"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Başörtülü Atatürkçüler!

Kazım GÜLEÇYÜZ
19 Kasım 2011, Cumartesi 00:00
Başörtüsüne özgürlük eylemlerinde Zübeyde ve Lâtife Hanımların çarşaflı posterlerini taşıyarak, yasakçı Kemalistleri güya M. Kemal referansıyla ilzam ettiklerini zannedenler, işi daha da ileri götürmüşler.

Bunun son örneklerinden biri, AKP’lilerin organize ettiği bir toplantıda “Bazı AK Partililer Atatürkçü olmasa bile söylemlerinde Atatürkçü olduklarını vurgulamak zorunda hissederler” diyen Hilâl Kaplan’ın, dinleyiciler arasında bulunan başörtülü bir partiliden aldığı çok sert tepki.
Mikrofonu alıp “Biz de Atatürkçüyüz, böyle olduğumuzu kanıtlama savaşı veriyoruz. Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?” diyen ve Kaplan’ın “Siz bunun savaşını veriyor olabilirsiniz, saygı duyarım. Ancak ben de Atatürkçü değilim; olmadığımdan ötürü savaşınıza da ortak olmak durumunda değilim” cevabı üzerine salonu terk eden kadının tepkisi Hilâl Hanıma “Sen misin bazı AK Partililerin Atatürkçü olmadığını dillendiren!” diye yazdırmış (Yeni Şafak, 16.11.11).
Hilâl Kaplan’dan bir gün önce de Merve Kavakçı, İzmir’de bir 10 Kasım törenine katıldığı için oradaki “laikçi ve çağdaş” bir bayanın hışmına uğrayan başörtülü kıza “Evlâdım, ne işin vardı orada?” diye soruyordu (Yeni Akit, 15.11.11).
Bu düşündürücü örnekler, daha Kurtuluş Savaşının devam ettiği günlerde, sonrası için en önemli hedeflerinden birini “Tesettür kalkacak” diye yazdıran bir kişiyi tesettürlülere benimsetme noktasında AKP’nin ne kadar işlevsel bir rol üstlendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor...
***
Ergenekon ve Atatürkçülük
Birinci Ergenekon dâvâsının iddianamesi açıklandığı zaman yazdığımız “Kemalizmin iç kavgası” başlıklı yazıda şöyle demişiz: “Anlaşılan o ki, Ergenekon operasyonunun asıl amacı, Kemalist sistemi safralarından temizleyip ‘arındırmak’ ve M. Kemal’i dindar gösterip Atatürk milliyetçiliğinden de vazgeçmeyen bir anlayışla tahkim ederek yola öyle devam etmek...” (22.7.08)
Böyle bir kanaate varmamızın gerekçesi ise, iddianameden medyaya yansıyan şu cümleler:
“Örgüt üyeleri Kemalizmi benimsediklerini söylüyorlar, ancak eylemleri ve amaçları, anayasada tanımlanan Atatürk milliyetçiliği ile ters düşüyor. Kemalizmi dinsizlik olarak algılıyorlar.”
Geçtiğimiz 10 Kasım’da Avrupalılara “Atatürkçülük dersleri” veren AB Bakanı Egemen Bağış’ın, Ergenekon dâvâsını “Atatürkçü düşünceyi gerçek sahibine, millete teslim etme süreci” olarak niteleyen sözleri, bu tesbitin üç buçuk sene sonra onun tarafından da ikrarı anlamına gelmiyor mu?
***
Said Nursî kim, M. Kemal kim?
Doç. Mehmet Ö. Alkan, Neşe Düzel’e verdiği ve Taraf’ta üç günlük bir dizi halinde yayınlanan mülâkatında ağırlıklı olarak M. Kemal’e ve Kemalizme esaslı eleştiriler yöneltirken, nereden icab ettiyse ve hiç yeri de değilken araya sıkıştırdığı Said Nursî için “Onu kutsamak da prim yapıyor. Atatürk gibi onunla ilgili birçok şeye de dokunmak kolay değil. Onu ancak övebilirsiniz. Said Nursî’yi eleştiren pek yok” gibi lâflar etmiş (14.11.11).
Eskilerin, eşit şartlarda mukayesesi mümkün olmayan şeyleri aynı kefeye koyup tartma abesliği için kullandığı “kıyas-ı maalfârık” ifadesi, kıyaslanan şeylerin birbirinden nihayetsiz uzaklığını belirten “Eynesserâ minesüreyyâ” sözü ve “Dam üstünde saksağan” deyişi, tam buraya oturuyor.
M. Kemal kim, Said Nursî kim? Biri hâlâ kanunla korunan ve “Diktatör müydü?” tartışmalarına konu olan bir siyasetçi, diğeri onun ve takipçilerinin bir numaralı hedef olarak görüp mağdur ettiği bir âlim ve mütefekkir. Bu ikisini nasıl aynı kefeye koyup yargılayacaksınız?
Peki, 20. ve 21. yüzyıl Türkiye’sinde Said Nursî kadar haksız saldırı, itham, iftira, karalama ve kara propagandalara maruz bırakılmış bir başka kişi gösterilemezken, “O da M. Kemal gibi kutsanıyor, dokunulamıyor ve eleştirilemiyor” demek, hangi mantık, insaf ve vicdan ölçüsüyle bağdaşır?

Okunma Sayısı: 946
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sezai Mumcu

    19.11.2011 00:00:00

    Hem Ibrahim A.S’i sevmek hem de Nemrut’un zatini ilke ve inkilaplarini mukaddesatla savasimini göklere cikarmak, hem Musa A.S.’a bagli hem de Firavuna sadik olmak, hem Davut A.S’tarafinda hem de canini Callut icin feda edecek baglilik, hem Hz. Muhammed A.S.M tarafinda olmak hem de Deccal ve Süfyan hayranligi, taraftarligi mümkün mü?

    ElCevab: O-L-A-M-A-Z. Muhaldir. Imkansizdir. Impossibile dir

    Dolayisiyla hakikatte hem Müslüman olmak hem de KAmalist olmak imkansizdir, muhaldir. Olsa olsa birinden birine gercekte degil mecazi olarak taraftarlik, baglilik olur, diger bir tabirle ya Takiyye ya da Münafiklik sözkonusudur.








  • özdemiroğlu

    19.11.2011 00:00:00

          Ben bir çok AKP’linin bu Atatürk’ü bilerek dindar gösterme faaliyeti içerisinde olduğuna inanmıyorum.Bilerek bunu yapanın da iyi izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.Üstad Hz.leri de zaten kiminin de taassubundan istifade edileceğini belirtiyor.Ama eğer,kurumsal olarak AKP’ye böyle bir görev verilmişse,bu parti de bunu yerine getiriyorsa;şalgamın büyüğünün sepette olduğu açıktır.

  • özdemiroğlu

    19.11.2011 00:00:00

           Resmi mahfillerde bazı AKP’lilerin Atatürkçü olduklarını dile getirmeleri ile,gerçekte böyle bir fonksiyona sahip olmaları aynı şey değildir.Bu konu çok iyi ve derinlenmesine incelenmesi gereken bir konudur.Bu misyonu üstlenen bir kuruluşu,saff-ı evvel kabul ettiğimiz zevatın Demokrat misyonun devamı diye nitelendirmelerinin de,büyük bir mesuliyete müncer olduğu bedihidir.Bundan titremek gerekmez mi?

  • özdemiroğlu

    19.11.2011 00:00:00

         (3) Hilal KAPLAN,Nagehan ALÇI,Mehmet ALTAN...vs. aydınların bu konuda yazdıkları ve söyledikleri de mutlaka dikkatle takip ediliyor.Ancak burada üzerinde duracağımız en önemli noktanın meselenin Kur’ani ve hadisi naslar ile ve bunların tevil ve tefsirleri mahiyetindeki Risale-i Nur ölçüleri ile ele alınmasının şart olduğu da açıktır.Yani ölçülü olmak şarttır.

  • h.h.k

    19.11.2011 00:00:00

        Üstad hazretleri 5.sua da süfyanin teskil ettigi komite ve hükümete ait garip icraatlarinin dehsetinden bahsederken,onun mesleginin ve yirtici rejminin de korkutucu zulmünü nazara vermektedir.
        Bu gercekleri anlamak icin asrin sahibine kulak vermek gerektir.Cünkü bunu ancak onun gercek takipcileri anlayabilir..
        Hülagu dindar vezirlerini bulmus,onlarla süfyanizmin bayragini tekrar dikmeye calisiyor..
        Ispirtizma ile gözlere beyaz perde cekilmis,avuclar patlarcasina alkislattiriliyor..
        Ne yapalim mehdinin pesinden gitmek kolay degil,avucunda köz tutmak gibi zor..
        Ne olursa olsun akibet muttakilerindir..Bir gün insaallah en kisa zamanda diger kardeslerimizde bu gercegi göreceklerdir..Hali,kavli ve fili dualarimiza devam edelim..
         

  • feyzi kanra

    19.11.2011 00:00:00

    Atatürk’ü koruma kanunu mutlaka kaldırılmalıdır.

(*)

201.

gün

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı