"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasîlerin satranç oyunları ve iman hizmeti

İbrahim ERSOYLU
03 Kasım 2017, Cuma
Üstad Bediüzzaman Nur Talebelerini, bakî elmaslar hükmünde olan iman hakikatlerine hizmet vazifesini eda ederken, zalimlerin (siyasetin) satranç oyunlarına bakmakla kutsî vazifelerine fütur vermemeleri ve fikirlerini onlarla bulaştırmamaları yönünde ikaz etmektedir.1

Dünya  cereyanları, husûsen mevcut siyaset cereyanları, bilhassa harice bakan cereyanlara kapılanlar; bir araya geldiklerinde iman hizmetini mütalâa ve müzakere yerine, o cereyanların ve aktörlerinin medih ve zemmini münakaşa etmekle kıymetli zamanlarını kıymetsiz işlerle heba etmekle zarar etmiş olurlar.

Başkalarına iman, uhuvvet, muhabbet  değil, siyaset gözüyle bakanlar, “Allah için sevmek, Allah için buğz etmek” Rahmanî  düsturu yerine, “Siyaset için sevmek, siyaset için buğz etmek” olan şeytanî kuralıyla hareket ederek, siyasî görüşlerini paylaşmayan melek gibi bir hakikat kardeşine düşmanlık, ona katılan şeytan gibi bir siyaset arkadaşlarına muhabbet ve taraftarlıkla, onun cinayetine mânen ortak olmaktadırlar. 2  Bu hal menfi siyasete hastalık derecesinde kendini kaptırmış dindar gruplarda çok vuku bulur.

Üstad Bediüzzaman “Bu zamanda siyaset ile meşguliyet, kalpleri ifsat eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalp ve istiraha-ı ruh isteyen adam siyaseti bırakmalı”3 buyurmaktadır. Burada “siyaseti bırakmalı” ifadesi Allahu âlem başkalarıyla bir  araya gelindiğinde siyasîlerin tartışma ve boğuşmalarını sohbet konusu yapmaktan kaçınmayı, kıymetli zamanı  iman ve Kur’ân hakikatleri gibi mevzuların, yeri gelmişse içtimaî ve siyasî ölçülerin müzakeresine harcamayı ifade eder kanaatindeyim.

Bağnaz, dinde hassas muhakeme-i akliyede noksan, siyaseti din gibi gören insanlarla siyasî  müzakere yapmak, kıymetli zamanı heba etmek yanında kalplerin kırılmasını netice verir. Bu yüzden böyle kişilerle siyasî sohbet yerine, iman ve Kur’ân hakikatlerini müzakereye yönelmek daha isabetli olur.

Aynı meslek ve meşrepte olan kardeşlerimizle bir araya geldiğimiz zaman da, sohbetin ekseni iman hakikatlerini müzakere  ve hizmetin ileri bir safhaya taşımanın yolları, gazete ve neşriyatımızın daha geniş bir çevreye tanıtılmasının istişaresi olmalıdır. Yeri gelmişse Risalelerdeki siyasî ve içtimaî ölçüler de yerinden açıp okunabilir ve usûlüne göre onlarla alâkalı  kısa  yorumlar yapılabilir. İşin özünü bırakıp bâtılı tasvir nevinden, zındıkların ve menfi siyasîlerin  kusur ve hatalarını tehevvür derecesinde münakaşa tarzında anlatmak, kardeşlerimizin safi zihinlerini bulandırma yanında, elmas kıymetindeki zamanımızı heba etmek olur. Bu durum bizi hizmetimizden  ve önemli işlerden geri bıraktırabilir.

Dipnotlar: 1– Kastamonu Lâhikası, mektup no: 75, s.122. 2- A.g.e. YAN, s. 127-128. 3– A.g.e. s. 128.

Okunma Sayısı: 966
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah TUNÇ

    3.11.2017 11:30:49

    Tümüyle hakikat olan bir makale.Bana şunları hatırlattı; senelerce beraber hizmet ettiğimiz can ciğer arkadaşlarımız müruru zamanla birde bakmışsınız ki şiddetli bir muhalif,bir muarız olarak karşımıza çıkıvermiştir.Bu bir sonuçtur. Bir günde bu noktaya gelinmemiştir.Bu senelerin birikimidir. Demek ki yıllarca bir şeyi ihmal etmişiz.Bir hizmeti göz ardı etmişiz.Bir hakikatı ıskalamışız. O da içtima-i ve siyasi, düstur,prensip ve kaideleri yeteri kadar işlememek,bu haki katlarda mutabakata varmamak,birliği,tevhidi sağlamamak tır. Hani Üstadımız ''ittihat;imtizacı efkârdır.O da marifetin şua-yı elektriği ile olur'' diyor.İmtizacı efkârı temin etmediği niz takdirde ihtilaflar,iftiraklar her zaman olur.Makale çok güzel,bana bunları hatırlattı,Yazarı tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı