"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yol gösterici danışmanlar

Hüseyin GÜLTEKİN
27 Ağustos 2018, Pazartesi
Rivayetlere göre Hz. Ali’ye (ra); neden Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) dönemlerindeki parlak İslâmî huzur ve sükûn ile beraber meydana gelen fütuhat ve terakkiyatlara mukabil, kendi dönemlerinde bu gibi başarılar görülmediği gibi, yaşanan dahili iftiraklar ihtilâflara ilâve olarak yapılan muharebelerin sebepleri suallerine karşılık, Hz. Ali’nin (ra); “O mümtaz halifelerin yanlarında, yardımcılıklarında ben vardım; velâkin benim yanımda yol gösterici kimseler yoktu.” diye cevap verir. İlimde, fazilette, salâbet-i diniyede, cesarette, metanette nümune-i imtisal olan Hz. Ali’nin (ra) bu suale verdiği cevaptan başta idarecilerimiz olmak üzere hepimizin alacağı dersler olmalı.

Evet, idareciler ne kadar ehliyetli, ne derece liyakatli olsalar da bazı zaaflarının olabileceğini, bilerek veya bilmeyerek istenmeyen bazı yanlış uygulama ve icraatlara sebep olabileceklerini gözden uzak tutmamak lâzım. Dolayısıyla yanlış yollara sapmamak için, menfi, zararlı iş ve icraatlara meydan vermemek için idarecilerin her halükârda ehil, zeki, iş bilen samimî yardımcı, yol göstericilere ihtiyaçları var. 

İdarecilere yol göstermekle vazifeli olan, bir nev’î danışman konumundaki bu şahısların da her türlü şahsî görüş ve düşüncelerini, maddî manevî menfaat ve beklentilerini bir kenara koyarak, tamamen vatan ve milletin geleceğini ön planda tutmak suretiyle danışmanlık vazifelerini ifa etmeleri gerekir.

İdareciye danışmanlık adına idarecinin gözüne girmek için veya gizli açık bazı emel ve beklentilerini elde etmek için, bazı maddî menfaatleri elde etmek için, veya tarafgirliğe sapıp ideolojik saplantılarını gerçekleştirmek için yalan yanlış bilgi ve belgelerle idarecinin etrafında yuvalanan çetelerin idareciden öteye ülkeye ve millete verecekleri zararın haddi hesabı yoktur.          

İdareciler de kendilerine danışmanlık yapıp, yardımcı olacak şahısların seçiminde bu ve benzeri ihtimalleri dikkate alarak hiç bir şahsî menfaat beklentileri olmayan, makam mevki peşinde olmayan, herhangi bir ideolojisi bulunmayan, yalnız ve yalnız ülke ve millet menfaatleri için yardımcı olmayı gaye edinen, ehil ve samimî insanları seçmekte gerekli dikkat ve hassasiyeti gözetmeli.       

Bu noktada yol gösterici, danışmanlık vazifesini üstlenen zevatın da idarecinin gözüne girmek için her zaman onun şahsî fikir ve düşüncelerine uygun, onun hoşuna gidecek şekildeki bilgi ve belgelerden ziyade, yerine göre idarecinin beğenmeyip itirazları olsa dahi, hakkın hatırı ve ülkenin menfaati için çoğu zaman doğru ve isabetli bildikleri fikir ve düşüncelerini de çekinmeden, korkmadan söyleyebilmeleri de danışmanların sorumlulukları olsa gerek.   

Günümüzde ülke ve milletimizin menfaati adına hakkıyla idarecilere doğruya doğru, eğriye eğri diyebilecek, onlara yardımcı olup, doğru yolu gösterecek samimî, ehil, liyakatlı danışmanların sayısı çok sınırlı. Maalesef çoğunlukla idarecilerin çevresini ehil olmayan, menfaatçı, yalakalığı, yağcılığı meslek haline getiren şahıslar kuşatarak, idarecileri yalan yanlış bilgi ve belgelerle yönlendirmek suretiyle yanıltıyorlar. Bunun için idarecilerimizin sık sık; “Bilememişiz, aldanmışız... Bizi Allah ve milletimiz affetsin...” gibi itiraflarda bulunmalarında idarecilere doğru bilgi vermekle vazifeli olan kurum ve kuruluşların yanında, doğru yönlendirmelerde bulunmakla yükümlü olan danışmanların payı büyüktür. Tabiî bu arada olan ülkeye ve millete oluyor.

Şimdiye kadar kısmen de olsa var olan sıkıntı ve problemlerin çözümü ve idarecilere bazı sağlıklı bilgi ve belgelerin sunulması için Meclisteki tartışma ve görüşmeler neticesinde çıkan karar ve tavsiyeler az da olsa idarecilerin işlerini kolaylaştırıyordu. Şimdi milletin kalbi mesabesindeki merkezi olan, bir nev’î meselelerin meşveret mekânı olan Meclisin de etkisiz hale getirilerek devre dışı bırakılmasıyla birlikte idarecilerimizin hiçbir siyasî sorumlulukları olmayan, sınırlı sayıdaki danışmanlar kanalıyla gelecek olan tartışmalı bilgi ve belgeler ışığında doğru ve isabetli kararlar alıp, sağlıklı uygulamalarda bulunmaları hiç de kolay olmayacaktır.      

Okunma Sayısı: 1191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    27.8.2018 11:09:48

    Vatan ve milletin menfaati ve geleceği söz konusu her durumda ortak akıl, istişare önem kazanmalı ve öne çıkmalıdır. Millet iradesinin tecelli ettiği ve vekillerinin ortak akılla millet işlerini gördükleri Millet Meclisi tam da bunun için vardır. Ya şimdi? CHS, demokratik parlamenter rejimi rafa kaldırmakla Meclisi işlevsiz kılmış, yönetimde ortak akıl mekanizmasını da çalışmaz hale getirmiştir. Gelinen nokta, yaşanan kriz, işlerin "danışılmadan" yapıldığını söylemektedir. Çünkü kriz benzeri yaşanan olumsuzluklar, yanlış politika ve yanlış yönetimin sonucudur. Harici etkiler tetikleyici konumundadır. Otoriter sistemlerin bariz özelliklerinden birisi de bir ordu kadar yardımcı olmasına rağmen nihai karar tek elden alınır ve verilir. Kalabalık bizi yanıltmasın. Gidişat ve neticeye bakmak gerekir.

  • Gündüz Alp-2

    27.8.2018 10:44:57

    Hürriyetçi demokrasinin olmadığı zeminlerde danışmanlar, vatan ve millet menfaatinden daha çok şahsi çıkar ile mevcut idarenin ve iktidarın devamından yana tavır almakta olduklarından, millet aleyhine verilen kararlarda "çıkarını ve makamını kaybetme" korkusuyla doğruyu söyleyememektedir. Bunda elbette despotizmin de büyük payı vardır. Bunun öyle olduğunu tarafsız, bağımsız ve özgür medyadan biliyoruz. Yoksa sizler gibi hakperest kalemler bu meseleyi durup dururken niye yazsınlar, değil mi? Bir meslekte gidenlerin tekrara ihtiyacı olurmuş. Ülkeyi yönetenlerin yanlış yapmaması için danışmana ve yol göstericiye ihtiyacı olduğu gibi milletin de tenvir ve irşada ihtiyacı vardır. Amacımız toptancılık yaparak birilerini itham etmek değildir. Bu ülkenin vergisini veren vatandaşı olarak, hakkımızda verilecek kararlarda elbette bir çift sözümüz olacaktır.

  • Gündüz Alp

    27.8.2018 10:35:46

    Sayın Gültekin, özellikle günümüzde çok önem arz eden bir konuda yazdığınız güzel ve isabetli yazı için teşekkür ediyorum. Zira bu tür yazılar, yönetici için pusula ve yol haritası olurken biz okuyucular için de tenvir ve irşat görevi yapmış olmaktadır. Yazınızdaki evsafta -şimdilerde- danışman "yok denecek" kadar az olduğu düşüncesindeyim. Gidişatımız bana bu kanaati vermektedir. Yanılıyor muyuz? 600 vekilden oluşan işlevsiz bir Millet Meclisi, Bakanlar, Yardımcıları, Kurullar, Ofisler ve Danışmanlardan müteşekkil bir Tek Adam Yönetimi ordusu ile ülke sevk ve idare olunuyor. Peki sorunlar daha hızlı mı çözülüyor, daha isabetli kararlar mı alınıyor? Evet demek çok zor. Tekçi yönetimde iki özellik göze batmaktadır: Nepotizm ve Despotizm. Konuya bir de bu iki özellik penceresinden bakmakta yarar vardır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı