"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin düşmanları ve eğitim üzerine

İsmail TEZER
20 Temmuz 2018, Cuma
Eğitim meselesini de sadece “örgün” olarak düşünmemek lâzım. Bediüzzaman bir asır önce Meşrûtiyet ve Hürriyet’in, şimdiki tabirle demokrasinin halka mal olup yerleşebilmesi adına aslında tam bir “eğitim seferberliği” başlatmıştı desek yeridir.

Aliya İzzetbegoviç’in unutulmaz sözlerinden biridir:

“Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalı. Çünkü intikam, sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar.”

Bazı sözler güzeldir, ama bazıları “daha da güzel”dir.

Milleti soykırıma uğramış bir liderin ağzından çıkması itibariyle bu söz “daha güzel”ler kategorisindedir bana göre.

İntikam duygusu, adaletin en büyük düşmanlarından biri.

Âyet-i kerimede “Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten ayırmasın” (Maide: 8) buyurulması da bu açıdan dikkat çekici.

Hisleriyle hareket edenler, adalete şahsî duygularını karıştıranlar zulme düşmekten kendilerini kurtaramazlar.

Dolayısıyla demokrasinin de en büyük düşmanlarındandır “intikam” duygusu.

Bediüzzaman, yüz yıl önce, doğudaki Kürt aşiretlerine “Meşrûtiyet ve Hürriyet”in güzelliklerini anlatırken, demokrasinin düşmanlarına “cehalet ağa, garaz bey, intikam paşa” sözleriyle dikkat çekmişti.

II. Meşrûtiyet’in ilânından bu yana 110 sene geçti. “Meşrûtiyetin ne miktarı bize gelmiş?” diye soranlara Bediüzzaman o yıllarda “Bîçare Meşrûtiyet, cehalet ejderhasından ve husûmet kurtlarından korkar, kolaylıkla gelmeye cesaret edemez. Eğer tembel kalıp da onun yolunu yapmazsanız 100 sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz” demişti.

Sizce hangi seviyedeyiz? Yolunu yapabildik mi? İntikam ve garaz gibi rövanşist duygularla yaralanan demokrasimiz, maalesef emekleme seviyesinde hâlâ. I. Meşrûtiyetin ilânından bu yana 142, II. Meşrûtiyetten bu yana 110, Cumhuriyetin ilânından itibaren de 95 sene geçti. Ancak “isim ve resimden ibaret” bir cumhuriyetin çok da fazla ötesine geçemedik ne yazık ki.

Demokrasinin amansız düşmanlarından biri “cehalet” olunca, bu düşmanı alt edecek silâh da “eğitim” olarak karşımıza çıkıyor şüphesiz. Aslında “garaz ve intikam duygularıyla demokrasiyi geciktirmek” dahil pek çok sorunumuzun halli de bu “eğitim” meselesinden geçiyor. Ancak asıl önemli olan husus, “doğru bir eğitim anlayışı”nın neresinde olduğumuz.

Eğitim meselesini de sadece “örgün” olarak düşünmemek lâzım. Bediüzzaman bir asır önce Meşrûtiyet ve Hürriyet’in, şimdiki tabirle demokrasinin halka mal olup yerleşebilmesi adına aslında tam bir “eğitim seferberliği” başlatmıştı desek yeridir. 

İstanbul’da Sadaret (Başbakanlık) vasıtasıyla doğudaki aşiret reislerine çektiği telgraflarla Meşrûtiyet ve Hürriyet’in güzelliğini anlatan Bediüzzaman, Selânik’teki Hürriyet Meydanı’ndan tutun da İstanbul kahvehanelerine kadar bulduğu her sosyal ortamı tam bir eğitim alanına dönüştürmüştü. 

Bununla da kalmayıp doğuda köy köy dolaşarak “tek adam zihniyetinin (riyaset-i şahsiyenin), istibdadın” zararlarını ve “meşrûtiyetin, hürriyetin, meclis hâkimiyetinin” önemini anlatmış; soru-cevap tarzında yaptığı sohbetlerle bölge halkının nabzını bizzat tutmuştu. 

Ve nihayet “hayat-ı içtimaiye medresesinden aldığım dersler ve konuşmalar” dediği bütün bu hakikatleri Divan-ı Harb-i Örfî, Münâzarât ve Hutbe-i Şamiye gibi eserlerinde toplayarak gelecek nesillere de aktarmıştı.

Bediüzzaman’ın bu fikirlerini toplum olarak özümsemeye çok muhtaç olduğumuz gibi, onun bir nevî ‘informel eğitim’ olan ‘toplumu aydınlatma çabası ve faaliyetleri’nden de alacağımız çok örnekler var.

Öte yandan onun, temelinde “Kur’ân-kâinat/akıl-vahiy / din - bilim” bütünlüğü olan, bu yönüyle “kutuplaş(tır)mayı ve tek tipçiliği” değil “birleştiriciliği ve çoğulculuğu” esas alan, hür ve demokrat düşünen bir toplumun inşâsına hizmet edecek Medresetüzzehra eğitim projesi ise hâlâ tahakkuk ettirilmeyi bekliyor.

Okunma Sayısı: 14821
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı