"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasî tarafgirlik

Hüseyin GÜLTEKİN
11 Şubat 2019, Pazartesi
Siyasî tarafgirlik insanları ne hale getiriyor?

Nasıl da aklı, vicdanı, insafı devreden çıkarıp, körleştiriyor, sağırlaştırıyor!.. Akıl, şuur, basiret devreden çıkınca ağzından çıkan lâfın hangi manaya geldiğini, hem kendine, hem de sarf ettiği şahsa da ne gibi zararlar verdiğini de bilemiyor, idrak edemiyor. Bu duruma düşen insanlar artık muhakeme-i akliyesini kaybeden, ne dediğini bilmeyen birer fanatik oluyor ve amigoluk rolüne bürünüyor.

Profesörlük makamına kadar yükselmiş  aklı başında, ilim sahibi bir zat; “Cumhurbaşkanına itaat etmek herkes için farz-ı ayndır. İtaat etmeyen aynen harpten kaçmış gibi, haram işlemiştir” derse; nice âlim geçinen birileri de; “Müslüman olmanın gereği, AK Partiye rey vermektir; vermeyenler mesuldur..” derse daha alt tabakadan “dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan ve partiyi din olarak algılayan bir çok insandan kimisi, ”Onun doğduğu şehir de mübarektir”, kimisi ”Ona dokunmak da ibadettir” şeklinde, ipe sapa gelmeyen hezeyanlarda bulunur.

Bilindiği gibi ismet sıfatına mazhar olan Peygamberlerden başka, Sahabe-i Kiram da dahil olmak üzere, mevkilerine göre, derecelerine göre bütün insanlar bilerek veya bilmeyerek hata, kusur, hatta günah işleyebilirler. Bu tehlike ile, bu risk ile karşı karşıya olanların başında da her türlü yalana, aldatmaya, suistimale açık olan siyaseti meslek edinenlerdir. Bunun içindir ki Üstad Bediüzzaman’ın tesbitiyle; “hakiki dindarlar siyasetçi olamazlar; siyasetçiler de tam dindar olamazlar.” Bu umumî kaidenin dışında kalan, yani hem tam dindar, hem de siyasî idareci olarak başta Peygamberler, Hulefa-i Raşidin, Ömer bin Abdülaziz ve Mehdiyy-i Abbasi. Bunların haricinde İslâm tarihinde hem tam dindar, hem de ülkeleri idare eden siyasetçilere rastlamak mümkün değil.

Görülüyor ki aklî dengesi yerinde olmayanların dinî hassasiyetleri de kalmıyor. Kâinatta hiçbir şeye alet olmaması lâzım gelen dinin yüce değerlerini hiç tereddüt etmeden siyasî malzeme olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Bu ayarı bozuk fanatikler belki de farkına varmadan bu halleriyle başta din-i mübine, sonra kendilerine, sonra yağcılık, yalakalık yaptıkları şahsiyetlere, sonra aşk-ı şevkle destek verdikleri partilerine zarar veriyorlar.

Dinin mahiyetini, dindarlığın ölçü ve kurallarını bilen aklı başında insanlar bu gibi fanatiklerin sarf ettikleri saçmalıklara, hezeyanlarına aldırmayıp gülüp geçseler de  tahkik ehli olmayan ve partiye angaje olan bir çok insan da söylenenleri doğru bilmekle kalmayıp onlar da aynı ayarsız üslûple konuşmaya başlıyorlar.

Dinî değerlere mesafeli olan bir çok kesim de bir taraftan siyasîlerin yaptıkları yanlışlara, bir taraftan da bazı fanatiklerin dinî değerler üzerinden siyasîlere yönelik yapılan övgülere, medihlere  bakarak; ”İslâm dini böyle ise ve bu kadar övgü ve medihlere mazhar olan dindarlık böyle bir şey ise bana lâzım değil” diyerek dinî değerler ile ve dindarlarla zaten var olan mesafelerini daha da mesafeli hale getirerek, dinden soğuyorlar ki bizce bu durum büyük bir vebaldir.     

Yukarıdakilerin; ”ya bendensin; ya düşmansın” anlayışıyla kendilerine muhalif olan herkesi, her kesimi “vatan haini, darbeci, terörist” olarak damgalayarak düşman olarak ilân etmeleri, olduğu gibi parti fanatikleri nezdinde makes buluyor. Onlar da aynı dine, aynı peygambere, aynı kitaba inanan bir çok ehl-i dini sırf partilerine muhalif oldukları için hemen herkesi bir çırpıda; ”hain, PKKlı, münafık, kâfir..” olarak damgalamakta bir beis görmüyorlar. Böylece toplumda zaten var olan gerginliklerin ve kutuplaşmaların artarak devam etmesine ve milletçe özlemini çektiğimiz huzur, sükûn ve kardeşliğin daha da bozulmasına sebep oluyorlar.  

Okunma Sayısı: 1317
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    11.2.2019 12:20:26

    Milletin mukaddes ortak malı olan dini siyasetlerine alet etmek yetmezmiş gibi, bir de aynı mukaddes malı toplumu ayrıştırmak için malzeme yapmaları ne kötü! Kendileri iktidarda kalırsa din ü devlet olacak, yoksa gidecek gibi akıl dışı bir argümanla kitleleri güya din ve devletin etrafında kenetliyormuş gibi yapanlar, aslında kendi istikbal, ikbal, iktidar ve saltanatlarının devamı için bu yola tevessül ediyorlar. Fakat bunu da dini alet olarak kullanmak suretiyle yapmaları bu ülkeye ve millete yapılabilecek kötülüklerden biridir. Maalesef inatla ve ısrarla bunu istimal ediyorlar. Toplumsal barış ve kardeşliği dinamitleyen bu gidişat eğer inatla devam ettirilirse, korkarım ki, bir noktadan sonra, kullanılacak dini söylemler de işe yaramayacaktır. Garip ve acı olan şu ki, bu halin müsebbibi de faili de "dindarlık" argümanıyla iktidara destek çıkan kitleler ile bundan güç alan kadrolardır. Muhalif ve muarızları suçlamak akıl ve mantıkla izah edilemez.

  • Gündüz Alp

    11.2.2019 12:06:04

    Sayın Gültekin, "siyasi tarafgirlik" akılları devre dışı bırakmış, vicdanları köreltmiş, gözleri de kör etmiştir. Makamı, unvanı, rütbesi ne olursa olsun "siyasi tarafgiriğe" müptela her insan akıl almaz, vicdan kabul etmez neler söylüyor. Hepimiz her gün onlarcasına şahitlik etmekteyiz. "Silahlanın" diyenden "Falana vereceğiniz destek beraatınız olacaktır" ya da "Bu seçim beka seçimidir", "Şeriat gelsin de ülke batarsa batsın", "Müslüman olmanın şartını iktidar partisine oy vermeye bağlamak" gibi akıl ve mantık dışı söylemlere kadar ne ararsanız var. İnsanlara bunları söyleten de şüphesiz "ifrat-ı muhabbet" ve müfritane "siyasi tarafgirlik". Fakat şu ha,l hem sahibine hem topluma zarar vermektedir. En kötüsü de,öteden beri dine mesafeli kitlelerin bu akıl ve mantık dışı söylemler dolayısıyla dinden daha da uzaklaşmalarıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı