"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Afrin endişeleri

Kâzım GÜLEÇYÜZ
13 Şubat 2018, Salı
Türkiye, Rusya ve İran arasında yürüyen Astana ve Soçi süreçleriyle Suriye iç savaşını 7 yıl sonra nihayet sona erdirme sinyalleri ufukta görünür gibi olmuştu ki, evvlâ İdlib, sonra Afrin ve ardından bağıra bağıra “Geliyorum” diyen Menbiç gerilimleriyle ortalık yine karıştı.

Türkiye’nin Afrin’e girdiği, Suriye ve Rusya’nın İdlib’i, ABD’nin rejim ve Rus güçlerini vurduğu bir ortamda İsrail’in İran İHA’sını, Suriye’nin de İsrail F-16’sını düşürmesi, mevcut gerilimi iyice tırmandırdı.

Eşzamanlı olarak Afrin’de bir helikopterimizin Cumhurbaşkanına göre düşürülmesi, Başbakana göre düşmesi ve aynı gün içinde verdiğimiz şehit sayısının 12’ye yükselmesi, Türkiye açısından, harekâtın başından beri zihinlerde mevcut olan, ama oluşturulan atmosferde seslendirilemeyen endişeleri daha da kuvvetlendirdi.

Cumhurbaşkanı ile artık en yakın ortağı durumuna gelen MHP liderinin en yüksek perdeden “Afrin seferberliği” söylemleriyle ateşlenip iktidar medyasının aynı yöndeki yayınlarıyla tırmandırılan, farklı ve sorgulayıcı yaklaşımları “hain ve  terörist” ilan edip “Söyletmen, urun” mantığıyla üzerine giden “psikolojik yıldırma” operasyonlarında, şehit haberleri her gün “Etkisiz hale getirilen terörist sayısı şu rakama çıktı” açıklamalarıyla örtülmek isteniyor.

Ne var ki, gidişat, operasyon öncesinde yapılan “Afrin El Bab’a benzemez, dikkatli ve temkinli olalım” uyarılarını doğruluyor. TSK’nın operasyon ortağı ÖSO’nun kurucusu Albay Riyad Esad bile ABD’nin hem Afrin’de, hem Menbiç’te Türkiye’yi tuzağa çektiğini söyleme gereği duyuyor.

Peki, Rusya, ABD ve İran, Suriye’deki iç savaşı bu ülkede mevzi alma ve bunları kuvvetlendirme fırsatı olarak değerlendirirken, Türkiye’nin ÖSO ile birlikte yaptığı bu “askerî hamle”ler bize ne getiriyor?

Sarayın ve güdümündeki hükümetin kendi içinde de çelişkiler taşıyan hamaset yüklü söylemleri ne ölçüde gerçekçi? 

Bu operasyonların askerî, ekonomik ve diplomatik maliyeti iyi hesaplandı mı?

Herkesin susturulup sindirildiği OHAL ortamında bu kritik konular da erbabınca gerektiği gibi konuşulup tartışılamıyor.

Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete.

23 Ocak-YENİ ASYA: Halkın içine karıştılar. 12 Şubat-HÜRRİYET: Sivillerin arasından saldırmışlar. SABAH: Sivillerin arasına gizlenip saldırdılar. MİLLİYET: Sivilleri kullandılar. YENİ ŞAFAK: Çocukların arkasına saklanıp bomba attılar. HABERTÜRK: Köylülerin arasına gizlendiler. STAR: Hainler sivillerin arasından saldırdı. AKŞAM: Sivil kılığında kahpe pusu. TÜRKİYE: Sivillerin arkasında saklanıp saldırdılar. VATAN: Teröristler çocukları kalkan olarak kullandı.

Okunma Sayısı: 7084
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    13.2.2018 00:34:39

    Allah yardımcımız olsun. Akıllar ipotek altında diller söylemez olmuş. Kalem hep hamaset yazıyor. Yeni Asya tek ikaz eden, yol gösteren gazete. Allah razı olsun haksızlık karsısın susmadan manevi cihadı hakkıyla ifaya çalışıyor. Üsdat'ın "maddi kılıç kılıfına girmiştir. Bu zamanın cihadı manevidir" ikazını ve dersini dinlemeyenler ne zaman uyanır acaba. Kiyamet kopmazsa uyanır. İnşaallah.

  • HÜSEYİN İLHAN

    13.2.2018 00:21:20

    YENİASYA yazarsa DOĞRUDUR , YENİ ASYA GERÇEKLERİ YAZAR,Bu ifadeler gazetemizin reklam sözleri değil HAKİKATIN TA KENDİSİ olduğu yaşadığımız her hadisede belli oluyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı