"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

27 Mayıs’tan 20 Temmuz’a: Hedef yine Nurculuk

Kâzım GÜLEÇYÜZ
13 Ağustos 2017, Pazar
Diyanet’te Mehmet Görmez döneminde gerçekleşen Risale-i Nur açılımı, bir süredir, yerini aksi yönde verilen mesajlara bırakmış görünüyor.

15 Temmuz sonrası alevlenen f.ö gündemi üzerinden Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u hedef alan saldırılar, kurumun TV ve dergisinde de boy göstermeye başladı.

Aynı şekilde, Görmez’in emekliliği öncesinde görevden alınan bir Başkan Yardımcısının da aleyhte beyanları oldu.

Bu hengâmede, Diyanet’i Risale-i Nur’a tamamen cephe alıp “savaş” açmaya yönlendirme amaçlı yayınlar da yapılıyor.

Bunların son örneği, daha önce de Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u hedef alan yazılara sayfalarını açmış olan Star gazetesinin Açık Görüş ilavesinde yayınlandı.

Görmez’e giderayak açıklattırılan f.ö raporunun “geç kalmışlık ve yetersizlik”le suçlandığı bu yazıda şöyle deniliyor:

“27 Mayıs sonrasında Diyanet Başkan Yardımcılığı yapan Sadettin Evrin’in Nurculuk  Gerçeği ya da Neda Armaner’in İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nurculuk kitaplarındaki vurguların bir geleneğe yaslanarak anlatılması Diyanet raporunda göze çarpmıyor. Diyanet’in 27 Mayıs sonrasında güçlenen yeni tarikat ve cemaat anlayışını fark etmesine rağmen sonraki yıllarda bunu gündemine sahici olarak almaması esas sorgulanması gereken konu.” (6.8.17)

Görülüyor ki, 27 Mayısçıların Nurculuğa karşı Diyanet ve İlahiyat ayaklarını kullanarak başlattıkları, ama yarım kalan ve arkası gelmeyen taarruz dalgasını, f.ö bahanesiyle, kaldığı yerden tekrar hortlatıp devam ettirmenin planını yapanlar var.

27 Mayıs’ta Diyanet’i General Sadettin Evrin, İlahiyat’ı Kemalist Prof. Armaner gibi isimlerle Nurculuğa saldırtanlar, şimdi yeni tetikçileri öne sürüyor ve bunun için yine bir iktidar gazetesini kullanıyorlar.

Yakın dönemdeki benzer hücumlarda da yine aynı gazetenin aynı hafta sonu ilavesi kullanılmış ve bunun üzerine gereken cevapları vererek bu saldırıları boşa çıkarmıştık.

Ama mücadele bitmiyor, devam ediyor.

Birileri 27 Mayıs’ta yapamadıklarını 20 Temmuz sürecinde yeniden gündeme taşıyor; ama yine boşa kürek çekiyorlar.

***

-28 Şubat’ın “demokrat ve özgürlükçü” “dindar”ları 20 Temmuz sürecinde nasıl hararetli Kemalizm ve OHAL savunucularına dönüştüler. İbret...

-Darbecilikten yargılananların duruşmalardaki “şov”larını, darbeyle ilgisiz masumların feryatlarını boğmak için kullananlara yazıklar olsun.

 

-Bu süreçte hak ve adaletten yana bir duruş ortaya koyup müsbet hareket eksenli kararlı bir hukuk mücadelesi verenlere selam olsun.

 

Okunma Sayısı: 7359
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan ERKİŞ

    13.8.2017 23:03:54

    (3) Bu süreç turnusol kağıdı vazifesi görmüştür. Hakiki dindar ve Nurcular ile çakmaları birbirinden ayrılmıştır. Yeni Asya ve camiası başta olmak üzere onlar gibi hareket edenler, hakiki hürriyetçi ve demokrat olarak tarihteki yerini almışlardır. Ziya Paşa'nın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" dediği hakikati hepimiz hak, hukuk ve adaletin rafa kaldırıldığı şu süreçte yaşadık, şahısları da şahs-ı manevileri de gördük. Bize "ayinelik" eden "eser" ortadadır. Bu sebeple bir kez daha Yeni Asya ve camiasına teşekkür ediyor, Allah (cc) ebeden razı olsun diye dualar ediyoruz. Bir yandan hak, hukuk ve adaletin müdafii, bir yandan mağdur ve mazlumların tercümanı, bir yandan da kurulan tuzaklara karşı kamu oyunu uyardılar. Yani "Doğru İslam'ı ve İslamiyet'e layık doğruluğu" fiilleriyle gösterdiler. Yeni Asya'yı izlemeye ve izletmeye devam, diyorum.

  • Özcan ERKİŞ

    13.8.2017 22:50:36

    (2) Bugün "şucu" veya "bucu" isim altında ileri sürdükleri gerekçe ve bahaneler, tamamen kamuoyunun dikkatini başka yöne çekme adına algı operasyonu nevinden şeylerdir. Tuhaf olan ise resmi ideolojinin renk ve kılık değiştirmiş ali cengiz oyunu karşısında, Yeni Asya ve camiası hariç, diğerlerinin, iktidarda olanların "dindar" olduklarını söyleyerek onlara her türlü desteği vermenin adeta inancın bir cüz'ü imiş gibi eylem ve söylem birliği içinde olmalarıdır. Cami imamından, ilahiyat prof.na kadar her seviyeden insanın bu müfrit ve politize olmuş halleri, herhalde, Nurculuğu bitirmeye azmetmiş olanlara cesaret vermiş olmalı. "İktidar ve vasat müsait!" diyerek çeşitli cephelerden medya, ilahiyat ve diyaneti de yanlarına alarak saldırıya geçmektedirler. Fakat bu ilk defa olmuyor. Muhtemelen son da olmayacaktır. Lakin "Hakk mağlup olmaz."

  • Özcan ERKİŞ

    13.8.2017 22:35:48

    Sayın Güleçyüz, netice itibariyle resmi bir devlet dairesi olan, resmi ve siyasal otoritenin emri altında çalışan Diyanet'den hür ve müstakil bir eylem ve söylem beklenmemeli. Mesele (ismi ne olursa olsun) bir şahıs meselesi değildir. Zira devlette hakim olan resmi ideolojinin zıttına bırakın bir icraatta bulunmayı bir beyan da bile bulunmaları mümkün değildir. Malum olan son "f-ö" gerekçeli raporda bile resmi ideolojinin dayatmaları vardır. Maksat ve f-ö ne şu ne budur. Niyet, hedef, maksat, proje; kendilerince tehdit ve tehlikeli görünen Nurculuğun bitirilmesidir. Bu herkesçe bilinene bir gerçektir. Mümkün olur mu? Bugüne kadar olmadığına göre bundan sonra da -inşaallah- mümkün olmayacaktır. Fıtrata savaş açan kaybeder. Zira Fatır-ı Hakim Allah'tır (cc). Dünkü resmi ideolojinin bugünkü muktedirleri, şimdi de güya siyasal İslam eliyle yani "sağdan yaklaşarak" bitirme projesini tekrar tedavüle sokuyorlar. Ama nafile.

  • Demokrat

    13.8.2017 16:27:24

    Onların korktuğu biat eden,güce tapan ve eyyamcı nurcu geçinenler değil ki...Asıl sıkıntı Zübeyri çizgide doğruya doğru, eğriye eğri diyen ve ancak Allah huzurunda başları eğilen Gerçek Nurcular...Şüpheniz olmasın.

  • Çelebice

    13.8.2017 11:48:13

    Selam olsun Kazım Güleçyüz' ve Selam olsun Yeni Asya Camiasına...Selamün Aleyküm....

  • Ali Tam

    13.8.2017 04:53:26

    1) Devletler arası HUSUMETLERDE bazı ülkeler asıl hedeflenen ülkeye saldırmak o ülkeyi zayıflatmak için BASAMAK olarak kullanılır. BATI Afganistanı asıl hedefi olan atom gücünü haiz Pakistana saldırmak ve Pakistanı destabil edip taşdevrine dönüştürecek etkileri gerçekleştirmek için bir basamak olarak gördü ve kullanıyor. Aynen bunun gibi!!! Türkiye'de MGK' da alınan kararı EMİR VE İRADE eden gerçek güc (!) Gladstone Planını deşifre eden Kemalizm'in ve PKK nın nesebi babası Ingilizi teşhir edenleri asıl hedef almıştır. Hasılı kelam fö sadece bir bahanedir bir basamaktır, Afganistan gibi değerlendirin.

  • Ali Tam

    13.8.2017 04:52:44

    2) Asıl HEDEF NURCULARDIR, NURCULUKTUR, RISALE-İ NUR KÜLLİYATINI İMHA etmektir. Siyasal İslamcılar bir an önce bu illete amade taşeronluk yapmaktan vazgeçmeli. Savcının Afyon Mahkemesinde 600.000 müridi/talebesi bir emrine bakıyor demesi şayet NURCULAR kullansa dehşetli potansiyali var anlamındaydı. Evet, NURCULARDA bugün kat be kat artarak varolan POTANSİYALİ hicbir devletin gücü müttefikleri de dahil ortadan kaldıramaz, boyunduruğu altına alamaz. Nurcuların boynu ancak Allah’a eğilir. NURCULARI ve Risale-i Nur Külliyatını imhaya kalkışanlar için bu kalkışmaları hezimet bulacakları bir DİVANELİK olacaktır.

  • Ali Tam

    13.8.2017 03:48:47

    Diyanet İşleri Başkanlığı DEVLETTEN tamamen ayrılarak özerk, bağımsız olmalıdır. Aksi halde ağızlarında geveledikleri Laiklik asla Türkiyede tahakkuk etmiş olmaz. Şimdiki durumda Diyanet İşleri Başkanlığı devletin, KEMALİZMİN taşeronluğunu yapmaya mecbur tutuluyor. Şimdi Devlet Din İşlerini dikte ediyor... Hutbelere baktığınızda: Vergilerinizi verin, ormanları yakmayın, devlet ricaline ( güya ne halt işlerlerse işlesinler) itaat edin. Bu özgür Diyanet değildir. Kanaatimiz odur ki; Diyanetin bazı beyanatları, dine muhalif olsalar bile, devletin emir ve iradesiyle olmuştur; Din emrettiği için değil! Ennetice Türkiye LAİKLİĞİN kıyısına bile yaklaşamamıştır. Kemalizm LAİKLİĞİ Din düşmanı bir sistemin emir ve iradesine Diyanet İşleri Başkanlığının taşeron olmasını öngörmektedir. Bu laiklik değildir. Gidip tekrar Avrupa;dan LAİKLİK SEKULERLİK dersi alsınlar veya Muhterem ve Muazzez Üstad Bediüzzaman Said Nursi nin LAİKLİK tarifini okusunlar da öğrensinler.

  • Numan

    13.8.2017 01:52:04

    Algıya kandık ,aldandık.Şimdi sırada herkes var.aynı torbada herkese yer ayırmışlar.Helede bize dokunulmaz modunda olanlar en büyük acıları yaşayacak.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı