"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet Bakanlığı adalet için çalışsın

Kâzım GÜLEÇYÜZ
10 Mart 2018, Cumartesi
Meş’um 15 Temmuz kalkışmasının üzerinden bunca zaman geçti. Bu karanlık olayın arkaplanı hâlâ aydınlatılabilmiş değil.

Darbeyle ve darbecilerle hesaplaşma gerekçesiyle başlatılan OHAL sürecinde yapılanlar ise, başlangıçta deklare edilen amacın çok ötesinde, bir camianın ve ilaveten hedefe konulmuş başka bazı kesimlerin tasfiyesine dönüştü.

Bu meyanda yargı süreci işlerken, aynı iddialarla açılan benzer davalarda farklı, birbiriyle çelişen ve çok sayıda masum insanın mağduriyetine yol açan kararlar alınıyor. Yargıtay’ın son kararlarında ise, evvelce iktidar tarafından “terör örgütü üyeliğinin delili” olarak gösterilen kriterlerin çoğunun hukuken geçersiz olduğu vurgulanıyor. Ve bunlar, konunun muğlaklığının devam ettiğini ve net bir sonuca hâlâ ulaşılamadığını gösteriyor.

Böylesine flu bir tabloda Yeni Asya’nın evrensel hukuk ve adalet prensiplerini esas alan dengeli ve hakperest yaklaşımı mı doğru; yoksa konjonktürel siyasî rüzgârlara göre ortaya konulan ilkesiz tavırlar mı?

Bunları ifade ettikten sonra, dün bahsettiğimiz haberin yayınında, iddia edilen türden bir “sorun” olduğunu varsaysak dahi, bunun medenî ve demokratik bir diyalogla giderilmesi mümkün iken ve gerektiği takdirde buna da açık olduğumuz herkes tarafından çok iyi biliniyorken, konunun kapalı kapılar ardında konuşulup bu yolun işletilmeyişine bir anlam vermekte zorlanıyoruz.

Bir haberde “hata” varsa—ki burada yok—doğrusuyla düzeltilir, ama Yargıtay Başkanının da vurguladığı ağır sorunlarla malûl bir yargı ve infaz sisteminin ürettiği mağduriyetlerin telafisi hiç mümkün olmayabilir.

Tabutta tahliye edilen Yargıtay üyesi Mustafa Erdoğan, o eşiğe çok yakın iken bırakıldıktan birkaç ay sonra vefat eden Doç. Dr. Turan Özcerit, gözaltındaki 13. gününde can verip tam 1.5 yıl sonra masumiyeti anlaşılan Gökhan Açıkkollu örneklerinde ve diğer benzeri durumlarda olduğu gibi...

Adalet Bakanlığı kadroları, kendilerini vebalden kurtaracak yapıcı ve iyiniyetli uyarı ve çağrılara dahi “öküzün altında buzağı arama” mantığıyla yaklaşmaktan artık vazgeçip, aslî görevlerine odaklanmalılar.

Çünkü ülkenin bir numaralı sorunu bu.

Masumların zindan duvarlarında yankılanan sessiz çığlıklarının artık son bulması, mağduriyetlerin bitmesi, içeride ve dışarıda dökülen gözyaşlarının dinmesi için kavlî ve fiilî dualarımızla hukuk ve adaleti beklemeye devam ediyoruz. Bıkmadan, usanmadan ve yılmadan...

Yeni Asya okuru, gazetesinden kopabilir ve uzaklaşabilir mi? - YENİ ASYA http://www.yeniasya.com.tr/video/yeni-asya-okuru-gazetesinden-kopabilir-ve-uzaklasabilir-mi_455532

Okunma Sayısı: 6573
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Selim

    10.3.2018 21:04:24

    İhraç ,gözaltı ve iki duruşma derken dört yıl ceza kestiler.Ama gönlüm rahat. Rabbimizden imtihan bilip kefferatuzzunub deyip hikmetleri vardır deyip sabretmeğe çalışıyoruz. Lisanı hal kal ve fiili dualarla adaletin tecelli edeceği zamanları bekliyoruz. Yirmi yıldır yeni asyayı takip ederim. Camianızdan müteşekkirim.Çok teşekkürler ederim. Hakkı görmede isabetinizi tebrik eder. İnayet ve muvaffakiyetler dileriz. Ülke çapında kara bulutların dağılmasını rahmeti İlahîyeden bekleriz.

  • hilmi

    10.3.2018 16:14:55

    Başkasının suçundan dolayı başkası sorumlu tutulamaz.İslam hukuku somut dedile dayanır seküler hukuk gibi.Şüpheye yer bırakmayacak biçimde suçun ispat edilmesi gerekir.Suç evrensel teraziye konduğunda bir anlam ifade etmeli.Yoksa bundan sonra domates yemeği suç ilan ettim bostanın kenarında köşesinde görülenler kuvvetli suç şüphesiyle günlerini görecekler demek hukuki değildir(50000 kişinin katilinden esirgenmeyen hukuki imkanlar ,hayatında eline vatani görev dışında silah almamış öğretmen,imam,hemşire doktor,akademisyen ev hanımı öğrenci,işçi çiftçi esnaf gibi toplumun tüm bireylerine de sunulmalıdır. Nefret hisleri duygusal patlamalar hukuki standart değildir.Evrensel anlamda zerre kadar dikkate alınacak değer taşımazlar.Suç kanunda önceden yazılı olmalıdır.Ohal kanunları yapılanı hukuki kılmaz.

  • Gündüz Alp-3

    10.3.2018 09:48:12

    Türkiye son noktaya HUKUK, DEMOKRASİ ve ADALET askıya alınarak getirildi. Çözümü de bunların tekrar tam anlamıyla uygulamaya konulacağı demokratik hukuk devletini yeniden tesis etmekle mümkündür. OHAL ve benzeri uygulamalar gayri hukuki, gayri insani ve antidemokratik olmakla sorunlarımızı ne kısa vadede ne uzun vadede çözme özelliğine sahip değildirler. Ülkenin emek ve enerjisini boşuna tüketmek doğru ve akılcı bir politika değildir. Artık millet ve memleket hayrına, inat ve ısrardan vazgeçerek başta OHAL'e son vererek toplumsal barış ve huzurun da garantisi olan hak, hukuk, hürriyet, adalet ve demokrasiye dönmeliyiz. Kavga ile sorunlarını çözen var mı? İşte Orta Doğu örneği. Osmanlı'dan bu yana hep kavga. Peki barış, huzur, hürriyet, adalet, demokrasi geldi mi? Kavga onun için değil ki gelsin, değil mi?

  • Gündüz Alp-2

    10.3.2018 09:37:52

    Olayı (15 Temmuz'u) bütün yönleriyle ortaya çıkarıp; fail, müsebbip, azmettiricisinden hukuk içinde hesap sormak gerekirken, işin kolayına kaçıp, ilgili-ilgisiz on binlerce insanı darbe ile irtibatlandırarak darbecilerin hesabını onlardan sormaya kalkmak gerçek anlamda adalet midir? Binlerce insanın aşından, işinden, eşinden olması, intiharlar, ceza evinde hayatını kaybedenler, zulüm dolayısıyla ülkeyi terk ederken boğulanlar dolayısıyla yaşanan toplumsal travmalar, meselâ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görev alanına girip Adâlet Bakanlığını ilgilendirmez mi? Keyfi ve hukuksuz kararlar ile ihlal edilen temel hak ve hürriyetler ile gasp edilen mallar ne olacak? İşte Yeni Asya bunları dile getiriyor ve uyarıyor. Peki Adalet Bakanlığı, CB'nın "Ülkede halk adalet çığlığı atar hale gelmişse.." sözüne ne diyecek? Evet şu anda bir numaralı sorunumuz: HUKUK, DEMOKRASİ, ADALETTİR. Konuyu başka yere çekerek algı oluşturmanın kimseye yararı yoktur.

  • Gündüz Alp

    10.3.2018 09:22:22

    Sayın Güleçyüz, sizin de dediğiniz gibi "ülkenin bir numaralı sorunu" ADÂLETTİR. Bunu yalnızca biz değil hariçten hür ve medeni dünya da söylüyor. Ve Adalet Bakanlığı da ülkede adalet mekanizmasının doğru ve dürüst, hızlı ve adil çalışması için var olan bir bakanlık. Kuvvetler ayrılığı ilkesine tam riayetle, yargıyı töhmet altında bırakacak yersiz müdahalede bulunmayacaktır. Bariz ve açık hukuksuz ve keyfi uygulamalar olduğu zaman yargının avukatlığını yapmak yerine, keyfilğin önüne geçecek, hukukun üstünlüğünü sağlayacak şekilde görevini yapacaktır. Fakat ne yazık ki -özellikle- 17-25 Aralık'tan sonraki süreçte yargı, adeta hallaç pamuğu gibi atılarak, siyasal iktidarın bir sopası haline getirildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ilk gecesinden bugüne bunca zaman geçmesine rağmen hâlâ üstündeki sır perdesi bir türlü kalkmamıştır. Başarısız bir girişimin ardından yine de darbe rejimi uygulamaya konulmuştur.

  • g@l!p

    10.3.2018 09:13:12

    Allah razı olsun. Ben ve ben gibi milli v manevi değerelere sahiplerden TERÖRİST çıkaramayacaklar, bizden terörist olmaz. 2 yıldır bunca zulme rağmen bir taşkınlık,bir eylem duydunuz mu ? Ama biz şikayetimizi YÜCE DİVAN"a yapıyoruz. Bu imtihanı hakkıyla vermenin derdindeyiz. Zalim olmaktansa mazlum olmayı yeğlerim. Zalimler ve ortakları düşünsün...

  • Ferhat

    10.3.2018 09:08:24

    Adalet adil şekilde uygulanmazsa felakete dönüşür.Adamına, şartlara göre adalet olmaz.Haklıya hakkını her şartta vermek lüks değil ilgililerin görevidir .Adalet yıkılınca herkes altımda kalır

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı