"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sistem, cemaat ve tarikatlar

İbrahim ERSOYLU
27 Temmuz 2018, Cuma
Hürriyetçi demokrasi ile yönetilen ülkelerde devlet, kanunlara uygun olmak şartıyla dinî yapılar (kilise) dahil sivil yapılara ve faaliyetlerine müdahale edip engel olmak bir yana kolaylıklar sağlamakta, faydalı çalışmalarından ötürü onlara teşekkür etmektedir.

Bizde demokrasi yerine tek parti anlayışı üzerine bina edilen otoriter, baskıcı Kemalist sistem üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasal ilkelerinden biri “devletçilik”tir. Buna göre devlet, kendi kontrolü haricinde dinî olsun veya olmasın, kanunlara uygun faaliyet yapsa da, hiçbir sivil inisiyatife hayat hakkı tanımak istememektedir. Dinî yapılar gibi tabiatı gereği sivil hizmet yapması gereken grupları rahat bırakmamaktadır. Bu durum devlet ve milletin zararına olmaktadır.

Her ne kadar 1950’lerde çok partili hayata geçilip Demokrat idareler döneminde sivil gruplar, özellikle dinî yapılar ve hizmetleri rahat bir nefes aldıysa da, devreye sokulan askerî darbelerle baskıcı sistem tekrar rayına oturtulmuştur. Bu yüzden, özellikle darbe sonrası süreçlerde dinî gruplar üzerindeki devlet baskısının sonu bir türlü gelmemektedir. 

KÖTÜLÜKLER SADECE KANUNLA ÖNLENEMEZ

Bir ülkede insanlar, sadece kanun ve inzibat korkusu ile kötülük yapmaktan, haram yemekten, birbirine ve devlete zarar vermekten engellenemez. Onların akıl, kalp ve ruh yönünden ıslah edilmeleri lâzımdır. Bunun için onların, doğru bir şekilde iman ve ahlâk irşadına ihtiyaçları vardır. İşte sivil cemaat ve tarikatların varlık sebebi bu vazifeyi yapmaktır. Nur Talebeleri gibi bir kısmı iman takviyesi yaparken, bir kısmı Kur’ân eğitimine ağırlık vermektedir. Tarikatlar da ahlâkî irşat vazifesini ifa etmektedirler. “Dinsiz on serserinin idaresi, bin mütedeyyin kişinin idaresinden daha zordur” kaidesi gereğince, onlar bu vazifeyi yapmakla aslında asayişin temini yönünden devletin güvenlik güçlerine yardımcı olmaktadırlar.  

Nitekim onlar hizmetleriyle kitleleri teskin etmeselerdi, siyasîlerin yanlış politikaları sonucu suçlar pıtırak gibi çoğalır, güvenlik güçlerinin önlemekte aciz kalacakları sosyal patlamalar, yağma ve çatışmalar yaşanırdı. 

DİNÎ HİZMETLERE MÜDAHALE

Emevîler’den, Osmanlılar’a kadar, gelmiş geçmiş bütün İslâm devletlerinde -istisnalar hariç- hükümdarlar ve idareciler, doğru ve sağlıklı dinî hizmet yapan âlimlere ve kurumlara müdahale etmemişlerdir. Başta dört mezhep imamı olmak üzere müstakim âlimler ve tarikatlar, devlet ve yöneticilerle çatışmadan onlardan bağımsız hasbî, başarılı hizmet yapmışlardır. Yukarıda anılan dönemlerde toplum hayatının huzur ve sükûn içinde devamı, büyük ölçüde din ve maneviyat erlerinin yaptıkları bağımsız, ihlâslı hizmetlerin neticesinde olmuştur.

DEVLETİN MÜDAHALESİ İYİ SONUÇ VERMEZ

Günümüzde devletin kontrolünde seksen bin cami, yüz elli binlik kadrosuyla din hizmeti yapan Diyanet teşkilâtına, sayısız cemaat ve tarikatın varlığına rağmen, ülkede iman ve ahlâk buhranı mevcuttur. Bu dinî yapıların yaptıkları hizmetin toplum nezdinde gereği gibi makes bulamamasının en büyük sebebi, onların sistem ve siyasiler tarafından rahat bırakılmamalarıdır. Bir taraftan devlet baskı yaparak onları Kemalizm ile barıştırmaya çalışırken, diğer yandan hâkim siyasîler maddî imkân, makam-mevki tuzaklarıyla onları kendilerine biat ettirmeye çalışmaktadır. Bu durum onların hasbî ve uhrevî hizmetlerinin ihlâsını bozup sulandırmakta ve çalışmalarının toplum nezdindeki etkilerini azaltmaktadır. 

Elhasıl: Ülkenin genel olarak maddî manevî alanlarda kalkınması, ilerlemesi huzur ve sükûna kavuşması, idare sisteminin hür, demokratik ülkelerde olduğu gibi demokratikleştirilmesine bağlıdır. Aksi halde başa dindar kimlikli kişiler de gelse, Kemalist sistem devrede olduğu sürece, din dahil her alanda karışıklık hüküm sürecek, toplumun rahata kavuşması çok uzak bir ihtimal olacaktır. 

Okunma Sayısı: 1197
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı