"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

24 Haziran’da ne olmamalı?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Haziran 2018, Çarşamba
“24 Haziran’da ne olmamalı?” sualine verilecek cevabın bazı başlıklarını şöyle sıralayabiliriz:

Demokrasiyi ve millet iradesini sadece kendisine verilen oylarla tanımlayan ve bu oyları bir “tek adam rejimi dayatması” için kullanmaya kalkışan anlayış daha da yüz ve cesaret bularak yoluna devam edememeli.

Demokratik sistemin kalbi olan Meclisi bundan böyle tümüyle bypass konumuna götürecek bir zorlama durdurulmalı.

Siyasî müdahalelerle zaten fazlasıyla tahrip edilmiş olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının tamamen imhasına fırsat verilmemeli.

Her türlü haksızlık, hukuksuzluk ve keyfîliğin cirit attığı ve giderek tırmandığı OHAL rejimi devam etmemeli, daha ötesinde tek adama re’sen OHAL ilan etme ve KHK çıkarma yetkisi verilerek kalıcı hale getirilmemeli.

Milyonlarca masumu vuran yakıcı mağduriyetler devam etmemeli, daha vahim boyutlara vardırılmasına da müsaade edilmemeli.

Türkiye’yi demokratik hukuk devletinin evrensel ilke ve değerlerinden iyice uzaklaştıran bir iktidar zihniyetinin bizi bu temel değerlerden tamamen koparıp çok daha gerilere götürmesine meydan verilmemeli.

Tekelci, dışlayıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı gerilim söylem ve politikalarıyla birlik, bütünlük ve dayanışmamızın berhava edilmesine mutlaka “dur” denilmeli.

Ortak değerlerimizi kendi tekeline alan ve siyaset malzemesi olarak kullanan istismar politikaları artık destek bulamamalı.

Bir dediği bir dediğini tutmayan, dün dediğinin bugün tam tersini söyleyen ve hemen her konudaki eylemleriyle söylemleri de birbirini nakzeden samimiyetsiz ve sorumsuz bir iktidar anlayışının aynı şekilde daha fazla devamına rıza gösterilmemeli.

Eleştiriyi düşmanlık olarak gören, muhalefete tahammülsüz, demokratik denetime kapalı iktidar zihniyeti artık dizginlenmeli.

Velhasıl, gerek içeride, gerekse dışarıda milleti ülkeyi ilgilendiren en kritik konularda sürekli aldanarak ve aldatarak gelen, demokrasinin ve hukuk devletinin canına okuyan, iç barış ve huzuru tahrip eden, topluma hukuksuz OHAL rejiminin hoyratlıklarını dayatan ve bütün dengeleri olumsuz anlamda alt üst eden bir anlayış, 24 Haziran’da sandıktan çıkamamalı.

***

- Partilerindeki metal yorgunluğunu Afrin harekâtıyla attıklarını söyleyenler şimdi de 24 Haziran öncesi Kandil’e bayrak dikmekten bahsetmeye başladılar. Demek ki Afrin artık yetmiyor. Ve 16 yıldır dikmediğiniz o bayrağı şimdi dikeceksiniz!!! Herşey seçim için, öyle mi?!!! Yazık!!!

- Onca zaman durduktan sonra 24 Haziran öncesi birden musluklar açılıp bol keseden dağıtılmaya başlanan seçim rüşvetleri de yetmedi mi ki, hemen her gün bunlara yenilerinin eklenmesine ihtiyaç duyuluyor? Canı ve cebi yanmış kitleler artık bu rüşvetlere kanmıyorsa ne yapsanız boş...

Okunma Sayısı: 6166
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    6.6.2018 11:07:34

    Dünkü "24 Haziran'da ne olur?" başlıklı yazınızın cevabı anlamındaki bugünkü yazınızla, tercihimizin neler olması gerektiğini tersten okumalarla gayet güzel ifade etmişsiniz. Yani yürekleri yakmayan OHAL'siz bir ülke, demokratik hukuk devleti, Meclis hakimiyeti, kesin ve net kuvvetler ayrılığı, toplumsal barış ve huzur, cebi yakmayan ekonomi, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim, 4Y'nin (yasak, yoksulluk, yolsuzluk, yalanın) olmadığı tutarlı politikalar, dinî ve milli değerleri alet olarak kullanmayan bir siyaset, iktidarı devamlı denetleyen ve dengeleyen bir muhalefet, yap-boz olmayan bir eğitim ve sağlık sistemi, tarımda kendine yeten, hayvancılıkta kendini besleyen bir ülke, hariçte dost ve müttefikler... istiyorsak, 24 Haziran'da bu yönde bir tercih ve irade ortaya koymak zorundayız. 24 Haziran basit, sıradan bir seçim değildir. Ülkenin geleceğini ilgilendiren tekçi bir dayatmanın reddi veya kabulü anlamında bir tercih günüdür.

  • Gündüz Alp

    6.6.2018 09:29:13

    Sayın Güleçyüz, 24 Haziran'ın anlamını özetleyen yazınız için teşekkürler. Evet bu olumsuzluklar olmadığı takdirde 24 Haziran'da doğru ve yerinde bir tercihle sandıktan hürriyetçi demokrasi çıkacaktır. Bir de milli ve dini değerler menfi siyasetin elinde alet olmaktan kurtarılmış olacaktır. Reklam anonslarında sıkça duyduğumuz "az sonra.." der gibi, imkanları varken yapmadıkları halde pek çok şey için "24 Haziran'dan sonra..."demeleri çelişki ve tutarsızlıktır. 1946'da başlayan çok partili, hürriyetçi demokrasi ve siyasi hayat serüveni maalesef 2018 Türkiye'sinde yeniden tek partili ve tek adamlı siyasal hayata evrilmiş durumda. 24 Haziran aynı zamanda ülkenin ve milletin geleceği adına S.O.S veren bu vaziyeti kendi lehimize çevirmenin de tarihi olacaktır. "Benim bir oyumdan ne çıkar?" dememek lazım. Meşhur sözdür: "Bir nal bir atı, bir at bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır" derler. Her şey "bir"le başlıyor. Devlet de ülke de millet de hepimizin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı