"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AİHM’in başörtüsü açılımı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
21 Eylül 2018, Cuma
28 Şubat sürecinde RP AYM kararıyla kapatılıp bu karar AİHM’de de onaylandığında uzun yıllar bu mahkemede Türkiye’nin avukatlığını yapmış olan Prof. Dr. Aslan Gündüz, sonrasında AİHM’e götürülecek başörtüsü ve YAŞzede davalarının da zora girdiğini ifade etmişti. Dediği gibi oldu. Başörtüsü davalarında da AİHM’den olumlu bir karar çıkmadı.

Leyla Şahin kararı bunun en bilinen örneğiydi. Hattâ Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken eşinin AİHM’e açmış olduğu davayı geri çekmesi de kaybedeceğini görmesindendi.

AİHM’in bu tavrının sebebi, din eksenli siyasete Avrupa’nın da karşı olması ve o günün konjonktüründe Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da başörtüsünün “siyasal İslamcılığın simgesi” olarak görülmesiydi.

Ama “din eksenli siyaset”in gündemden kalktığı bir ortamda AİHM’in konuyu temel hak ve özgürlükler açısından değerlendirebildiğini gösteren ilginç bir örneği, geçen gün Yeni Asya’da çıkan haberde gördük:

Belçika’da kardeşinin öldürülmesiyle ilgili davada başörtülü olduğu için heyetin salondan çıkardığı kadının açtığı davada AİHM, mahkemenin bu tasarrufunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin düşünce, inanç ve din özgürlüğünü düzenleyen 9. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiş.

Dahası mahkemenin bu davranışıyla “dinî aidiyetini özgürce gösterme hakkını” kısıtladığı tesbitini kayda geçirerek, Belçika’yı 1000 euro tazminata mahkûm etmiş.

AİHM’in “dinî aidiyetini özgürce gösterme hakkı”na yaptığı bu özel vurgu, başörtüsünü “din propagandası” gerekçesiyle yasaklamaya çalışan zihniyete kapıyı kapatması açısından da son derece önemli.

Mahkeme bu tarihî kararıyla, Avrupa’da Müslümanlar için de dinî hak ve özgürlüklerin güvencesi olduğunu göstermiş oldu.

Yeter ki, bu hassas konulara siyasetin gölgesi düşmesin.

AİHM’in başörtüsü açılımının, Rusya’daki Risale-i Nur yasağını mahkûm eden kararından sonra gelmesi de manidar bir tevafuk oldu ve Risale-i Nur’un Türkiye’de olduğu gibi dünyada da hukukun, hak ve özgürlüklerin önünü açan bir misyona sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Ve Üstadın geçen asrın başındaki “Fazilet, hürriyet, adalet galebe çalacak” öngörüsünü tekrar teyid etti.

***

AİHM’in başörtüsü kararı 

Okunma Sayısı: 2591
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    21.9.2018 10:53:19

    Risale-i Nur ve içeriğindeki Kur'anî ve Nebevî düsturlar böyle vesileler ile hür, medeni ve demokrat dünyanın da gündemine gelmekle, yalnızca Türkiye'de değil dünyada da özgürlük, demokrasi, hukuk, adalet gibi evrensel ortak değerlerin İslâm'a uymadığı tezlerini de çürütmekte, İslâmofobinin gerçek dışı olduğunu onlara en sağlam kaynaktan göstermektedir. Ne var ki böyle bir kaynağa sahip olan bizler, menfi ve menfaatçi siyasetin Makyavelist politikaları ile hareket etmekteyiz. Siyaseti ve ülke yönetimini "işine geldiği" ve "siyasal çıkarına uygun" şekilde yaparken, bunu da moda tabir "yerli ve milli" argümanıyla, gerçeklerle örtüşmeyen, sorunlarla uzaktan yakından alakası olmayan ve çözüme katkı sunmayan söylemlerle halka empoze etmektedirler. Yani dünya "demokrasi, hukuk, özgürlük, adalet!" diye haykırırken, bizim, "tek adam!" dememiz, ırmağı tersine akıtmak kadar imkansıza yakın zor bir iştir.

  • Gündüz Alp-2

    21.9.2018 10:14:20

    Başörtüsünü sorun olmaktan çıkarmakla ve hürriyete kavuşturmakla övünen "dindar" iktidarın, yine binlerce başörtülüyü "terörist" suçlamasıyla hapse atıp mağdur etmiş olması da AİHM'in mutlaka dikkatini çekecek, gelecekte önüne gelecek binlerce başvuruda daha adil ve cesur kararlar verebilecektir. Fakat acı olan şu ki, "adalet mülkün temelidir" diyen kendi ülkesindeki yargının yakasını siyasal otoritenin elinde kurtaramadığından, tarafsız ve bağımsız hareket edemediğinden, âdil, cesur ve hür olamadığından adaletin dışarıda aranıyor olmasıdır. Bunun son kanıtı da CB'nın kriz ve uçak vesilesiyle, muhalif ve muarızları için söylediği "mahkeme mahkeme sürünecek" sözleridir. Mahkemeler hak, hukuk ve adalet için vardır, insanları süründürmek için değil. Yargıyı sopa gibi kullanmak demokrasi ve hukukun hâkim olduğu ülkelerde asla mümkün değildir.

  • Gündüz Alp

    21.9.2018 09:57:56

    Sayın Güleçyüz, AİHM'in iki farklı kararı bize gerçeğin iki faklı yönünü anlatmaktadır. Birincisi, "dinin siyasete alet" edildiğinin (AİHM'in) farkında olduğu yahut buna inandıkları, ikincisi de, artık böyle bir ortamın geride kaldığını, ülkelerin bu meseleyi meselenin hak ve özgürlük noktasında ele aldığına kanaat getirmiş olmalarıdır. Bu iki farklı izlenim onların iki farklı karar vermesine sebep olmuştur, diye düşünüyorum. Artık her geçen gün dünyada demokrasi, hukuk, hürriyet, adalet gibi ortak evrensel değerler ön plana çıkmakta, bunun için insanlar kitleler halinde toplu mücadele vermektedirler. Elbette böyle bir gidişattan yöneticiler de yargıçlar da habersiz olmadıkları gibi müstağni de davranamazlar. Ekmeksiz kalma pahasına insanlar bu ortak değerler için mücadele ediyorlar. Bu aynı zamanda Bediüzzaman'ın, yazdığınız öngörü gibi "Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam" sözünü de tasdik ediyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı