"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vicdanen rahatız

Hüseyin GÜLTEKİN
06 Ağustos 2018, Pazartesi
Gırtlaklarına kadar aktif ziyasetin içinde olan; fikir ve düşünce haklılıklarını her türlü yalan ve hilelerin revaçta olduğu siyaset arenasında arayan ve hamaset ve cerbezelerle Yeni Asya’ya sataşmaları elbette yeni değil.

Sanki Yeni Asya’nın siyasî iktidarları belirleyici, tayin edici bir gayesi, bir vazifesi, bir gücü varmış gibi bir saplantının içinde olan malûm çevreler her zaman olduğu gibi 24 Haziran seçimlerini değerlendirirken; “Bakın gördünüz mü Yeni Asya yine ters köşe oldu. Bütün söyledikleri boşa çıktı.. Bizim söylediklerimiz doğru çıktı..” gibi ucuz, beylik lâflarla, zafer naraları atmaya başladılar.

Yeni Asya’nın hiçbir zaman siyasî kadroları iktidara taşıma veya iktidardan düşürmek gibi herhangi bir vazifesinin, herhangi bir sorumluluğunun veya gücünün bulunmadığını bilmeyen veya bilmek istemeyen bu çevreler, 24 Haziran seçim sonuçlarını güya kendilerinin haklılıklarına delil; Yeni Asya’nın da haksızlığına delil olarak göstermeye çabaladılar.

Gırtlaklarına kadar aktif ziyasetin içinde olan; fikir ve düşünce haklılıklarını her türlü yalan ve hilelerin revaçta olduğu siyaset arenasında arayan ve hamaset ve cerbezelerle Yeni Asya’ya sataşmaları elbette yeni değil.   

Üstad Bediüzzaman’ın; “hal-i âlemin salâhını arzu ediyorum; ama irade edemiyorum. Kışın ortasında baharın gelmesini istiyorum; ama irade edemiyorum. Bütün nev-i beşerin ıslahı için temenni ediyorum, duâ ediyorum; ama elimde değil. hakikat-ı halde vazifem de değil..” buyurduğu gibi, Yeni Asya da ülkemizde, âlem-i İslâmda hatta dünya da var olan bütün sıkıntıların, bütün problemlerin yok olmasını, bütün insanların barış ve huzur içinde hayatlarının sürdürmelerini can-ı gönülden arzu ediyor temenni ediyor; ama irade edemiyor, elinden bir şey gelmiyor, ancak duâ ediyor.

Ülkemizde de artarak devam eden maddî ve manevî sıkıntı ve problemlerin sona ermesi için, kutuplaşma ve gerginliklerin sonlandırılıp, özlemini çektiğimiz birlik beraberlik, kardeşliğin, huzur ve güven ortamının yeniden tesisi için, iyice zedelenen adalet, hak ve hürriyetlerin tekrar ihdası için yargısız infazlarla hayatları karartılan onbinlerce mazlûmların haklarının iadesi için, 24 Haziran seçimlerinin önemli bir fırsat olduğunu, milletimizin bu fırsatı doğru ve isabetli bir şekilde değerlendirebilmesi noktasında Yeni Asya, Üstad Bediüzzaman’ın değişmez ve isabetli ölçü ve prensipleri ışığında tavsiye ve ikazlarda bulunmak suretiyle üzerine düşen vazife ve sorumluluklarını yerine getirdi. Ama milletin tercihleri üzerinde bir iradesi olmadı, olamaz. Hakikat-ı halde böyle bir vazifesi veya sorumluluğu da yoktur Yeni Asya’nın.

Türkiye’de ve dünyada olup biten hadiseleri Risale-i Nur’daki ölçü ve prensipler çerçevesinde değerlendirerek tavır ve tercihlerde bulunmayı meslek edinen Yeni Asya 24 Haziran seçimlerinde aynı ölçüler ışığında siyasî tercihlerde bulundu. On altı yıl boyunca siyasî iktidarın başta demokrasi, adalet, insan hak hürriyetleri alanında olmak üzere, bir çok konuda yaptığı keyfi uygulamalar yetmiyormuş gibi, parlamenter sistemi ortadan kaldırarak, Bediüzzaman’ın; ”riyaset-i şahsiyenin katiyen aleyhindeyim” dediği tekrar otuzlu kırklı yıllardaki tek adam rejimine dönülmesini Yeni Asya  kabullenemezdi ve kabullenmedi.

Netice olarak seçim sonuçları arzuladığımız şekilde neticelenemese de, Yeni Asya üzerine düşeni yapmanın huzur ve saadetini yaşıyor. Her halükârda, her şart altında Nurlar’daki şaşmaz ölçü ve düsturlar ışığında doğruları söyledi. Bundan sonra da söylemeye devam edecektir inşallah.

Her zaman olduğu gibi Yeni Asya’yı seçim sonuçları üzerinden yargılayarak zafer çığlıkları atan, her zaman haklıdan değil güçlüden yana olmayı adet haline getiren ve doğru yanlış ayırımı yapmadan iktidarın bütün uygulamalarını alkışlamayı meslek edinenlerin, Yeni Asya ile uğraşacaklarına, hiç değilse bundan sonra yanlış yapma riski daha çok olan tek adam rejiminden kaynaklanan yanlışlara ortak olmamak için bu huylarından vazgeçip, eğriye eğri, doğruya doğru diyebilme basiretini göstermelerini temenni ediyoruz.                        

Okunma Sayısı: 2268
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan unlu

    6.8.2018 22:28:58

    Onlar her dogru soyleyeni, her Hakki savunani karalamak isterler. Birakin havlasinlar. Yeni asyanin ne oldugunu eskiden bilmezdim ogrendim. Adaleti emreden Allah adaleti savunanlardan razi olsun.

  • ahmed said

    6.8.2018 20:31:57

    Duyduk duymadık demeyiniz ey ahali eğer,başkanlık gelirse Türkiye şaha kalkar,artık bizi kimse tutamaz dünyaya kafa tutarııııız.Dünyayı dize getirir herkes bize ser fru edeeeer.İhracatımız 500 milyar dolar ithalatımız dip yapaaaar.Eğitim sistemimiz almanları japonları iskoçyalıları geçeeeer.Bilim ve teknolojide vallahi(!) nasayı geçeriiiiz.Öte yandan bir gecede terörö biteeeer.Fırat kenarında kurtla kuzu beraber yaşaaaar.2023 te aya, 2070 de ise bütün gezegenlere hatta güneşe seferler düzenleyeceğiiiiiiiiz.Başkanlık geldiği gecenin sabahında uyandığınızda cebinizdeki 1 liranın 5 dolar,bir liranın 7 euro olduğunu, yastık altında biriktirtiğiniz bir gram altınınızın 235 gram olduğunu görecek hepiniz trilyonerler sınıfına geçeceksiniiiiiz.

  • Gündüz Alp-3

    6.8.2018 12:14:24

    Yeni Asya Nur'ların medyadaki dilidir. Bir siyasi partinin rakibi değil. Her gazete gibi doğruya doğru, eğriye eğri deme hakkı ve hürriyeti bulunduğu gibi, doğru haberlerle milleti tenvir ve irşat edecek tâki kamuoyu yanlış yönlendirilmesin, yanlış karar vermesin. Tekçi sistemi netice veren süreçte, Yeni Asya ve emsali doğru gazeteler olsaydı sonuç belki de bugün farklı olabilirdi. Fakat sandıktan sonuçtan da milletin verdiği karardan da niye Yeni Asya sorumlu olsun ki? Herkes reyinde hürdür. Yeni Asya tenvir ve irşat vazifesini yapmış ötesine karışmamıştır. Yani "akla kapı açmış iradeyi elden almamıştır." Sorumluluk, iktidar ve gücün yanında konuşlanan yandaş ve güdümlü medya marifetiyle yapılan algı operasyonu ve toplumsal hipnozla akıl ve iradeleri esir alanlara aittir. Olgu bir gerçekliği ifade ederken, algı, idraklerde ve zihinlerde gerçeğin ters yüz edilmesi, çarpıtılmasıdır. Şimdi yapılan da yaşanan da budur. Sağa sola sataşmanın anlamı yoktur.

  • Gündüz Alp-2

    6.8.2018 11:55:49

    Siyasete sadece yakalarını kaptırmakla kalmayıp, aklını ve fikrini menfi siyasetin aldatıcı, yalan-yanlış propagandasına kaptıran fanatik taraftarların, yanlışlarına yanlış diyen muhalif ve muarızlarına sataşması, hak ve hakikat adına değildir. 16 yıldır ülkeyi tek tabanca idare edenlerin ülkeyi getirdiği şu noktada yanlışlıkları ve menfilikleri, haksızlık ve hukuksuzlukları görmeyelim yani üç maymunu oynamamızı istiyorlar. İyi ama neden? Doğruya doğru, eğriye eğri diyemeyecek ise "dindarlığın" ne anlamı ve farkı var? Sorgulama ve özeleştiri yapamayacak isek bize verilen akıl ve iradenin hikmeti nedir? 16 Nisan'dan sonra "uçuşa", 24 Haziran'dan sonra "şahlanışa" geçeceği belirtilen ülkenin şu an içinde bulunduğu durumdan bu ülke vatandaşı olarak rahatsız olmuyor ve gelecek adına endişe duymuyor muyuz? Her şey güllük gülistanlık mı yani? Gözümüzü, kulağımızı ve ağzımızı kapatmış olmamız yaşadığımız Türkiye gerçeğini mi değiştiriyor? Kendimizi aldatmakta ne yarar var?

  • Gündüz Alp

    6.8.2018 11:33:23

    Sayın Gültekin, Yeni Asya olarak sizler aydınlatıcı, uyarıcı ve uyandırıcı yazılarınızla görevinizi yapıyorsunuz. Bundan istifade edeler olduğu gibi rahatsız olanlar da olacaktır. Mühim olan görevin yapılmış olmasıdır. İnsanların beden, ruh ve akıl sağlığını tehdit eden bir Türkiye gerçeği duruyor karşımızda. Haddinden fazla politize olmuş, ayrışmış, algı operasyonuna maruz kalmış insanların taraftarlık adına yaptığı, aklın ve vicdanın kabul edeceği şeyler mi? Menfi ve menfaatçi siyasetin canavarlıkları bulaşıcı bir illet gibi müfrit taraftarlarına da sirayet ettiğinden ahlaki, insani ve vicdani olan şeyler de tahrip edildi. Rafa kaldırılan, askıya alınan yalnızca hak, hukuk, demokrasi değil vicdanlar duyarsız hale getirildi. Yani tahribatın yalnızca maddi boyutunu yaşamıyoruz. Belki ondan daha vahim ve tehlikeli olan manevi boyutunu yaşıyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı