"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstibdadın yol açtığı kayıplar

İbrahim ERSOYLU
16 Kasım 2017, Perşembe

Tahakküm, keyfi muamele, kuvvete dayanmakla cebir, rey-i vahit, yani tek kişinin görüşü, suistimalata gayet müsait, zulmün temeli, insanlığın mahisi/yok edicisi olan istibdat,1  bizi maddî ve manevî olarak Ortaçağ seviyesinde durduran, kalkınmamızı ve ilerlememizi engelleyen bulaşıcı bir  hastalık gibidir. 2  Bu hastalığın çaresi; insanların cesaret  gösterip birbirleriyle meşveret ederek hak ve hürriyetlerine sahip çıkmalarıdır.

İstibdadın bir çok çeşidi vardır: Siyasî istibdat, ilmî istibdat, Bürokratik istibdat, ailevî istibdat v.s. En tehlikelisi siyasî istibdattır. Zira o diğer bütün istibdatların  tetikleyicisidir.

Siyasî istibdat, vücuda yayılan kanserli bir hücre gibi toplumun bütün kesimlerine sirayet eder. Yönetici makamına ge(tiri)len ve istibdada meyilli şahıslar, siyasî istibdadı örnek alarak kendi alanında küçük birer müstebit olurlar. Yönetimi altındaki kişilerin cehalet veya korkularından istifade ederek değişik şekillerde onları kendine  biat ettirir; onların kabiliyet ve duygularının gelişimini engeller. Önemli bir kısmını iki yüzlü, yağcı, çift kişilikli insanlar haline getirir. Böylesi fertlerden  vatana ve millete fayda gelmez.

İSTİBDATLA YÖNETİLEN BİR ÜLKE İLERLEYEMEZ

İstibdatla yönetilen bir devlet, medeniyet yarışında geri kaldığı gibi, içte fakirlik, kaos ve gerilim içinde çırpınırken, uluslar arası camiada adaletin, insan hak ve hürriyetlerinin dikkate alınmadığı, saygınlığı olmayan üçüncü dünya kategorisinde sayılan, geri kalmış baskıcı bir ülke olarak bilinir.

Ne yazık ki, yeryüzündeki istibdadı ve zâlimane tahakkümü ortadan kaldırmak için gelen İslâm dini iken, ona mensup ülkeler, günümüzde istibdatla yönetilmektedir.

İSTİBDAT KENDİLİĞİNDEN ORTADAN KALKMAZ

İnsanlar uyanıp meşrû yollarla hak arama şuuru kazanmadan, müstebitler kendilerinden istibdada son vermezler. Zira istibdatta menhus bir zevk  vardır. Hiçbir  müstebit hak ve hukukunu, hürriyetini gasp ettiği mazlûmlara acıyarak geri adım atmaz;  değişik oyun ve hilelerle insanları uyutarak, istibdatla elde ettiği konumu devam ettirmek ister.

İstibdadın çaresi; toplumu oluşturan fertler, en azından çoğunun, müsbet hareket ederek, kanunsuz ve şiddet yoluna girmeden, akıllarını ve fıtrî cesaretlerini kullanarak ve birbirleriyle istişare ederek hak ve hürriyetlerini bilip onlara sahip  çıkmaları, hak ihlâllerine karşı birlikte tepki vermeleri lâzımdır. Başka bir ifade ile demokratik şuur kazanmakla istibdata engel olunabilir.

Dipnotlar: 1– Münâzarât, YAN, İst. 2012, s. 50-51. 2– Hutbe-i Şamiye, YAN, İst. 2009, s. 64.

Okunma Sayısı: 1262
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp

    16.11.2017 15:29:43

    Yazınızın müşahhas ve mücessem hâli; maalesef, şu anda ülkede yaşamakta olduğumuz ahvâl olup, yazınız da bunun tam bir tanım ve tarifidir. Uyarıcı yazınız için teşekkürler. Aksini yazarak sizleri tekzip bizleri de tenvir etsinler lütfen. Kılık, kıyafet, libas, zihniyet ve ideoloji kamuflajı ile "bal gibi" istibdat sürecinde olmadığımızı kim söyleyebilir? İstibdat için illaki rejimin adı değişmesi gerekmez. Meselâ, vaktiyle adı Çin Halk Cumhuriyeti, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri vs gibi sözde cumhurî idareler de vardı ama resmen istibdat yönetimleri değil miydi? Evet istibdat ,yönetmek değil tahakkümdür, tekçi, tek tipçi bir yönetimdir. Hastalıklarımız olan cehalet, sefalet ve tefrikanın ilacı değil, aksine istibdat, bunlara imkân ve fırsat sunan bir zemindir. Lütfen uyarmaya ve uyandırmaya devam ediniz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı