"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mükemmel olamazsın

İsmail TEZER
31 Ağustos 2018, Cuma
Mükemmelliğini ‘mükemmelsizlik’te bil. Kemal sıfatla muttasıf olmak Zat-ı Bârî’ye mahsus.

Nekàisten müberra olmak cinân-ı Cennetin mahsusatından.

Her kemale bir noksan karıştırmak ise bu âlem-i kevn ü fesadın mukteziyatından. 1

Kişisel gelişim furyası -bütünüyle değil, ama bir kısım akımları- İlâha mahsus sıfatları beşere yakıştırmakla insana en büyük kötülüğü yaptı. Ona kendini inkâr ettirdi bir nevî.

Kendi gerçekliğini bilmeyen, mahiyetini tanımayan insan da savruldukça savruldu. Oradan oraya tosladı. Kendini mükemmel gördükçe yoruldu. Bîtap düştü. Yükseklere uzanacağım derken, ulaşabileceklerinden de oldu. Gerçek kemâlâttan uzaklaştı. Sun’î, yapmacık ve kendi gerçekliğini ifade etmeyen hedefler peşinde koşmakla ömrünü heba etti.

Halbuki insan, mahiyetindeki acizliği, zayıflığı ve fakirliği bilmeliydi.

Üzülebilirdi.

Yapamayabilirdi.

Başaramayabilirdi.

Zaten ondan ‘başarması’ da istenmiyordu. Ona düşen, kabiliyetleri doğrultusunda çalışıp çabalamaktı sadece. Başarıyı verip vermeyecek olan Zat, onun en büyük mutluluğunu kendi ‘çabasının’ içine koymuştu zaten. “Faaliyet ayn-ı lezzet” idi çünkü. Dolayısıyla en büyük başarı, çabalayabilmekti belki de.

Fıtrat “çalışmak, çalışmak” derken, İlâhî Kelâm “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm: 39) deyip onun mutluluğunun bunda saklı olduğunu öğütlerken; gerçekliği ve vahyi kulak ardı eden felsefe en büyük kötülüğü yaptı maalesef.

Tüketimi, konforu, rahatlığı, yan gelip yatmayı, başkasının sırtından geçinmeyi pompalayıp, üstüne üstlük bir de mükemmelliği, kusursuzluğu -bir nevi dünyada Cennet hayatını- idealize etmekten geri durmayan modern zaman, insanın böyle mutlu olacağını telkin ederek en büyük yalanı söyledi.

Ama fıtrat yalan söylemezdi ve söylemedi de.

Yanlış kulvarda koşturan beşer kendi gerçekliğine tosladı eninde sonunda.

O halde insan:

Kendini dinlemeli.

Kendini bilmeli.

Mahiyetini tanımalı.

Kendine haksızlık etmemeli.

İnişlerini çıkışlarını görmeli.

Hayatın tekdüze olmadığını anlamalı.

Hayatın, olumlular kadar olumsuzluklarla da hayat olduğunu bilmeli.

Zıtların içindeki güzelliği fark edebilmeli.

Dünyanın bir imtihan meydanı olduğunun şuurunda olmalı.

Beyhude çabalarla değil, kabiliyetleri yönünde çabalarla yormalı kendini.

Kendisinden istenenin başarmak değil, kendisinin ve başkalarının başını ağrıtmak hiç değil, sadece “başlamak” olduğunu bilmeli.

Evet Kur’ân der:

Çalış ve Allah’a tevekkül et. 2

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri, Münâzarât, Y.A.N., 2017, s. 186.

2- Bu mealdeki bir kısım âyetler için bkz: Necm Sûresi: 39-40, Enfal Sûresi: 61, Hud Sûresi: 123.

Okunma Sayısı: 1471
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı