"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seçim kanunu demokratik olsun

06 Mart 2018, Salı
Demokrat Partinin ilk büyük kongresinin, Menderes’in demokrasi kahramanı olduğunu göstermesinden sonraki en bariz neticesi, demokratik seçim kanununun çıkarılmasının istenmesi, ‘Hürriyet Misakı’ kararının alınması ve hürriyet mücadelesinin fiilen başlatılması oldu.

Demokrat Parti, memleket sathında olduğu kadar meclis içinde de demokrasi mücadelesine devam etti. Mustafa Kemal hayatı boyuna cumhurbaşkanlığı seçimlerine hep tek aday olarak girmiş ve hepsini kazanmıştı. Onun ölümünden sonra 5 Ağustos 1946 tarihinde ikinci defa yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Demokrat Parti, İsmet İnönü’ye karşı Fevzi Çakmak’ı aday gösterdi. ( T. Tuna. Menderes’in Günlüğü. Şule Yayınları, İstanbul s: 27 )

Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisinde iki adayın iştiraki ile yapılan oylamada F. Çakmak 50, İ. İnönü 388 oy aldı. İnönü’nün cumhurbaşkanı seçilmesi ile Demokrat Parti seçimi kaybetse de İnönü’ye rakip çıkararak demokrasinin kazanmasını sağladı.  

Adnan Menderes, millet meclisinde Halk Partisine ikinci mühim dersini, 1947 bütçesinin görüşülmesi sırasında yaptığı ve iki saatten fazla süren beliğ konuşma ile verdi. Bu ders hem ekonomiyi, hem bütçe dengelerini hem de hürriyet ve demokrasi anlayışının farkını muhtevî idi.

Menderes’in bütçe üzerindeki değerlendirmeleri o kadar müessir oldu ki ona cevabı maliye bakanının vermesi gerekirken bizzat başbakan Recep Peker verme ihtiyacı hissetti. Başbakan konuşmasında Menderes’in iddialarına cevap vermek yerine hakaret etmeye kalkınca, Demokrat Partililer Peker’i protesto etmek maksadıyla topluca meclis salonundan çıktı. 

Sine-i millete avdet etmek

Demokrasi kahramanlarının Halkçı müstebitlere verdiği üçüncü demokrasi dersinin ifadesiydi mezkûr tâbir. Milletin esas alınması gerektiğini gösteren bu protesto şekli o kadar müessir oldu ki Cumhurbaşkanı İnönü devreye girmek zorunda kaldı. Yapılan uzun müzakerelerden sonra bazı şartları kabul edilen Demokratlar meclise döndü. 

Karşısında tecrübeli, cesur ve maharetli bir muhalefet ekibi gören Başbakan Recep Peker, o kadro ile siyaset sahnesinde mücadeleyi göze alamadı. M. Kemal’den tevarüs eden huy depreşti ve partiyi kapatmak için plânlar yapmaya başladı. Meseleyi hükümet üyeleri arasında konuşurken bazı bakanların ve milletvekillerinin parti kapatmaya karşı olduğunu anlayınca kabine değişikliği yapmak istedi ise de başarılı olamadı. Böylece Demokrat Partiyi kapatma plânları akim kaldı. 

Kalabalığı teskin etti

Adnan Menderes de Demokrat Parti kadrosu da o zamana kadar yaptıkları siyasî icraatları, demeçleri ve konuşmaları ile cemiyet nezdinde, Halk Partisine karşı rüştlerini ispat etmişlerdi. Şimdi sıra, kendi içlerinde yetiştiklerini gösterip güven kazanmaya gelmişti. 1947 yılında yapılan kongre, bunun için güzel bir vesile oldu. 

Demokrat Partinin ilk büyük kongresi yapılacaktı. Önceleri hükümetin baskısı yüzünden salon bulmakta zorluk çekmişlerse de araya bazı müessir kişilerin girmesi neticesinde şehrin en büyük salonuna sahip olan Ulus Sineması’nı dört günlüğüne kiraladılar. 

Yapılan haksızlıklardan, baskılardan engelleme ve seçimlerde hile yapma gibi sebeplerden dolayı kongrede, üyeler arasında samimi bir dayanışma ve kenetlenme beklenirken kongre salonu farklı kanaatlerin  kargaşasıyla âdetâ çalkalandı. Kimi üyeler iktidar tarafından partinin haklarının gasp edildiğini söyleyerek halk ihtilâli yapmayı teklif ederken, kimi itidalli davranmak gerektiğini söyledi. Kimi de meseleye ilgisiz kalma cihetine gitti.

Her kanaat sahibi, kongrenin gidişatına kendi kanaatinin hakim olması için çalışırken kongreye âdetâ tek başına Adnan Menderes hakim oldu. Herkesin üstünde müsbet tesir icra ettikten sonra yaptığı umûmi ve husûsi konuşmalarla halk ihtilâli yapma taraftarı olanları teskin ederken, meseleye ilgisiz kalanları tahrik etti ve sükûneti sağladı. 

Hürriyet misakı

Demokrat Partinin ilk büyük kongresinin, Menderes’in demokrasi kahramanı olduğunu göstermesinden sonraki en bariz neticesi, demokratik seçim kanununun çıkarılmasının istenmesi, ‘Hürriyet Misakı’ kararının alınması ve hürriyet mücadelesinin fiilen başlatılması oldu.

Hürriyet Misakı kararı, Demokrat Parti ile Halk Partisinin arasındaki münasebetlerin iyice gerilmesine sebep oldu. Menderes’in Kadıköy’de, Kütahya’da, Domaniç’te ve başka yerlerde yaptığı konuşmalarda hep hürriyet ve demokrasi vurgusu yapması ve Halk Partisinin siyasî, içtimaî mezalimini nazara vermesi Başbakan Recep Peker’i âdetâ çileden çıkardı.

Bilhassa Demokrat Partinin, seçim kanunu değiştirilmediği takdirde 1947 yılında yapılacak ara seçimlere katılmama kararı alması üzerine Recep Peker, İstiklâl Mahkemelerini tekrar kurup partinin ileri gelenlerini yargılama, partiyi kapatıp yöneticilerini cezalandırma tehdidinde bulundu.

Demokrat Partinin bu tehdide sert karşılık vermesi ve iki parti arasındaki münasebetlerin iyice gerilmesi üzerine Ankara Ticaret Odası Başkanı Vehbi Koç ile bazı iş adamları ve Cumhurbaşkanı İnönü devreye girdi. İnönü’nün hazırladığı ve 12 Temmuz Beyannamesi diye adlandırılan mutabakat metnini iki tarafın da imzalaması ile kısmen siyasî sükûnet sağlandı. 

Beyannamenin imzalanması, Demokrat Parti içinde, yönetici kadroya karşı ilk muhalefetin başlamasına ve bazı kopmaların yaşanmasına sebep oldu. Menderes ve arkadaşları beyannameyi ‘Hüsn-ü niyet eseri bir teşebbüs’ olarak değerlendirip müdafaa ederken, parti içinde beyannameyi reddetme fikrinde olanlar da az değildi. 

Millet Partisi nasıl kuruldu?

Neticede Kenan Öner, Hikmet Bayur, Osman Bölükbaşı gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 21 milletvekili, Halk Partisine karşı sert muhalefet yapılmadığı mülahazasıyla Demokrat Partiden ayrıldı. Ayrılanlar 20 Temmuz 1948 tarihinde Mareşal Fevzi Çakmak’ın başkanlığında Millet Partisini kurdu. Demokrat Partinin, bir genel seçim kazanarak rüştünü ispat etmeye fırsat bulamadan yaşadığı bölünme hadisesini Celal Bayar, iktidarın muhalefeti böyle oyunu olarak değerlendirirken, Adnan Menderes ayrılma hadisesini tasaffi hareketi şeklinde yorumladı. 

Cumhuriyet tarihinde ilk defa yaşanan ve iki yorumu da haklı çıkaran bu hadisenin millet mabeyninde yeşermeye başlayan hürriyet ve demokrasi ümidini soldurmasından endişe eden Adnan Menderes, Anadolu’yu şehir şehir, kasaba kasaba dolaşarak demokrasi ümidini canlı tutmaya karar verdi. 

Şevket İnce, Ankara’daki evini partiye verince 1948 yılının ilk aylarından itibaren Demokrat Partinin genel merkezini oraya taşıyan Bayar ve Menderes, hem partideki toplantıları ihmal etmediler, hem de her fırsatta memleket gezilerine çıkarak teşkilatı canlı tutmaya çalıştılar. 

Menderes’i de isteriz

Birlikte gittikleri şehirlerde ikisi de coşkulu kalabalıklar tarafından karşılandı. Meydanlarda ve salon toplantılarında ekseriyetle Bayar açılış konuşmasını yaptı. Ondan sonra kürsüye çıkan Menderes bulunduğu şehre ve hitap ettiği kalabalığın mahiyetine göre muhteva ve hitabet değişikliği gösteren heyecanlı konuşmalarla dinleyenleri coşturdu.

Meydan konuşmalarının en muhteşemi, 9 Eylül 1948 tarihinde İzmir’de yapılan mitingdi. Elli binden fazla insanın toplandığı meydanda kürsüye önce Bayar çıktı ve uzun bir konuşma yaptı. Onun konuşmayı uzatmasından Menderes’in konuşmayacağını zanneden kalabalık ‘Menderes’i de isteriz’ diye tezahürata başlayınca meydanda âdetâ yer yerinden oynadı.

Okunma Sayısı: 2358
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı