i Abbas (ra): “ Ey Allah’n Resulü; Allah bir belde ahalisini içinde salih insanlar olduğu halde helâk eder mi?” Sualine Peygamberimiz (asm); ”evet” cevabını verince nasıl oluyor Ya Resulullah deyince Hz. peygamber; Hz. Ebubekir; “Ey insanlar sizler şu âyeti yanlış anlıyorsunuz: “Ey iman edenler, siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz, sapıtan kimseler size zarar veremez.” (Maide: 105) Biz Hz. Peygamberin (asm); “insanlar zalimi görüp, elinden tutmazlarsa, Allah’ın hepsine ulaşacak, umumî bir belâ göndermesi yakındır.” dediğine şahit olduk.

Yine Hz. Peygamberin (asm); “içlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte oldukları halde, seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumî bir belâ göndermesi yakındır” (Ebu Davud) şeklindeki ikazlarını çok iyi okumak gerekir.

Okunma Sayısı: 4087
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    12.6.2017 11:31:12

    Zulüm karşısında büyük bir umursamazlık,lakaytlık var. Duyarsızlık var.Zulmü ortadan kaldırmak için gayretler var ama yetersiz.Aslında zulme mani olma gücü olduğu halde önlemeye çalışılmıyor. Cenab-ı Hak'kın Yuşa (A.S.) Peygambere yaptığı ihtar ile Peygamberimizin zulüm noktasında sahabe-i kirama yaptığı uyarının gerekçeleri bugün toplumda mevcut. Yani zulüm var.Ama ciddi manada önlenmeye çalışılmıyor.Onun için bu hal umumi bir belayı celp edebilir. Cenab-ı Hak'tan niyazım bu zulümlerin biran evvel sona ermesi ve milletimizin arzi ve semavi belalardan muhafaza edilmesidir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı