"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“AKP devrimi” de evlâtlarını yiyor

Kâzım GÜLEÇYÜZ
11 Ocak 2018, Perşembe
Demokrasi ve millî iradeyi sadece kendisine verilen oylarla tanımlayan ve muhalefeti “şer ittifakı” olarak tanımlayan anlayışın, erkene çekilmezse 2019’da yapılacak olan “başkanlık” seçiminde de daha ısrarlı vurgularla sürdürüleceği şimdiden deklare edildi.

“Bize oy verecekler yerli ve millîdir, oy vermeyeceklerin ipi başka mahfillerin elindedir” söylemiyle bunun startı verildi.

Özellikle son yıllardaki bütün seçimlerde ve 16 Nisan referandum sürecinde iktidar cenahı hep bu mantığı sergiledi.

Tercihi “hayır” olanlar için “Teröristlerle aynı safta yer aldılar” ithamı seslendirildi.

“Ya bendensin ya düşmanımsın” anlamına gelen mesajlar ekseninde ayrıştırıcı ve kutup- laştırıcı bir siyaset takip edildi.

Bu siyaset “Yedi düvele karşı yeni bir istiklâl savaşı veriyoruz” gibi argümanlarla “güçlendirilme”ye çalışılırken, eleştirel duruşu ve muhalefeti “ihanet”le suçlamanın da altyapısı oluşturulmuş oldu.

Daha ötesinde “ümmetin lideri, mazlumların ümidi” olarak nitelenen Erdoğan’a ve partisine destek vermeyi “Müslümanlığın alâmeti ve gereği” olarak gören ve gösteren bir tavır ortaya konuldu.

Böylece vaktiyle merhum Erbakan’ın seçimleri Müslüman sayımı olarak gören, partisine oy vermeyenleri “patates dini”nden olmakla suçlayan anlayışının şimdi de devam ettiği gösterilmiş oldu.

İşin enteresan ve ibretli tarafı, bu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve dışlayıcı tavır, siyaseten muhalif kesimlerin ötesine taşırılarak, başından beri bu yollarda beraber yürüyüp yağan yağmurda beraber ıslandıkları, ama bir yerden sonra tasfiye ettikleri kurucu kadrolara da uzandı.

16 yıllık iktidar serencamında cumhurbaşkanlığı, Meclis başkanlığı, başbakan yardımcılığı ve bakanlık yapmış isimler bile hedefe konularak topa tutulur oldu.

Bunca olup biten anormalliklere yıllarca sessiz kaldıktan sonra, son KHK için yine nahif bir tavırla seslendirilen ihtiyatlı ve çekingen bir eleştiri dahi Sarayın gazabını ateşlemeye yetti ve partide içten içe devam eden kaynamayı kızıştırıverdi.

Evet, doludizgin tek adam rejimine gidilen süreçte devrim yine evlâtlarını yiyor.

***

- Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve bölücü siyasetlere “hayır” diyenler, kendilerine yöneltilen “ipi başka mahfillerde olanlar” iftirasını reddediyor ve çıktığı adrese aynen iade ediyorlar. Siyasî tercihlerimiz farklı olabilir, ama hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz ve bu ülke hepimizin...

 

- OHAL’in tekrar uzatılacağı kararı ve Ufuk Uras’ın uyarıları - http://www.yeniasya.com.tr/video/ohal-in-tekrar-uzatilacagi-karari-ve-ufuk-uras-in-uyarilari_450716 

Okunma Sayısı: 9428
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    11.1.2018 11:20:56

    Keşke "öyledir!" diyebilseydik. Öyle olmadığını yalnızca dahilde bizler söylemiyoruz. Hariçteki dost ve müttefiklerimiz ile Uluslararası bağımsız kuruluşların Rapor ve Endeks çalışmaları da aynı şeyi söylüyorlar. Hem siyasi, ekonomik ve toplumsal hayatımızın şu anda içinde bulunduğu ahvâl ve geleceğe dair endişelerimiz lisan-ı haliyle bize, gidişatın hiç de iyi olmadığını söylüyor. "Görünen köy kılavuz istemez" derler. Demokrasi ve uzlaşma ve bir arada yaşama kültürünü yerleştirme ve güçlendirmek yerine, iktidara itaat ve biat ve sadakat kültürünü yerleştirme üzerine siyaset yapan siyasal İslamcı iktidar; bu siyaset tarzının ülkeyi ve insanını ayrıştıracağını bilmemeleri mümkün mü? Pekala biliyorlar. Fakat menfi siyasetin gerilimli politikalarının ülkemizde test ettiler ve "işe yaradığını" gördüler. Bu hal-muhtemelen- artarak 2019'a kadar devam ettirilecektir.

  • Gündüz Alp

    11.1.2018 10:56:23

    İçinden geldiği ve kendilerini tercih etmeyenleri "patates dininden" sayan anlayışın devamı olan şu anki siyasal İslâmcı iktidar; avam-ı Müslümanlara şırınga ettikleri "dindar iktidar" aşısı ve argümanı tutunca, şimdi de -kuvvetle muhtemeldir ki- 2019 dönemi ve seçimi için kullanacakları yeni argüman "yerli ve milli" olacaktır. Hem "dindar" hem "yerli" hem "millî." Daha istiyoruz değil mi? Üstüne üstelik bir de menfi siyasetin "ayrıştırıcı" politikasıyla "safları sıklaştıran" söylemleriyle, tek adamlık rejiminde doğru koşar adımlarla gidiyoruz. İçeriden yükselen feryatlar, hür ve demokrat dünyadan gelen hukuk, demokrasi, hak ve hürriyet ikazlarına iktidar cenahını kulaklarını tıkamış vaziyette. Her devrim -sonra- çocuklarını yermiş. Aslında bizdekine "devrim" demekte zor olsa gerektir. Müspet manada bir "devrim" olsaydı (yahut olacaksa) devletin, siyasetin, ekonominin ve ve toplumsal hayatın (maddi-manevi) hep iyiye, güzele, faydalıya, müspete dönüşmesi gerekirdi. Peki öyle mi?

  • murat

    11.1.2018 09:59:36

    "Ey mazlum! Ben senin çiğnenen hakkını zayi etmeyeceğim. Uzun zaman geçse de duanı geri çevirmeyeceğim. Çünkü ben Halim'im, kulları cezalandırmada acele etmem. Belki tövbe ederler; mazlumlara da haklarını vererek gönüllerini alarak razı ederler, zulüm ve günahtan vazgeçerler diye mühlet tanırım.". şanlı peygamberimiz böyle buyuruyor ve amenna diyoruz. Rabbimize güveniyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı