"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatleri “kapatmak(!)” mı, yok artık!

İsmail TEZER
27 Temmuz 2018, Cuma
Geçen hafta “cemaatler/tarikatlar” ile ilgili attığımız üç tweeti buraya da alarak başlayalım:

1- IŞİD üzerinden İslâmı mahkûm etmek ne kadar yanlışsa, “Fetö ve A. Oktar” denilen yapılar üzerinden İslâmî cemaatleri hedefe koymak da o kadar yanlıştır. Aman dikkat! Bu topraklara ait gerçek ilim-irfan yuvaları yıpratılmasın. Her şey devletin tekelinde olamaz ayrıca.

2- Bir işe ehil olmayanlar girdiği vakit elbette onu suistimal ederler. Yıllar yılı nâehil siyasetçilerin devleti; din tacirlerinin de tarikat ve cemaatleri istismar ederek devlete, cemaatlere ve dolayısıyla bütün bir millete ve değerlerine zarar verdiklerini gördük. Aman dikkat!

3- Siyasî veya ticarî güç odaklarıyla entegre olmamış ve bu hususa azamî dikkat eden, hür ve gerçek cemaatler/tarikatler bu milletin maneviyatına hizmet eden manevî birlikteliklerdir. Yanlışlar üzerinden bunları mahkûm etmek büyük zulümdür. Pireye kızıp yorgan yakılmaz!

***

İki haftadır yoğun bir şekilde “cemaatler/tarikatlar” yine gündeme düştü. Bu arada Yeni Asya’nın 25.7.2018 tarihli “Devlet cemaatlere, cemaatler devlete karışmamalı” vecîz manşeti ve bu vesileyle medyanın farklı kesimlerinden derlenen alıntılar konuyu tam on ikiden vuran harika bir seçki idi.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu yapılar gökten zembille inmedi Türkiye’ye. Aslında “yapı” derken bile tereddüt ediyorum, zira bu kelime daha çok maddî birliktelikleri, resmî oluşumları çağrıştırıyor. Halbuki bildiğimiz ve alışık olduğumuz manadaki cemaatler/tarikatlar, sadece ve sadece Allah için, İslâma hizmet gayesiyle bir araya gelmiş fertlerden müteşekkil “manevî birliktelikler”dir veyahut böyle olmaları gerekir. Serdengeçti’nin Nur Talebeleri için söylediği meşhur tabirle “Bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırtısı, nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. Bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, imanlı, inançlı kalabalığıdır.” demek istiyoruz ve aslında özü itibariyle de böyle görmek istiyoruz dinî cemaatleri. (Araçları amaç haline getirmeden ve ticarîleşme gayesiyle olmadıktan sonra birtakım hizmet müesseselerinin olması elbette saded harici.)

Ancak medyadan takip edebildiğimiz kadarıyla geniş kitlelerin zihninde “cemaat” ve “tarikatlar”ın ne olduğu veya ne olmadığı hâlâ net değil.

Sözgelimi sosyal medyada dolaşan bir videoda sokak röportajı yapan arkadaş, mikrofonu halka uzatıyor ve “cemaatler/tarikatlar” ile ilgili bir soru yöneltiyor. Verilen birbirinden ilginç cevaplar bir yana, bizim asıl dikkatimizi çeken ve “Yok artık!” dedirten soru ise şu: “Sizce cemaatler kapatılmalı mı?”

Sanki bir “dükkân kapatmak”tan veya “kepenk indirmek”ten söz ediliyor. Bu kadar basit mi yani? Ama ne acı ki soru bu.

Bin yıldır Ehl-i Sünnet geleneği içinde süregelmiş ve milyonlarca mü’minin Allah’a giden yolu olmuş zengin ve geniş bir caddeyi, ‘istismarcıları ve suistimal edenleri’ bahane ederek böyle hoyratça tartışmak gerçekten içler acısı.

İmam-ı Rabbânîler, Abdülkadir-i Geylânîler, Şah-ı Nakşibendiler, Ahmed-i Bedevîler, Gazalîler, Mevlânâlar, Yunuslar, Bediüzzamanlar ve sâireler, bu sığ tartışmaları duysa idiler -ki duyduklarına kàniiz- sizce ne derlerdi?

Meselâ “Bütün tarikatların gayesi, iman hakikatlerinin vuzuh ve inkişafıdır. [Tarikattan maksat Şeriat’tır]” diyen İmam-ı Rabbanî’den hiç utanılmayacak mıydı? Ya da “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir” diyen Yunus’dan? Ya “Ben Kur’ân’ın bendesiyim, Hz. Muhammed’in (asm) ayağının tozuyum” diyen Mevlânâ’ya ne cevap verilecekti?

Veyahut  “Zaman imanı kurtarmak zamanıdır”, “Ben imanın cereyanındayım”, “Cemaatimiz, umum mü’minlere şâmildir”1, “Karşımda müthiş bir yangın var… Ben o yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? Dar düşünceler, dar görüşler…” diyen Bediüzzaman’ın yüzüne nasıl bakacaktık?

Said Nursî’nin çok defa seslendiği şekilde “Hey efendiler!” diyesim geliyor, ne ile uğraşıyorsunuz? İki dünyanızın mutluluğuna çalışan, ancak içine nâehiller girdiği vakit yozlaşan her yapı gibi siyasîleşme/ticarîleşme tuzaklarıyla belli odaklarca kasıtlı olarak dejenere edilmeye çalışılan cemaat ve tarikatlara lütfen haksızlık etmeyelim. 

Gelin, toplum olarak, hatalarını kendi içlerinde düzeltmeleri ve aslî vazifelerine dönmeleri için yardımcı olalım. Pireye kızıp yorganı yakmayalım vesselâm.

Dipnot:

1- “İttihad-ı Muhammedî (asm) ki umum mü’minlere şâmildir, cemiyet ve fırka değildir... Hiçbir mü’min hariç değil ki tâ intisaba lüzum kalsın.” (Bkz: D.H. Örfî, Yedinci ve Sekizinci Cinayet’ler) “Öyle bir cemiyetimiz [cemaatimiz] var ki her asırda üç yüz milyon dâhil mensupları var.” (B. S. Nursî Tarihçe-i Hayatı, s. 336)

Okunma Sayısı: 6366
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Demokrat

    27.7.2018 00:11:54

    Tebrikler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı