"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Masumiyet asıldır!

Kadir AKBAŞ
23 Temmuz 2018, Pazartesi
15 Temmuz meş’um darbe teşebbüsü sonrası, yüzbinlerce insan hakkında, silâhlı bir terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla soruşturmalar başlatıldı ve bu gerekçeyle kamu görevinden ihraç ve kitlesel tutuklamalar yapıldı.

15 Temmuz meş’um darbe teşebbüsü sonrası, yüzbinlerce insan hakkında, silâhlı bir terör örgütü  üyesi olmak suçlamasıyla soruşturmalar başlatıldı ve bu gerekçeyle kamu görevinden ihraç ve kitlesel tutuklamalar yapıldı.  

Bu işlemler medyada haberleştirilirken, hukukun temel ilkeleri göz ardı edilerek, haklarında soruşturma başlatılan herkes, peşinen suçlu olarak ilân edildi. Çoğunlukla sıradan bir hayat süren bu insanlar, belki de ilk kez karakol, gözaltı, nezarethane, savcı, sulh ceza hâkimi, tutuklanma ve cezaevleri ile karşılaştılar. 

Bazı medya organları ve elli yıllık mazisinde her zaman “Hukukun Üstünlüğü” ve “Suçsuzluk Karinesi” ilkelerini esas alarak yayın yapmış Yeni Asya,  bu kişiler hakkında ki iddialarla birlikte soruşturma sürecinde yaşanan, yaşlı, hamile ve bebekli annelerin, anne babalarının birlikte tutuklanması sebebiyle geride hamisiz kalan masum çocukların yaşadıkları dramı, vicdan ve merhamet duygusuyla bağdaşmayan, hukuka aykırı uygulamaların bu insanlar üzerinde oluşturduğu maddî  manevî hasarları da kamuoyuna duyurdular. 

Haklarında soruşturma başlatılmış ve KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiş herkesi, hukuka aykırı olarak peşinen suçlu ilân eden kimi basın organları Yeni Asya’da yayınlanan bu haberleri çarpıtarak, iftiralarda bulundular. 

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Öyleyse hangi tutumun doğru olduğunu hukuk metinleri üzerinden değerlendirmek gerekir. Kişi ne zaman suçlu kabul edilir ve hakkında bu suça ilişkin olarak kanunlarda öngörülen müeyyideler hangi andan itibaren uygulanmaya başlanır.  İslâm hukukunun temel kanunlaştırma eseri Mecelle’nin 7. Maddesi “Berâet-i zimmet asıldır.” der. Yani, “Suçsuzluk”, “Masumluk” asıldır. Asıl olan kişinin herhangi bir suç işlememiş olduğudur.  Suçsuzluk karinesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38/4. maddesinde de bir temel hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” 

Suçsuzluk karinesi, savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde dahi dokunulması mümkün olmayan çekirdek haklar kategorisinde yer almaktadır. Suçluluğu, kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz ve suçlu muamelesi yapılamaz. “Suçsuzluk Karinesi” veya “Masumluk Karinesi” olarak adlandırılan bu ilke, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde (md. 11/1) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS)  (md. 6/2) de yer almaktadır. 

Kişinin masum addedilmesinden, suçlu ilân edilmesine kadar geçen süreç uzun, zahmetli, masraflı, yıpratıcı ve kimi zaman öldürücüdür. Suç işlendiğine ilişkin olarak kendisine bir ihbar veya şikâyet ulaşan veya bu yönde kendisi bir şüpheye düşen  cumhuriyet savcısı, soruşturma başlatır. Amaç bu yolla maddî gerçeğe ve adalete erişmektir. Bu süreçte amaç, işlenmiş ise suçu cezasız bırakmamak, bu aşamada ancak “Şüpheli” olarak nitelendirilebilecek kişi hakkında geçerli olan masumiyet/suçsuzluk karinesini ve lekelenmeme hakkını ihlâl etmemek, etkin bir araştırma ve soruşturma yürütülerek aleyhine olan delillerle birlikte lehe olan delilleri de toplayarak, kişinin haksız ve yersiz yere suçlanıp damgalanmasını önlemektir. 

Savcı, şüpheli hakkında elde ettiği delillerden suçun işlendiği hususunda bir şüpheye erişirse iddianame ile kamu dâvâsı açacaktır. Aksi takdirde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verecektir. 

Savcının iddianame düzenleyerek kamu dâvâsı açması halinde soruşturma evresi tamamlanmış, artık kovuşturma evresi başlamıştır. Kişi artık şüpheli değil, “Sanık”, “Zanlı” olarak anılacaktır. 

Acele etmeyin lütfen, kişinin “Suçlu” ilân edilip, hakkında müeyyideler uygulanması için, daha kat edilmesi gereken uzun bir hukukî süreç vardır. Ancak savcı soruşturmayı tamamlarken şüpheli hakkında tutuklama talebinde bulunabileceği gibi, yurt dışına çıkış yasağı, belli sürelerle karakola gidip ispat-ı vücut için imza vermek yükümlülüğü gibi, kimi adlî kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesini sulh ceza hâkiminden talep edebilecektir. 

Tutuklama, yargılamanın sağlıklı ve adil yapılmasını sağlamaya dönük bir tedbirdir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesi’nde yer alan ve uygulamada “Katalog suçlar” olarak adlandırılan suçlar bakımından, tutuklama sebebinin var olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple  binlerce kişi isnat olunan terör örgütü üyeliği suçu, katalog suçlar arasında yer aldığı için tutuklanmıştır. Kamu yararına çalışan dernek statüsündeki bir kuruma kurban kesimi için vekâletnâme vermek, serbestçe basılıp, gazete bayilerinde satılan bir gazete veya dergiye abone olmak veya satın almak, mevduatına devlet güvencesinin var olduğu bir banka hesabını kapatmamak, kapısında Türkiye Cumhuriyeti tabelâsı asılı bulunan bir okula çocuğunu göndermek, yasal olarak kurulmuş şirketlerde resmî sigortalı olarak çalışmak, bir terör örgütüne üyeliğin kuvvetli belirtileri olarak görüldüğü için,  kamu vicdanını yaralayan kitlesel tutuklamalar gerçekleştirilmiştir. 

Kimsenin suç işleme imtiyazı olamaz. Başörtülü olmak, kendince dine hizmet ettiğini düşünen bir gruba yakın olmak, kimseyi ne ferdî, ne de toplu olarak kanunî müeyyidelerden azade kılmaz. Ancak OHAL şartlarında tutuklama bir tedbir olmaktan çıkıp, infazına hemen başlanan bir ceza yaptırımına dönüştü. Mağdur insanların çığlıklarına daha fazla kulak tıkanamazdı. Binlerce insanın gerçekte kullanıcısı olmadığı halde ByLock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle ihraç edildiği ve büyük bir kısmının tutuklandığı, bir kısmının hakkında mahkûmiyet kararları verildiği, hatta bir kısmının haklarındaki mahkûmiyet kararlarının onanarak kesinleştiği anlaşıldı. Şimdilerde “Yargılamanın İadesi” yoluyla bu kişilerin maruz kaldığı haksızlık giderilmeye çalışılıyor. 

Adil yargılanma şartlarının gözetilmesi, yargının açık ve gizli baskıya maruz bırakılmaması, medyanın peşinen herkesi suçlu ilân etmemesi, adil yargılamayı etkileyici her türlü davranıştan kaçınılması bu sebeple çok önemli. Yargıtay’ın ilk dönem verdiği kararlarla, yakın zamanda verdiği kararlar arasındaki farklılıklar,  Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarını gözetmeye başladığını göstermesi bakımından umut vericidir. Kim suçlu, kim masum, kim sıradan bir cemaat mensubu veya gönüllüsü, kim terör örgütü yapılanmasında yer almış, ancak serinkanlı, adil yargılanma şartları sağlanarak anlaşılabilecektir. 

Ağır ceza mahkemelerince verilen mahkûmiyet kararları sonrası sanık mahkûm olursa artık “Hükümlü” olarak anılacaktır. Bu karara karşı İstinaf Mahkemesi’ne gidilebilecek, verilen hapis cezası beş yılın üstünde ise İstinaf Mahkemesi kararına karşı, Yargıtay’a temyiz yoluna başvurulabilecektir. Yargıtay’ın kararı onaması halinde “Karar düzeltme”  yoluna gidilmesi istenebilecektir. Bu aşamada artık karar kesinleşmiş olacak, hükmün infazına başlanabilecektir.

Hukuk yolları tükendi mi? Elbette ki hayır. Kişi karara karşı hak ihlâl iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilecek. Anayasa Mahkemesi’nin ihlâl kararı vermesi halinde yargılama yenilenecek ve AYM kararı doğrultusunda yeniden hüküm verilecek ve belki de kişi suçsuz bulunacak, beraat edecektir. AYM kararı ile iç hukuk yolları tüketilmiş olacak, kişi dilerse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilecektir. 

AİHM’in başvuruyu kabul edilebilir bulması ve ihlâl kararı vermesi halinde dâvâ yeniden görülecektir. AİHM kararları bağlayıcı olduğundan mahkemece farklı bir karar verilmesi mümkün değildir. 

Özetlemeye çalıştığımız bu ömür törpüsü süreç tamamlandıktan sonra gerçek anlamda bir kişinin suçlu olup olmadığı kesin olarak anlaşılabilecektir. Dolayısıyla bu sürecin, masum olabilecek insanların hiçbir biçimde mağdur edilmeyeceği, suçlu olanların adil yargılanma şartları sağlanarak kanunlarda yazılı müeyyideye çarptırılacağı bir soğukkanlılık ve sükûnetle geçirilmelidir. 

İlk anda on bini aşkın insanın masum olduğu, haksız yere ihraç edildiği ve tutuklandığının anlaşıldığı bu süreç tamamlandığında, belki de daha nice on binlerce insanın masum olduğu anlaşılabilecektir.  

Hakkında en küçük bir şüphe bulunan herkesin terör örgütü üyesi olduğu ilân edilerek ihraç edilmesi, tutuklanması, malvarlığına el konulması işlemine karşı, adil yargılanma şartlarının gözetilmesinin hatırlatılmasından, henüz “Masum” olduğu hukukî bir gerçeklik olan insanların uğradıkları mağduriyetlerin kamuoyu ile paylaşılmasından kimse gocunmamalı, rahatsız olmamalıdır. 

Hukukun üstünlüğüne inanan, hukukun işlemesine fırsat verilmesinden başka bir beklentisi ve talebi olmayan Yeni Asya, bu ülkenin vicdanıdır. Elli yıllık arşivi bunun en açık bir delilidir.  Adalet, görkemli adliye sarayları inşası ile değil, adil yargılanma şartlarının sağlanması ve kamu vicdanının adaletin tecelli edeceğine olan inancı ile tecelli edecektir. 

Adalet müessesesi hiçbir hissiyata alet ve tabi olmamalıdır. Ebeveynlerinin, adil yargılanmayacaklarına ilişkin kuşkuları, onları adeta evlât katili yapmamalıdır. Kıyıya vuran melek misal masum çocukların bedenleri bu ülkenin tarihe mal olacak utanç vesikalarıdır. 

Bu utançtan kurtulmak yolu adaletin tecelli etmesinin önündeki bütün engelleri kaldırmak, adil yargılanma şartlarını sağlamak, kitlesel tutuklamalardan vazgeçmek, yargı üzerindeki açık, gizli her türlü baskıyı kaldırmaktan geçiyor.  

Okunma Sayısı: 5889
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan unlu

    23.7.2018 13:42:36

    El Hak Yeni asya gorevini yapti ve yapiyor. Bunun karsiligini goruyor ve gorecek. Tesekkurler Yeni asya’nin vicdanli yazar ve cizerlerine.

  • Necati

    23.7.2018 13:01:17

    Tebrikler muhterem yazarımız. Malesef bütün hukuk sistemlerinin temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiç bir donemde bu kadar yara almadı. Bu konuyu tekrar gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.

  • g@L!p

    23.7.2018 11:58:16

    Ben masumum. Ya Rabb!Sesimizi duyuyorsun. Yetsin bu zülm ve çile

  • umut akkurt

    23.7.2018 10:37:03

    Hukuk fakültelerinde her öğrenciye okutulacak cinsten bir tahlil/yazı olmuş. Umarım bu kurallara asgari ölçülerde bile olsa riayet edilir. Elinize sağlık. Teşekkürler.

  • Ahmet

    23.7.2018 05:37:21

    Maalesef bir musluman memlekette en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin adalet olduğu bir zamanı yaşıyoruz. Ahir zaman bu olsa gerek. Ve yine maalesef Teselliyi Hristiyan memleketlerden AİHM den bu hukuksuzlukların döneceği ümidi bize teselli veriyor. Heyhat ki onlar da süreci siyasi düşüncelerle uzattıkça uzatıyor. Takdir Allahın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı