"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşil’in topuğu

Kâzım GÜLEÇYÜZ
13 Eylül 2017, Çarşamba
37. yılını da geride bıraktığımız halde, dayattığı darbe ürünü düzenden hâlâ kurtulamadığımız 12 Eylül’e siyasî cenahtan gelen ilk itiraz, ihtilalden ancak 5 yıl sonra seslendirilebilmişti.

Bu sesin sahibi merhum Demirel’di.

12 Eylül’ün silah zoruyla devirdiği ve diğer siyasî liderlerle birlikte siyasete devamını yasakladığı Demirel, cuntanın başı Kenan Evren’e karşı 1985 sonbaharında yaptığı cesur ve usturuplu çıkışla korku ve suskunluk duvarını yıkmıştı.

O güne kadar Demirel’in de, siyaset yasağı konulan diğer liderlerin de konuşması, beyanat vermesi, resimlerinin yayınlanması yasaktı. Demirel’in mesajları “Bir bilen” rumuzuyla yayınlanıyordu.

Demirel’in tarihî çıkışı, o dönemi bitiren süreci başlattı ve 6 Eylül 1987 referandumuyla da siyaset yasakları kalktı.

Bu sayede Ecevit, Erbakan ve Türkeş de partilerinin başına dönerek siyasete kaldıkları yerden devam imkânı buldular.

Demirel’le Köprü mülâkatlarına başlamamız, o çıkışla aynı tarihlere rastlıyor.

O günlerdeki bir görüşmemizde, gündem belirleyen ve ihtilal ufunetini dağıtıp hür siyasetin önünü aralayan o çıkış için Demirel şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“Aşil’i topuğundan nihayet vurduk.”

Aşil, eski Yunanda tepeden tırnağa zırha büründüğü için mağlûp edilemeyen bir savaşçı figürü. Sadece topuğunda bir açık var ve uzun uğraşlardan sonra oradan vurularak bertaraf edilebilmiş.

12 Eylül rejimi de dayattığı darbe anayasası ve mevzuatı ile hem kendisini sıkı zırhların korumasına almış, hem de toplumu her yönden kuşatıp sindirerek ve korkutarak hegemonyasını kurmuş.

Ama Evren’in boşluklar içeren bir beyanı bu yapı için “Aşil’in topuğu” niteliği kazanmış ve Demirel oradan vurmuş.

O günden bugüne 32 yıl geçti. Ülkede seçimle işbaşına gelip de millî iradeyi sadece kendisine verilen oylarla tanımlayıp, devleti ve toplumu tek adam rejimine bağlamaya yönelen bir iktidar var. 

Ama özellikle 20 Temmuz OHAL’iyle hız verilip yaygınlaştırılan demokrasi ve hukuk dışı adaletsiz uygulamalar, bu iktidar için “Aşil’in topuğu”na dönüşmüş durumda.

***

-Hukuksuz OHAL sürecinin ürettiği zulüm ve haksızlıklara payanda olanlar burada da, öbür tarafta da bu vebalin altından kalkamazlar.

-Diyanet’ten yeni bir rapor ve çağrı: Suçsuz kimselerin f.ö kapsamında cezalandırılmasından ve çok fazla mağduriyet oluşturmaktan kaçınılmalı.

 

-Resul Tosun (Star): Tehlike anayasanın darbeci ruhundan kaynaklanıyor. f.ö’yü bahane edip dindar kadroların tasfiye edilme endişesi gündemde.

Okunma Sayısı: 5911
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan Erkiş

    13.9.2017 10:40:03

    ( 2 ) Savaş tamtamlarının çaldığı şu günlerde Türkiye dâhil herkes barışı değil savaşı konuşuyor. Bu yüzden barışa değil savaşa ve silahlara yatırım yapılıyor. Ülke kaynakları silahlara harcanıyor. NATO üyesi ve müttefiki olarak Rusya'dan aldığımız S400 füzeleri mesela. Halbuki hakiki mânâsıyla demokratik hukuk devleti olma yolunda ciddi gayret sarfetsek, dost ve müttefiklerle ciddi ve yapıcı diyalog ve İlişkiler geliştirsek, sair bölge ülkeleriyle de siyasî, ticarî, iktisadî, içtimai anlamlarda ittifaklar tesis etsek hem bölge hem dünya barışına katkımız daha fazla olmaz mı? Neden kavga için gösterdiğimiz gayreti ülke ve dünya barışı için gösteremiyoruz? Çok mu zor yahut kavga işimize mi geliyor? Meselâ OHAL darbe rejiminde bu anlamsız ısrar ve inad ın mânâsı nedir ve ülkeye maddi manevi bir faydası var mıdır? Darbe rejimlerinin hangisi derde deva, yaraya merhem olmuş ki OHAL olsun?

  • Özcan Erkiş

    13.9.2017 10:23:10

    Sayın Güleçyüz, yavaş ve az da olsa hürriyetçi demokrat siyasetin mühim temsilcilerinden biri olan merhum Demirel'in yaptığı cesur çıkışa benzer çıkışlar vardır. İnşaallah bu ses yükselir ve gürleşirse Türkiye hak, hukuk ve adâlete avdet edecektir. Fakat bu sesin mutlaka çıkması icap ediyor. Yeni Asya'nın tavrı bu anlamda bir misaldir. Aynı hakkaniyetli ve hakperest tavrı sair cemaat, cemiyet, stk, üniversite, medya vesair şahsı mânevîler gösterebilirse, şu antidemokratik süreç kısa zamanda bitecektir. Zira iktidarların da üstünde bir güç vardır, o da hakimiyet-i millettir. Dünkülerin "Aşil topuğu "belki bir tane idi. Lâkin bugünkü iktidarın onlarca Aşil topuğu vardır. Yeterki şahsı manevinin gücünün kıymet, ehemmiyet ve tesirini bilelim. Korkuyu yenebilirsek OHAL labirentinden çıkabiliriz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı