"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbeler ve kayıp yıllar

İbrahim ERSOYLU
05 Ekim 2018, Cuma
15 Temmuz da dâhil olmak üzere Türkiye’de vuku bulan darbelerin en büyük kötülüğü; siyasette, ekonomide, hukukta, askeriyede, eğitimde, üniversitelerde ve diğer alanlarda tecrübeli kadroların biçilip yerlerine acemi, vizyonsuz, öngörüsüz olanların getirilmesidir.

Gerçek bir Demokrasinin tesisiyle darbe zemini yok edilmedikçe, bu kısır döngü sürecek, Türkiye’nin zamanı, imkân ve insan kaynakları heba olmaya, yıllar kaybolmaya devam edecektir.

Kutsal kitabımızda, “Emanetleri ehline veriniz ve adaletle hükmediniz”1 denilmektedir. Peygamber Efendimiz, (asm) “İşler ehil olmayanlara tevdi edildiği zaman kıyameti bekleyiniz“2 buyurmaktadır. Asr-ı Saadet ve ilk dört halife döneminin dillere destan başarıları bu kuralın hayata geçirilmesinden dolayıdır.

Ülkemizde 1950’de çok partili Demokratik hayata geçildiğinde Adnan Menderes ve daha sonraki dönemde Süleyman Demirel’in başında bulunduğu liyakat ve vizyon sahibi gerçek Demokrat güçler, tek parti idaresinin geri bıraktığı Türkiye’yi her alanda kalkındırmışlardır. Ülkeyi bir baştan bir başa fabrikalar, barajlar, yollar ve köprülerle donatırken, adalet ve demokrasiyi, din, vicdan ve düşünce hürriyetinin önünü açarak içte ve dışta ülkemizi örnek bir devlet haline getirmişlerdir.

Türkiye’nin demokratikleşmesini, medenileşmesini ve zenginleşmesini istemeyen iç ve dış fesat odakları, ordunun içindeki darbeci askerleri kışkırtıp harekete geçirerek 1960’ta, 1980’de, 1997’de onlara darbe yaptırmışlardır. Onlar da tecrübeli, başarılı Demokrat idarecileri alaşağı ederek yerlerine rahat yönlendirebilecekleri beceriksiz, ufuksuz yöneticileri getirmişlerdir. O yöneticiler tesis edilen demokratik zemini bozmuşlar, demokratik bir görüntü ile ülkeyi istibdatla yönetmişlerdir. Diğer taraftan ülkenin gelir kaynaklarını ve dış ülkelerden aldıkları yüksek faizli kredileri eğitim, üretim ve sanayi alanlarında harcama yerine, geri getirisi olmayan inşaat gibi ölü alanlarda, diğer bir kısmını yandaşlarına peşkeş çekmek suretiyle heba etmişlerdir.

Ne yazık ki toplum çoğunluğu demokratik bilince yeteri kadar sahip olmadığı için yapılan fahiş hatalara sessiz kalmakta, seçimlerde oyuna gelerek başarısız idarecilere desteğini devam ettirmektedir.

İşlerin düzelmesi için toplum çoğunluğunun demokratik bilince; hak ve hürriyetlerine cesaretle sahip çıkması gerekmektedir. Yapılan yanlışları sorgulaması, feraset göstererek seçim süreçlerinde yapılan cazip propagandalara aldanmaması, ülkeyi iyi idare edemeyip krizlere sürükleyen siyasî güçlerden ne olursa olsun desteğini çekmesi lâzımdır.

Dipnotlar:

1- Nisa: 58. 2- Buhari, İlim: 2.

Okunma Sayısı: 827
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    5.10.2018 12:30:19

    Kamuda ehliyet ve liyakatın rafa kaldırıldığı bir nepotizm, onunla birlikte adaletin de rafa kaldırıldığı bir despotizm dönemini yaşıyoruz. Basında sık sık okuduğumuz haberlere göre kayırmacılık artık zirvede olup, alenen yapılmaktadır. Nebevi (as) beyanda "kıyametin kopması" olarak tavsif edilen bu durumu gözümüzle görerek siyasal, sosyal ve ekonomik (kriz) şeklinde aynen yaşıyoruz değil mi? İnkarı mümkün mü? Peki faturasını ödeyen bireyler olarak sebebini sorgulamayacak mıyız? Ekonomik yönden harcı borcuna yetmeyen, gıda maddeleriyle birlikte samanı bile ithal eden bir ülke aline gelmemiz neyin sonucu? Dost ve müttefikleri düşman haline getiren dış politika, toplumsal barış ve huzuru bozan iç siyaset.. Nereye gidiyoruz?

  • Gündüz Alp-2

    5.10.2018 12:17:36

    Benzeri bir taktik şimdi de AB için uygulanmak istenmektedir. AB için halka gidelim diyen iktidarın AB'ye bakışı menfi ve AB politikası gerçekçi ve akılcı olmadığı gibi tutarsız ve zikzaklı. Hatırlarsak, 16 Nisan halk oylaması öncesinde tekçi sistem güzellemesi yapılmış, parlatılıp cilalanarak her derde deva gösterilmiştir. Benzeri bir propagandanın bu sefer AB'yi kötüleyen menfi versiyonu ile kamu oyu AB aleyhine pekala döndürülebilir. Günümüzde aldatarak iş gören menfi siyaset, kitleleri çok kolay kandırabilmekte, istediği yöne kanalize edebilmektedir. Bu durumu şu anda siyasal, sosyal ve ekonomik olarak canlı canlı yaşamaktayız.Menfi siyasetin ve demokrat olmayan siyasetçilerin işi kolaylaştıran da -maalesef acı ama- demokrasi bilinci ve kültürünü tam benimsememiş toplumun kendisidir. Yanlış politika ve yönetimle içine düştüğümüz krize sebep olan yönetimi bile alkışlayan, destek veren insanların varlığı gelecek adına kaygı verici.

  • Gündüz Alp

    5.10.2018 12:03:58

    Yeni Asya'nın değerli kalemleri uyarıcı ve aydınlatıcı yazıları için takdir ve teşekkürü hak ediyor. Darbeler, süreçler, krizler yaşayan bir ülke ve hakları ihlal edilen vatandaşlar olarak maalesef itiraf edeyim ki ne ders ne ibret almışız. Bu yüzden de aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyoruz. Demokrat olmayan siyaset ve siyasetçiler kadar, demokrasi bilinci ve kültür olmayan, demokrasiye sahip çıkamayan bireylerden oluşan toplumun da "kayıp yıllarda" hissesi vardır. Mesela geldiğimiz tek adamlık sistemi durup dururken gelmedi. Yarım yamalak işleyen de olsa bir demokrasimiz vardı. Sorunun kaynağı demokrasiyi sekteye uğratan zinde güçler yerine bizzat demokratik parlamenter sistemin kendisi imiş gibi gösterildi, iktidarın ve gücün yanında konuşlanan yandaş medyanın toplumsal algı faaliyetiyle bu "doğru olmayan" beyana toplum inandırıldı. Ardından, tekçi sistem ülkeyi uçuracak, şahlandıracak dendi ve ardından 16 Nisan halk oylamasıyla da parlamenter demokrasi terk edildi. Sonuç?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı