"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okuma mevsimi

İrfan Süleymanoğlu
08 Temmuz 2018, Pazar
“Modern” tabiriyle makyajlanan ve insanlığa, bilhassa da ehl-i imana yutturulmaya çalışılan dünyanın heva ve hevese bakan yüzünün aldatıcılığını hatırdan çıkarmamak gerekir.

“Modern” tabiriyle makyajlanan ve insanlığa, bilhassa da ehl-i imana yutturulmaya çalışılan dünyanın heva ve hevese bakan yüzünün aldatıcılığını hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu sebeple, hususan zaman-ı ahirin yolcuları olarak, sırat-ı müstakîmin ikaz levhaları hükmündeki Risale-i Nurlar’dan istifadeyle feyizyab olmayı bir kez daha bahis konusu yapmak israf olmayacaktır. Aksine malayaniyattan kurtulma yolunun hatırlatılmasıyla aklın işbası kalbin itminanı için bir tercih vesilesi olacaktır.

Çünkü, “dışı süs, içi pis” tabirinde anlamını bulan modernitenin hakikatten uzak sanal cazibesi; dünyaya bir alüfte fistanı giydirmiştir. Hem de hakikatsiz felsefe gözlüğünü insanlığın gözüne takarak o alüfte ile oyun ve oyalanmayı marifetmiş gibi lanse etmiştir. Bu platformda uygulanan küresel zındıka projelerinin birer ürünü olarak; masum günah vesilesi (!) kisvesinde; kendince tuhaf, modern, sevimli canavarlar (!) türetmiştir. Bu canavarlar, her mevsimde olduğu gibi içinde bulunulan yaz mevsiminde demodel model seri şekilde biteviye üretilmektedir. Zehirli zakkum çiçekleri açmış sarmaşıklar gibi, bırakın evlerin köşelerini, dimağları da ele geçirmiş, kalbe sirayet etmiş, son serhat olan vicdanlara tecavüz etmektedir. Öyle bir vehamet ki; bu sevimli (!) canavarların peşine takılanlar manevî hayatlarının maverası için gerekli olan kendi kanlarını, haz duygusuyla heder etmektedirler. 

Sanallıklarla akıllar tutulmuş, ne dediğini bilmeyen gevezeliklerle alude olmuştur. Vicdanlar yangın yerine dönmüştür. Küresel ve kişisel olarak o yangından ıztıraplar, kalaklar insanlık fıtratını maddî ve manevî olarak taciz etmektedir. “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evlâdım tutuşmuş yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.”  (Tarihçe-i Hayat) sözleri o ıztırabın derinden hissedilmesi ve tedbir alınmak üzere müceddidî bir harekete geçişin başlangıcı olmuştur.

O tuhaf canavarları üreten fabrikalara rağmen nur ve gül fabrikaları oluşturmak ve mevsim-i şita da (kışda) gül-i Muhammedî (asm) rayihalı baharlara zemin hazırlamak ve ancak iman-ı ahiret ile gerçekleşebilecek sayfiyelerde (yaz mekânlarında) saadet-i ebediyeye kavuşturmak için Risale-i Nurlar Bediüzzaman Said Nursî eliyle Cenâb-ı Hak tarafından, yol ayrımındaki beşeriyete ikram ve ihsan edilmiştir. Onlar ‘dellâl-ı Kur’ân’dan enzar-ı cihana vaz’ edilmiştir. (Barla Lâhikası)

Evet, bu eserleri okumak önemlidir… Okumak ve okuduğunu anlamak… Eğer okunan anlaşılmamışsa o okumak değil, okuyormuş gibi yapmış olmaktır. Öyle ise okurken onu anlama niyeti olmalıdır. Okunan esere de bu niyetle muhatap olunduğunda o kitabın kuvveti, güzelliği, faydalılığı vs. âkıl olan dimağlarda makes bulduğu görülecektir.

Anlama niyetini faydalanma isteği takip etmelidir. Faydalanma ise Nur’un ilk talebelerinden Hulusi Yahyagil’in tabiriyle “istifade, istifaza ve istiane” (Barla Lâhikası) şeklinde bir vetireye insanı muhatap kılacaktır.

Risale-i Nur’un en bilinen tabirlerinden olan “aklın nuru fünun-u medeniye, vicdanın ziyası ulum-u diniye” tabiri Marifetullaha vasıl eden kavlî ve fiilî her tür okumayı ihtiva etmektedir. Evet; medeniyet fenlerinden elde edilen hammadde, maddî duygularla elde edilen bilgi akıldan kalbe yönlendirilmelidir. Vicdan denen dönüştürücü, dimağdan gelen bu hammaddeleri vahyin mazharı olan kalpte yoğurup marifet haline getirmelidir. Kalp böylece, âlem-i gaybın penceresinden mazhar olduğu bir çok hadsin (sezgi ve sinyal) farkındalığı ile bu marifeti mezcederek takviye ve tezkir ilemutmain olacaktır.

Gelinmek istenilen asıl nokta, okumanın Risale-i Nurcasıdır. Evet, Risale-i Nur okumak… Risale-i Nurlar’ı Risale-i Nurca okumak… Kâinatı da Risale-i Nurca okuyabilmak… Çünkü Risale-i Nurlar ahirzamanın en anlaşılabilir Kur’ânî dili ya da lehçesidir.

Risale-i Nur okumak bir ayrıcalıktır. Bunu okumayan anlamaz ve anlayamaz. Okuduğunun şuuruna varmayan da anlayamaz. Evet Risale-i Nur bir Kur’ân tefsiri olmakla tefsirler arasında yerini almıştır. Ancak o hiçbir tefsire benzememektedir. Bediüzzaman kendisine “Neden senin Kur’ân’dan yazdığın Sözler’de bir kuvvet, bir tesir var ki, müfessirlerin ve ariflerin sözlerinde nadiren bulunur. Bazen bir satırda, bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede, bir kitap kadar tesir bulunuyor?” diyenlere “…Şeref, İ’caz-ı Kur’ân’a ait olduğundan ve bana ait olmadığından bilâ-perva derim: Ekseriyet itibariyle öyledir….” diyerek aslında söylenilmek istenilenlerifazla söze hacet kalmadan, devamındaveciz bir şekilde anlatmıştır. (Mektubat)

Risale-i Nurlar öncelikle bir Kur’ân tefsiridir ve iman ilmidir. En kıymetli hazine olan imanı kurtarmak için, ilim tahsil eden bir talebenin hassasiyetiyle, her zaman ve zeminde  şevkle okunmalıdır. Risale-i Nurlar’ın okunduğu zaman dilimleri hayatın inci süslü zinetleri olarak kabul edilmelidir…

Üniversite Nur Talebeleri namına Abdünnur şöyle demektedir: “Risale-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, Âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak te’lif edilmiştir. Bu gün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için halaskâr olarak Risale-i Nur’a sarılmaktan ve ne pahasına olursa olsun, Risale-i Nur’un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur’u okuyan herkes bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir.” (Hutbe-i Şamiye) diyerek Risale-i Nurlar’ı okumanın “niçin”lerinden önemli bir kısmına parmak basmaktadır. 

Risale-i Nur aynı zamanda îman kurtarma hizmeti için bir yol haritasıdır. Başkalarının imanlarının da kurtulması için gerekli metodlar, Risale-i Nurca, içinde derc edilmiştir. Risale-i Nur okunmadan bu metodlar öğrenilemeyeceği gibi, bu metodlar olmadan bilhassa şu zamanda kaş yapayım derken göz çıkarmak da mümkündür.

Risale-i Nurlar içtimaî hayatın ve siyasetin de ahiret odaklı yapılandırılmasının sırlarını barındırmaktadır. Muktesid bir yol takip edilmiştir. Öğrenmek için Risale-i Nurlar’ı okumak gerekmektedir.

Risale-i Nurlar aynı zamanda Esma-i İlâhî açısından kâinat okur yazarlığını öğretmektedir. Kâinat kitabı karşısında cehaletle malül olmamak için de okunmalıdır… Okunmalıdır… Okunmalıdır…

İstifade, istifaza ve istianeye medar bir okuma mevsimi geçirmek dileğiyle…

 

Okunma Sayısı: 951
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı