"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birlik beraberlik çağrısı yaparken

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Ocak 2017, Çarşamba
Teröre ve diğer tehditlere karşı birlik, bütünlük ve dayanışmamızı daha da güçlendirip pekiştirmemiz gerektiği, herkesin ve her kesimin sürekli tekrarladığı bir söylem.

Zaten öyle de olmalı. Burada hiçbir sıkıntı ve problem yok. Toplumumuz da, diğer bazı tâli farklılıklara rağmen bu gibi hususlarda öteden beri son derece duyarlı ve dikkatli.

Nitekim özellikle terör olayında Mecliste temsil edilen ve edilmeyen bütün partiler, ortak bir duruş ve dayanışma sergiliyorlar.

Temsil kabiliyeti olan bütün STK’lar da.

Ancak bu tabloda dikkat çeken birşey var.

O da, bir taraftan çok daha fazla birlik beraberlik içinde olunması gereği vurgulanırken, diğer taraftan bu söylem ve mesajlarla örtüşmeyen ayrıştırıcı ve dışlayıcı tasfiye operasyonlarının hız kesmeden sürüyor olması.

OHAL KHK’larıyla iyice yaygınlaştırılan bu tasfiyeler sonucu, sayısı milyonları bulan bir mağdurlar kitlesi oluştu. Hukukî geçerliliği son derece tartışmalı siyasî ve sübjektif kriterlerle on binlerce insan bir anda kendisini işten çıkarılmış, görevinden ihraç edilmiş, hattâ hapse tıkılmış konumda buluverdi.

Şikâyet ve feveranların ayyuka çıkması, daha doğrusu işin ucunun iktidara yakın isimlere de dokunması üzerine kurulan itiraz-inceleme mekanizmaları neticesinde bu mağduriyetlerin ne kadarı ne ölçüde telafi edildi, bilemiyoruz. Ancak büyük kısmının hâlâ devam ettiği bir tablo ile karşı karşıyayız.

Bu tablonun ortaya çıkardığı sonuçlardan biri, hatırı sayılır bir kitlenin mağduriyet kaynaklı bir kırgınlık ve küskünlük içinde olması.

İktidar mensuplarının da “Tek kişiye bile haksızlık yapılsa vebalini taşıyamayız” diyerek ifade ettiği bir durum yüz binleri bulan bir kitle için söz konusu ise, orada birlik beraberlik söylemlerinin inandırıcılığı olur mu?

Bir diğer sonuç, tasfiyelerle bilhassa kritik devlet kurumlarında vasıflı elemanların da dışlanması suretiyle yıllar içinde oluşan tecrübe birikiminin kaybedilmesine yol açması.

Üç yıldır devam eden ve 15 Temmuz sonrası OHAL sürecinde iyice hızlanıp yaygınlaşan tasfiyelerde biçilen kadroların ne kadarı “ihanet ve terör”le suçlanan yapıyla irtibatlı?

“Devlet içi kavga” terör ve diğer saldırılar karşısında bile bütün hız ve şiddetiyle sürerken hangi birlik beraberlikten söz ediliyor?

Teklifin son hali: CB’nın KHK yetkisinde hak-özgürlük sınırlaması kalktı, Meclisin KHK’ları görüşme süresi 3 aya çıktı. İleri demokrasi!

Akşam’ın yayınladığı MAK anketinde yüzde 54’ün “Yeterli bilgim yok” dediği cumhurbaşkanlığı sistemine destek yüzde 60’ı bulmuş... Bravo!

Riyaset-i şahsiyenin kat’iyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükümettir, hükümet de milletin ve Meclisin hizmetkârıdır http://www.yeniasya.com.tr/ video/riyaset-i-sahsiyenin-katiyen-aleyhindeyim-reisimiz-ancak-hukumettir_418965

Okunma Sayısı: 6410
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mücahiddin Aktaş

    04.01.2017 23:01:21

    Allah razı olsun.Adalet,adelet yoksa hersöylem hakret,nefret kokuyorsa hangi birlik beraberlik benim gibi binlercesini bir sendika üyeliğinden kapının önüne koyuyorsan hangi birlik beraberlik.Birlik Beraberlik istiyorsan adalet,adalet,adalet veesselam.

  • Özcan Erkiş

    04.01.2017 13:55:05

    (3) Maalesef ülkemizde birlik ve beraberlik çağrılarını tesirsiz hâle getiren gündem çok. Meselâ pazartesiden itibaren, Meclis Genel Kurulunda Anayasa değişikliği görüşmeleri dolayısıyla yeniden toplumda muhtemel bir gerginlik atmosferi oluşacaktır. Yeniden hamasi, ötekileştirici nutuklar atılacak, bağışlayın "vatan millet"edebiyatı yapılacaktır. Ne için? Bediüzzaman Hz.nin "Riyaset-i şahsiyenin katiyen aleyhindeyim; reisimiz ancak hükûmettir, hükûmet de milletin ve Meclisin hizmetkârıdır" dediği asrın ruhuna uygun bir hakikatin zıddını tahakkuk ettirmek için. İleri demokrasi deyip sonra "riyaset-i şahsiye"dâvâsında bu acelecilik ve gayretkeşlik nedendir? Bunun makul ve mantıklı bir izahı olmalı. Bunun için serdedilen gerekçeler katiyen inandırıcı değiller. Aklen ve fikren, kalben ve vicdaen mutmain olmak istiyoruz. Zira bu mesele hâli hazırda bizi istikbalde de neslimizi ilgilendiren bir meseledir. Müstağni davranamayız. "Neme lâzım Sultanım!" diyenler koca cihan devletini batırdı.

  • Özcan Erkiş

    04.01.2017 13:16:08

    (2) "Terör örgütlerinin devlet içinden arındırılmasını sağlayana kadar OHAL'e ihtiyacımız var! " diyen hükûmet öyle anlaşılıyor ki önceden "12 ay da yetmez! " diyen bir başka iradenin verdiği kararın devamından yana icraatlarına devam edecektir. Tasfiye ihraç ve hatta medrese-i Yusufiye ile sürdürülen mağduriyet sürecinde, binlerce insan ve aile fertlerinin yaşadığı maddi manevi travma, şayet suçsuz oldukları ortaya çıkarsa nasıl ve ne ile telâfi edilecektir? İleri demokrasi için göstermedikleri gayreti OHAL ve KHK için gösteren iktidar acaba bu toplumsal yaranın tedavisini nasıl yapacaktır? Çünkü bu ciddi, büyük ve derin ve yıllarımızı meşgul edecek bir yaradır. Cihan padişahı Yavuz Selim'in "Kuşe-i kabrimde hattâ bikarar eyler beni"dediği türden bir yara. Yol yakın, yara küçük ve taze iken, dahildeki antidemokratik uygulamalardan millet ve memleket hesabına vazgeçelim.

  • Özcan Erkiş

    04.01.2017 12:40:52

    (1) Amerika'nın yeniden keşfi gibi her anarşi ve terör hadisesinden sonra yapılan birlik- beraberlik çağrılarının bir anlam ifade etmesi ancak birlik ve beraberliği netice veren fiil ve icraatlar ile olur. Milletin bu konuda hassasiyeti zaten mevcut. Yeter ki dinin ruhuna aykırı dini söylemler dahil her türlü ayrıştırıcı hamaset nutukları atılmasın. Ülkeyi kan gölüne çeviren PKK ve türevleri ile İŞID ve türevleri olan vesair terör örgütleri ile uluslararası ittifaklar kurarak dahilde ve hariçte mücadele ederken, bilhassa dahildeki toplumsal zemini terörize edecek icraatlardan uzak durulmalıdır. Meselâ artık OHAL bitirilmeli ve ülke normale dönmelidir derken maalesef yine 3 ay uzatılacağı haberi yeniden içtimai gerginliğe sebep olmakla ekonomiye de menfi şekilde yansımaktadır. Sürekli gerginlik hali yaşayan toplumda birlik beraberlik çağrısı ne derece tesirli olabilir ki?

  • Erdem

    04.01.2017 10:20:56

    Adalet mülkün temeli ise Türkiye nereye gidiyor. Rabbim gücümüz yetmiyor, sana havale ediyoruz mağduriyetimizi.

  • Yemen

    04.01.2017 06:46:56

    Allahım ne zor gunlerden geçiyoruz.sen zalimlere fırsat verme.ve mazlumlara yardim eyle.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı