"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Balyoz kararı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
25 Eylül 2012, Salı
Balyoz dâvâsı 21 aylık bir sürecin ardından sonuçlandı. Kuvvet veya ordu komutanlığı yapmış, üçü emekli, biri muvazzaf dört orgeneral başta olmak üzere 300’ü aşkın TSK mensubu, “darbeye eksik teşebbüs” suçundan 15-20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Şimdi bu kararlar tartışılıyor.

Herşeyden evvel, özellikle daha önce açılan ve ne zaman biteceği bilinmeyen Ergenekon dâvâsı nazara alındığında, Balyoz’da ilk etabın sonuca bağlanmış olması önemli. Bundan sonra temyiz, AYM, AİHM aşamaları gelecek; yani süreç devam ediyor. Ama bu aşamalara geçilmesi için ilk etabın tamamlanması gerekiyordu, o gerçekleşti.
Sanık avukatlarının dâvâyı Ankara’ya taşıma veya son dönemde duruşmalara katılmayarak süreci tıkama yönündeki gayretlerine rağmen...
Türkiye’de, neticeye ulaşamamış darbe teşebbüsleri daha önce de cezalandırılmıştı. Bunlardan birinde başı çeken Talat Aydemir’in idam edilmesi, bunun en bilinen örneklerinden biri.
Ama bunu yapan, yine bir cuntaydı.
Balyoz kararı ise, bir sivil mahkeme tarafından verilmiş olması yönüyle bir ilk teşkil ediyor.
Ardı arkası gelmeyen darbelerin sürekli hırpaladığı ve hâlâ bir darbe düzeninin cenderesinde yaşama mücadelesi veren demokrasimizin darbelerle hesaplaşma sürecinde yeni bir merhale.
Bu açıdan önemli bir gelişme.
Darbe teşebbüsü iddiasına dayanak oluşturan belgelerin belli başlıları, Çetin Doğan döneminde 1. Ordu Komutanlığında yapılan; Hilmi Özkök’ün “Maksat aşılmış,” Aytaç Yalman’ın “Emrime aykırı olarak yapıldı” dediği plan semineri ile sanıklardan Özden Örnek’in darbe günlükleri.
Çetin Doğan başta olmak üzere önde gelen sanıklar, çoğu belgelerin düzmece ve sahte olduğu iddiasıyla kendilerini savunmaya çalıştılar.
Ama mahkeme bu savunmaya itibar etmedi.
Çeşitli alt kademelerdeki diğer birçok sanığın da ceza alması, kararın en çok tartışılacak taraflarından biri olacak gibi. Bilhassa aldıkları emrin gereği seminere katılmak zorunda kalan, hattâ katılmadıkları halde gıyaplarında isimleri zikredilip belgelere geçen bazı subayların da mahkûm edilmesi, acaba “kurunun yanında yaşın da yanması” sözünde ifade edilen durumun bir örneği olarak görülebilir mi?
Aynı şey, dâvâ sürerken tutuklanmalarına gerek görülmeyen, dahası haklarında yakalama kararı çıktığında yurt dışı görevde bulunup da kararı öğrendiklerinde hemen dönüp teslim olan kimi isimlerin ceza alması için de geçerli.
Ve o noktada ciddî soru işaretleri var.
Ki, Balyoz dâvâsını destekleyip, darbelerle hesaplaşılması gerektiğine inananlar da “İnşaallah ceza alanlar içinde suçlamalarla ilgisi olmayan masumlar yoktur” temennîsini seslendiriyorlar.
Çünkü masum olduğu halde mahkûm edilen tek bir kişinin dahi varlığı adalete gölge düşürür.
Gerçi sürecin bundan sonraki aşamalarında işin bu ciheti de mercek altına alınacak. Eğer bir haksızlık yapıldıysa o kademelerde düzeltme ve telâfi imkânları doğabilecek. Ama ne ölçüde?
Aylarca hapiste tutulduktan, birçok hakları elinden alındıktan, itibarı beş paralık edildikten... sonra hak yerini bulsa, mağdur için bir kıymet ifade eder mi? Dileriz, böyle durumlar yoktur.
Sonuç olarak, muvazzafken de, emekliliklerinde de “irtica”ya karşı yaptıklarıyla övünüp agresif duruşlarıyla öne çıkan Çetin Doğan gibiler açısından, kamuoyu nezdinde en azından “kuvvetli suç şüphesi” vârit. Dolayısıyla onların “darbe teşebbüsü” ile itham edilmesi yadırganmıyor.
Ve olaya, Mehmet Baransu’nun dediği gibi, “Tasavvur edip hazırlığını yaptıkları darbe girişimi başarılı olsaydı, hedefe koydukları milyonların hali ne olurdu?” diye de bakmak gerekiyor.
Plan seminerinde “Yunanistan’la savaşırken irtica bizi arkadan vurmaya kalkarsa!” varsayımı üzerine bina edilen “tedbir” seçeneklerini; evlerinden toplanıp stadyumlara doldurulacak cemaat mensuplarını, bizim de dahil edildiğimiz “tutuklanacak gazeteciler” listelerini hatırlarsak..
Allah fırsat vermesin.

Okunma Sayısı: 611
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • bahattin üngör

    25.09.2012 00:00:00

    Demokratik bir duruş sergileyen bir yazı, tebrik ederiz.

(*)

263.

gün

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı