"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gidişat nereye?

Hüseyin GÜLTEKİN
18 Şubat 2019, Pazartesi 00:07
Keşke işlenen suç oranlarını ve bunlara bağlı olarak açılan hapishanelerin sayılarını da araştırma şirketi bizi haberdar etseydi.

Bir süre önce meşhur araştırma şirketi Konda’nın yaptığı toplumsal değişim raporuna göre son on yılda ülkemizde kendilerini “ataist” olarak tanımlayaların oranı yüzde birden yüzde üçe, yani bir başka ifade ile üç katına çıkmış. Kendilerini “inançsız” olarak görenlerin oranı da on yılda iki kat artarak yüzde birden yüzde ikiye çıkmış. Yine bu süre zarfında kendilerini “dindar” olarak görenlerin oranı da yüzde elli beşten yüzde elli bire gerilemiş. Kendilerini “sofu” olarak tanımlayanların oranı da yüzde on üçten yüzde ona inmiş. Yine son on yılda oruç tutanların oranı yüzde yetmiş yediden yüzde altmış beşe gerilemiş. Kendilerini “dindar muhafazakâr” görenlerin oranı da yüzde otuz birden yüzde yirmi beşe gerilemiş.

Tarafsız araştırma şirketlerinin tesbitlerine göre ülkemiz insanlarının içine düşürüldüğü bu korkunç ve içler acısı tabloyu görmezden gelerek, bu iktidarın sayesinde milletin hatta devletin de artık dindarlaştığını, her tarafın “süt liman” olduğunu, bu sürecin ehl-i dinin lehine işlediğini zanneden çevrelere basiret ve feraset temennisinden başka söz bulamıyoruz.    

Araştırma şirketi keşke bir de son on yıldaki alkol ve uyuşturucu satış rakamlarını ve yaşlarına göre bunların kullanım oranlarını önümüze koysaydı.

Keşke son on yılda açılan kumarhanelerin, birahanelerin, barların sayılarını da öğrenebilseydik.

Keşke işlenen suç oranlarını ve bunlara bağlı olarak açılan hapishane sayılarını da araştırma şirketi bizi haberdar etseydi.

Keşke araştırma şirketi hukukla ilgili karnemizin durumunu da araştırıp nazarlara verseydi.

 Keşke araştırma şirketi son on yılda yaşanan intiharlar ve işlenen cinayetlerle ilgili rakamları da nazarlara verseydi.

Keşke artarak devam etmekte olan boşanma oranlarını konda araştırma şirketi verseydi ve evlilik dışı gayr-ı meşrûlukları ve cinsel tacizlerle ilgili oranları da kamuoyuna sunsaydı. 

Bu korkunç gidişatı dert edinen var mı acaba? İslâm diyarı olan bu ülkede birilerinin “ateist”, birilerinin tamamen inançsız olduğundan kimler rahatsız olup, vicdan azabı çekiyor acaba? Dibe vuran ahlâkî aşınmadan, sınır tanımayan müstehcenliklerden, pespayeliklerden ne kadar insanımız rahatsız oluyor acaba? Alkol ve uyuşturucu kullanım yaşının ilkokullara kadar inmesinden ne kadar ehl-i din ürperip, “bu gidişatın sonu ne olacak” diyebiliyor? Aslında endişe verici durum bu kahredici ve korkunç gidişata karşı ehl-i dinin bu nemelâzımcılığı ve duyarsızlığıdır.

Bu acı tablo gösteriyor ki öyle yukarıdan aşağıya doğru, emir komuta ile toplumu dindarlaştırmak mümkün olmadığı gibi; bir elinde siyaset topuzunu, diğer elinde Kur’ân’ı tutan siyasî kadroların da insanları dindarlaştırmaları kolay olmadığı gibi, toplumu ahlâkî aşınmalardan ve savrulmalardan gayr-ı meşrûluklardan alıkoymaları da mümkün olmuyor.

Okunma Sayısı: 2311
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    18.2.2019 15:39:42

    Nasıl yaşamayayım ki, Millet hakimiyetine istinat eden parlamenter demokrasi ve hukukun üstünlüğünden kendi rızasıyla vazgeçerek, kendi elleriyle, yaşadığı çağ ile örtüşmeyen tek adamlık sistemine kurban verebilenler daha nelere kanmaz ki. Konda araştırma raporu vahametin yalnızca bir kısmına projektör tutmuş. Ya aydınlatmadığı diğer kısımlarda durum nedir? Toplumsal hayatın yalnızca dine bakan yönü yok ki. "Maneviyatta sınıfta kaldık" diyen mevcut yönetim değil mi? Sırf maneviyatta mı sınıfta kaldık dersiniz? Saysak sayfalar yetmez. O halde sormamız gerek sorular, sorgulamamız gereken yöneticiler olmayacak mı? "Neme lazım" diyenler koca bir İmparatorluğu batırdılar. Emir-komuta askeri düzende olur. Demokrasi ve hukuka istinat eden demokratik sivil yönetimlerde emir-komuta menfi/olumsuz sonuçlar verir. Ve siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta güven ve istikrar olmaz. Delil mi? Ahvalimiz!

  • Gündüz Alp-2

    18.2.2019 15:26:39

    Yeni Asya gazete ve kalemleri olarak yek vücut, bu tahrip sürecinde hakkıyla yöneticileri uyarıcı halkı aydınlatıcı görevini hakkıyla yaptı ve yapıyor. Fakat ne acı ki, bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Bir yandan toplumsal barışı ve huzuru dinamitleyen menfi eylem ve söylemlerine devam ederken öte yandan her fırsatta dini siyasetlerinde kullanarak, milletin ortak mukaddes malı ve harcı olan bir kuruma yapabilecekleri kötülüğü yapıyorlar. Sırf Konda Araştırma Şirketi değil pek çok Uluslararası Raporlar ve Endeks Çalışmaları, ülkenin her konuda geriye gittiğini söylüyor. Ne var ki, 21.yy.da milleti tanzim çadırlarında patates soğan kuyruğuna sokan yöneticiler, bizi aleme rezil eden bu vaziyeti bile adeta yeni ve harika bir yöntem gibi kitlelere takdim etmekte, alkışlatmaktadırlar. İnanın bu milletin bu kadar basit ve kolay kandırılabileceği hiç aklıma gelmemişti. Millet hakkında hayal kırıklığı yaşıyorum.

  • Gündüz Alp

    18.2.2019 15:17:03

    Sayın Gültekin, öncelikle bıkmadan usanmadan yazdığınız aydınlatıcı, uyarıcı ve uyandırıcı yazılarınız için teşekkürü insani ve vicdani bir görev biliyorum. Şu vahim tablo ve elim gidişat karşısında, vatan ve millet hesabına endişe duymayan özellikle dindar kitlelere diyecek söz bulamıyorum. Salt "dindarlığı" iktidar için kâfi ve vâfi gören, bunu siyasetine alet yapan müfrit taraftarların elinde kala kala içi boşaltılmış, kof bir "dindarlık" argümanı kaldı. Kendi 'hırsızı' için bile alenen destek isteyen bir siyaset sürecini gördük ve yaşıyoruz. Artık 'ar damarının çatladığı', aldatarak iş görmenin meşru ve mübah sayıldığı, bunların taraftarlık adına alkışlayan dindar kitlelere şahitlik ediyoruz. Vâ esefâ!! Bir yanda dini ve dindarı siyasetine alet eden siyasetçiler, beri yanda dinin alet edilmesine çanak tutan ve alkışlayan dindarlar. Hangisine yanalım? Dinin itibarını zedeleyemezler belki fakat dindarın, itibar ve emin insan olmak vasfını yitireceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

  • Osman Yıldırım

    18.2.2019 09:30:46

    Hüseyin hocam, bunların tamamı ülkemizde yaşanan acı gerçekler ama gel gör ki bu acı gerçeklerden haberdar olan kaç insan var. Özellikle dindar ve muhafazakar dediğimiz çevre dindarlığı mevcut iktidar ve liderinin iktidarını surdürmede görmekte ve bu çevrelerin uzlediği tv ve okydukları gazeteler her şeyi süt liman göstermekte ve bu sayılan pespayeliklerden hiç bahsetmemekteler. Dindar bildiğimiz çevreler toplumun düsmüş olduğu bu durumdan haberler bile yok oblara sorarsanız herşey çok iyi, kötü olan bir şey varsada bunun ülkeyi yönetenlerle hiç ilgisi yok, dış güçlerin veya muhalefetin oyunu olarak bilmekteler. Maalesef boyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Yapilacak fazla birşeyde gözükmemektedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı