"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB süreci ve Türkiye

İbrahim ERSOYLU
22 Kasım 2016, Salı
Avrupa Birliği (AB), siyasî kriterleri (Kopenhang Kriterleri) Demokrasi ve hukuk olan bir organizasyondur.

Bu organizasyona dahil olan ülkeler, büyük ölçüde Demokrasiyi hazmetmiş, insan haklarına bağlılığı kabullenmiş, ekonomisini rayına oturtmuş, dünyada en iyi ülkeler sıralaması listesinde önde yer alan ülkelerdir. Türkiye daha önce üyelik müracaatı yaptıysa da 2004’te müracaatı kabul edilmiş ve 2005’te üyelik için müzakere sürecine girmiştir.

UYUM YASALARI TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ AÇMIŞTI

AB süreci, istenen Demokratik reformlar hususunda adım atıldığı zamanlarda Türkiye’ye çok şey kazandırmıştır. İçte müstebit Kemalist yapı kırılarak hak ve hürriyetler alanında ilerleme kaydedilirken, dış dünyada Türkiye yıldızı parlayan muteber bir devlet görünümündeydi. Özellikle İslam dünyası, o zamanlar Türkiye’ye takdir ve gıpta ile bakıyordu. Ülkemizi, kendilerini Avrupa’da temsil edecek kardeş bir temsilci gibi görüyorlardı. İslam halkları ondan,  müstebit idarelerin baskısından kurtulmalarına, Demokrasi ve insan haklarına kavuşmalarına yardım etmesini bekliyorlardı. Hatta o dönemde Suriye Devlet Başkanı Esat bile, “ Avrupa Birliğine komşu olacağız” diye sevinmişti.

REFORMLARI ASKIYA ALINCA İŞLER KARIŞTI

Sonra rüzgarlar ters esmeye başladı. AB üreci askıya alındı. Hukuk ve Demokrasiden uzaklaşıldı. Bunun sonucu olarak anarşi ve terör atağa kalktı. Ona karşı AB ile istişareler yaparak, terörü doğuran iç ve dış dayanakları izale etmek yerine, toplumu kamplaştıran, gerginliği arttıran, şehit cenazelerini çoğaltmakla kadınları dul, çocukları yetim bırakan, ana babaları ağlatan, ülkemize milyarlarca dolar kaybettiren silahlı çözümde ısrarla devam ediliyor.

Türkiye, hukuku; kanunlar ve mevzuatı AB stantlarına yükselteceği, üyeliğe en büyük engel olan Kemalizm’in kayıtlarından ülkeyi kurtaracağı, sosyal dengeleri bozan rüşvet, iltimas, israf ve yolsuzluğu önleyeceği yerde, üyelik için bu tedbirlerin alınması isteyen AB’ye meydan okumaya devam ediyor.

Kaldı ki, ülkemiz AB’nin istediği reformları yerine getirerek onun standartlarına yükselmesi halinde , bizi içlerine almasalar da biz yine kazançlı oluruz. Demokrasi, hukuk ve ekonomide dünya sıralamasına ön sıralara geçebiliriz.

AB’DEN KOPMAK NE ANLAMA GELİR?

AB’den kopmak; hür dünyadan dışlanıp kaos, çatışma, gerginlik ve hukuksuzluğun yaşandığı, geri kalmış, Ortadoğu’nun fakir bir 3. Dünya ülkesi derekesine düşmek demektir.

AB’den kopmak; bizi geri bırakan, maddî – manevî kalkınmamızı engelleyen Kemalizm’in kucağına iyice gömülmek ve dünyada yalnızlaşmak demektir.

AB’den kopmak; kendine hayrı olmayan, ülkesinde ve Ortadoğu’da baskı, zulüm ve katliamlara imza atan Rusya ve diğer baskıcı devletler ile işbirliği yapmaya mecbur olmak demektir. 

Sözün Özü: Yöneticilerimiz AB ile ipleri koparmadan evvel, bu alanda birikim ve vizyon sahibi diplomat ve uzaman şahsiyetlerle istişare yapmalarıdır. Yoksa, istişaresiz, “Ben yaptım oldu” mantığı ile atılan yanlış adımların yol açacağı zararları telafi etmek çok zor olabilir ve uzun yıllar alabilir.

Okunma Sayısı: 659
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı