"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zikir üzerine

İsmail Hakkı AVCI
16 Ağustos 2018, Perşembe
Zikir; hatırlamak, anmak manalarında kullanılan ve Kur’ân’da da geçen bir kelimedir.

“Zikir”, aynı zamanda Kur’ân’ın da bir ismi olup Allah’ı anmak, O’nu yarattıklarıyla düşünmek ve tefekkür etmek manalarına da gelir. Tarikatçıların yaptıkları da bir zikirdir. Kur’ân’ı devamlı okuyan ve manasını da düşünen, bir nev’î zikir ediyor demektir.

Evde oturuyorken bir kelebeğin veya bir sineğin pencereden içeri girmesiyle mevzunun onlar üzerine çevrilmesi ve o kelebeğin renk ve desenleriyle ne harika yaratıldığını ve o sineğin kısacık ömründe -insanın sineği misal alarak yaptığı kocaman ve en modern tayyarelerden daha mükemmel olan ne harika cihazlarla teçhiz edildiğini düşünüp tefekkür etmek de bir nev’î zikirdir. Bu tefekkür ve zikri bütün insan, nebat, hayvanat ve sair mahlûkat üzerinde de yapmak mümkündür. Penceremize konarak bizden yiyecek bir şeyler isteyen siyah ağırlıklı, mora çalan mavi benekli tüyleriyle sığırcık kuşları, bazen gökyüzünde yaptıkları toplu dansla bir nev’î zikir etmektedirler. Bunlar o kalabalık grubuyla gökyüzünde birbirlerine değmeden şekilden şekle girerek toplu halde adeta zikir ederler.

Bir öğretmen dersini işlemeye çalışırken, öğrencilerin pek çoğunun olumsuz olmasına rağmen onlara ebeveyninin öğretmediği faydalı davranışları öğretmeye çalışması da bir çeşit zikirdir. Evet, insanda zikir, çeşit çeşittir: Allah’ın emir ve yasaklarına uymaya çalışan insan, bir ihtiyaç sahibine veya arkadaşına yardımcı olan zikir ediyor demektir. Yine insan çalıştığı işinde iyi çalışıyor ve işini ahlâklı bir şekilde yapıyorsa aynı zamanda zikir de yapıyordur. Bir de zikirmatikler var; Lailaheillah, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahüekber zikirlerini umumiyetle gençler ve hanımlar çekmektedirler. Binlerce yapılan bu zikirler, acaba mü’minin sair zamanda yaptığı batıl hareketlere kefaret olabilir mi? O gayr-ı İslâmî davranışlarını karşılayabilir mi?

Bediüzzaman Hazretleri, Birinci Söz’de, Besmele’nin de zikir olduğunu söyler ve her hayırlı işin başında ‘Bismillah’ denmesinin icab ettiğini belirtir. Yine aynı Söz’de Cenâb-ı Allah’ın verdiği nimetler mukabilinde yalnız üç şey istediğini beyan eder. Bunlardan birincisinin ‘zikir’ olduğu bildirilir. Müslüman’ın her yaptığı ibadet de aynı zamanda bir nev’î zikirdir. Başta namaz olduğu gibi, daha sonra yaptığı her ibadet de zikirdir. Zikir yapana ‘zakir’ denir. Peygamberimiz de (asm), aynı zamanda bütün zikir yapanların -güneş sistemi gibi- ortasında durmuş baş zakiri -serzakiri- dir. Madem öyledir, mü’min olan insana düşen de her daim zikir içinde olmaktır, vesselâm.

Okunma Sayısı: 592
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı