"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

24 Haziran’da ne olmalı?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
07 Haziran 2018, Perşembe
Dün “24 Haziran’da ne olmamalı?” sualini cevaplamaya çalışmıştık. Bugün de “Ne olmalı?”ya cevap arayalım.

Öncelikle—iktidar yalakası tuzu kurular  hariç!—toplumu iyice bunaltan ve bezdiren OHAL’e artık son verilerek sür’atle olağan hale geçmenin ve normalleşmenin yolu açılmalı.

Yargının her türlü baskı ve yönlendirmeden âzade bir şekilde, hiçbir şeyden etkilenmeden münhasıran adaleti tecellî ettirmeye odaklanacağı bir zemin oluşturulmalı.

OHAL sürecinde hukukun gereklerinin siyasî konjonktüre feda edilmesinde rol alan HSK, Ağır Ceza Mahkemeleri ve Savcılıklar masaya yatırılıp adaletin gereklerine uygun hale getirilmeli. 

Keyfî ve hukuksuz uygulamalarla sebebiyet verilen çok yönlü ve çok boyutlu mağduriyetlerin telâfisi için derhal harekete geçilmeli; kapsamlı bir restorasyon programı hazırlanıp seri şekilde tatbikata konulmalı.

Haksız tutukluluklara son verilmeli; delilsiz mahkûmiyetlerin sür’atle gözden geçirilip düzeltileceği işleyen bir mekanizma kurulmalı.

Aynı şekilde sorgusuz sualsiz işlerinden atılan insanlardan, herhangi bir suçu ve şaibesi olmayanlar derhal görevlerine iade edilmeli.

Parlamenter sisteme yeniden dönüşün yol haritası şimdiden oluşturulup—ki Akşener’in Kılıçdaroğlu ile görüşmesindeki ana gündem bu idi—seçimden sonra hemen startı verilmek üzere hazır hale getirilmeli.

Mevcut iktidar blokunun tekelci, dışlayıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı söylemlerinin ve gerilim politikalarının toplumda meydana getirdiği olumsuz atmosferi dağıtmak için, birleştirici, bütünleştirici, kaynaştırıcı ve kucaklayıcı kampanyalar açılıp samimî ve inandırıcı bir dille kitlelere ulaşılmalı ve iç huzur sağlanmalı.

Hiç kimsenin kendisini güvende hissetmediği korku ortamının, yerini herkesin rahat nefes aldığı bir güven ve huzur iklimine terk etmesi için topyekûn bir seferberlik başlatılmalı.

Günübirlik, değişken, tutarsız ve çelişkili gelgitlerle iyice dengesi bozulan dış politika, komşularla ilişkilerden başlayarak tekrar rayına oturtulmalı; AB süreci yeniden canlandırılmalı; bunun için gerekli hukuk ve demokrasi reformları hemen yapılmalı.

Gerilen, kutuplaştırılan, korkutulup sindirilen Türkiye’nin rahatlamaya ihtiyacı var.

Dileriz, 24 Haziran bunun yolunu açar.

***

- Milliyet’te “Kandil zamanlaması”nı yazan Güneri Cıvaoğlu’na göre, “Erdoğan ve AKP’nin ihtiyacı öyle büyük oy oranları değil. 5-6 puan yeterli.” Yani: Bunca yapılanlara rağmen hâlâ 5-6 puan açık var ve “Kandil’e bayrak” işi de sırf bu gerekçeyle gündeme getiriliyor, öyle mi?!!!

- CB başta olmak üzere AKP sözcüleri anketlere göre açık ara önde olduklarını söylerken, iktidar medyasında “Asıl olan anket değil, seçim sandığıdır; anketler yine çuvallayacak mı?” muhabbetinin başlaması neyi gösteriyor? Cıvaoğlu’nun “5-5 puan lâzım” iddiası boşuna değil galiba..

Okunma Sayısı: 5062
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    7.6.2018 14:02:11

    Üç gündür 24 Haziran'a dair yazdığınız yazılar, tekrar ve bir bütün olarak okunduğu takdirde siyasal, ekonomik ve toplumsal hayatımız için Türkiye'nin öncelikli, acil, hayati ihtiyaçlarının neler olduğu gayet açık ve net görülecek; 24 Haziran'da ne yapılması gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Sorunlar da belli reçete de. Dahili ve harici sorunların kaynağı kötü yönetim ve yanlış politikalar. Reçete, demokratik hukuk devleti. Bunun yolunu da açacak olan 24 Haziran'dır. Artık kendi ülkemizde hem sistemin hem yönetici siyasilerin "elinden ve dilinden emin" olmak istiyoruz. Bu emniyeti verecek olan otoriter tekçi bir yönetim anlayışı ve uygulaması değil, adaletin ve hukukun üstünlüğü ile hürriyetçi demokrasinin tam anlamıyla varlığıdır. Bunun var olma yolunu da açacak olan yine 24 Haziran'dır. Yani 24 Haziran, kelimenin tam anlamıyla hürriyetçi demokrasiye sahip çıkacağımız ve sahip olacağımız günün adıdır.

  • Gündüz Alp-2

    7.6.2018 12:26:36

    Bu arada OHAL'de keyfi ve hukuksuz bir şekilde sürdürülen ve cadı avına dönüştürülen süreçte kötü bir sınav vererek sınfta kalan sivil teşekküllerden olan cemaatlerin bazıları, şimdiden, tıpkı medya gibi iktidarın ve gücün yanında konuşlanarak, özellikle bir şahsı ve onun yönetimini ön plana çıkartarak desteklerini şimdiden ilan ettiler. Haklı olup olmadıklarını zaman gösterecektir. İleri sürdükleri argümanlar, iktidarın bildik ve tanıdık söylemlerinin tekrarından başka bir şey değil. Tekçi bir sistemde "güçlü meclis" iddia ve argümanları inandırıcı olmadığı gibi, dünya ve Türkiye gerçekleriyle de örtüşmüyor. Ülke ve millet adına çok yazık! Hele sivil vesayeti daha da pekiştiren böyle bir sistem için "vesayet sistemine son verecek" demeleri, toplumsal algı ve hipnoz halinin hangi boyutlarda olduğunu göstermektedir. Meselâ, mağdur ve mazlumlar için söylenen "ağaç kökü yesinler!" sözünün cemaatler nezdinde hiç bir kıymeti harbiyesi yok, öyle mi? Öyleyse, cemaatlerin varlık sebebi nedir?

  • Gündüz Alp

    7.6.2018 11:49:10

    Sayın Güleçyüz, iktidar cenahı ve taraftarları konuyu ısrarla bir şahsın gitmesi veya kalması üzerine bina etmeye çalışsalar da mesele, sizin de bir kaç gündür üzerinde önemle durmaya ve aydınlatmaya çalıştığınız gibi, tamamen ülkenin hürriyetçi demokrasinin bütün kurum ve kuralları ile işletilmesi meselesidir. Bizler konuya bu açılardan bakıyor ve bu düşüncelerle sandığa gidecek hak, hukuk, hürriyet, adalet, demokrasi tercihiyle oy kullanacağız. Bir yanda tekçi bir dayatma öbür yanda millet hakimiyetine, meclise, milli iradeye istinat edecek çoğulcu ve katılımcı bir demokrasi.1950'de millet "Yeter!" demiş, (1923-1950) 27 yıllık tek adam tek parti diktasına son vermişti. Şimdi de millet ittifakı "Tamam!" diyerek, ülkenin yeniden tek adamlığa gitmesine engel olacaktır. 24 Haziran bu anlamda çok önemlidir. Hürriyet varken hiç kimse kendi rızasıyla otoriter bir yönetimi kabul etmez. Meğer kandırılmış olsunlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı