"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İftiraları boşa çıkarmak için

Hüseyin GÜLTEKİN
27 Kasım 2017, Pazartesi
Din düşmanı münafıklar, mesleklerinin gereği olarak, dini tahrif ve tahrip yolunda, her zaman her yola baş vurmaktan çekinmezler.

Çoğu zaman da açıkça, merdane hal ve tavırlardan ziyade, gizli ve münâfıkane hile ve tuzaklarla dine ve dini değerlere saldırıda bulunurlar. Ekseriyetle de din büyüklerine, çevrelerinde saygı gören, temayüz etmiş şahsiyetler üzerinde sinsi emellerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Bu yolda akla gelmedik dedikodular üreterek, şeytanı bile dehşete düşürecek iftira ve karalamalarda bulunurlar. 

İslâm tarihine baktığımızda yeryüzünün en değerli, en şerefli, en pak, en iffetli insanları olan Peygamberlere, iffet ve haya timsali olan hanımlarına dahi çok çirkin ve iğrenç iftira ve karalamalarda bulunduklarını görüyoruz.   

İslâm’a ve onun güzide temsilcisi Peygamberimize (asm) olan adavetlerini,  Zeynep (ra) ile tezevvücünü dillerine dolayarak çirkin dedikodularda bulundular o müfteriler güruhu. Benzeri yalan ve iftiralarla namus ve haya timsali Hz. Aişe’yi (ra) lekelemeye tevessül ettiler.

İffet ve haya timsali Hz. Meryem’e Hz. İsa’nın tevellüdü ile ilgili olarak; ”babasız çocuk mu olur?” dedikodularını yayarak, çirkin iftira ve karalamalarla o en pak, en nezih en temiz kadını lekelemeye çabaladılar.

Hz. Yusuf’un Züleyha’nın tasallutu neticesinde düçar kaldığı dedikodular ve iftiralar sonucunda zindanlarda çektiği işkence ve eziyetleri de yine İslâm tarihi bize söylüyor.

Dine olan kin ve adavetlerini peygamber ve hanımlarına yaptıkları iğrenç, çirkin iftira ve karalamaların benzerleriyle bu asırda iffet ve haya timsali Bediüzzaman’a da yapmaya yeltendiler malûm müfteriler.

Ama Üstad Bediüzzaman tedbirliydi... O engin ferasetiyle, geniş basiretiyle, müfterilerin bu yalanlarını boşa çıkardı. Zira, hayatı boyunca iffet ve haya hususunda akıllara durgunluk verecek hassasiyetleri sergilemişti. Yapılabilecek dedikoduları, yalanları bu şekilde boşa çıkarmıştır.      

Üstad Bediüzzaman’ın meşrû dairede olsa bile taife-i nisa ile kendi arasına geniş mesafeler koyduğunu görüyoruz. Meselâ ilme ziyade olan merakından dolayı iki sene  müddetince evinde misafir olarak kaldığı Bitlis Valisi’nin üç tane büyük kızını hiç görmediğini, tanımadığını biliyoruz.

Kâğıthane şenliği esnasında kayık ile karşıya geçerken boğazın sağına soluna dizilen kadınlara hiç bakmadığını; neden bu konuda bu derece hassas davrandığını soranlara da; ”ilmin izzetini muhafaza etmek için bakmıyorum” cevabını verdiğini biliyoruz.

“Şefkat kahramanları” diye taktir ve tavsif ettiği, ”manevî evlâdım ve hemşirelerim” diye şefkatle yaklaşımlarda bulunduğu Isparta’daki Nur hizmetinde bulunan bazı hanımların kendilerine bazı vaaz-ü nasihatlarda bulunmaları yönündeki istek ve arzularını kabul etmeyip, bu konuda onları Nur eserlerine havale ettiğini biliyoruz.

Hayatı boyunca nazarlarıyla dahi taife-i nisaya muhatap olup bakmayan, iffet timsali Bediüzzaman’ın akıllara durgunluk veren bu hassasiyetlerine rağmen din düşmanı bazı müfteriler ona da alçakça iğrenç, çirkin iftiralarda bulunduklarını görüyoruz. Bu yalan ve iftiralara şahit olarak gösterdikleri bir sarhoş dahi; ” Tövbeler tövbesi bu çirkin iftiralara kim inanabilir” diyerek böyle bir şahitliği reddederek müfterilere bir namus dersi vermiştir.

Okunma Sayısı: 3292
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı