"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatlerin devletten talebi ne olmalı?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
27 Ocak 2016, Çarşamba 01:00
Devrim kanunları kapsamında “Kapattık!” demekle, asırlardır devam eden tarikat geleneğini kesip atmanın ve bitirmenin mümkün olmadığı ya da toplumun manevî ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıkan cemaatlerin baskılarla yok edilemeyeceği gerçeği, seksen senedir devam edegelen bu tartışmalarla tekraren teyid ediliyor.

Nitekim cumhuriyetin ilk yıllarında tarikatleri yasaklayıp tekkeleri kapatan devrim kanunu 12 Eylül’den sonra anayasa güvencesine alındı, ama tarikatlar yok edilebildi mi? 

Aynı şekilde mensupları hakkında dava üstüne dava açılan ve 27 Mayıs sonrasında bazı Yargıtay içtihatlarıyla “yasadışı örgüt” ilân edilen Nur Cemaati ortadan kaldırılabildi mi?

Demek ki, sosyal gerçekler emir-komuta sistemi ya da yargı kararlarıyla tanzim edilemiyor. Bu gerçeklerle inatlaşan düzenlemeler ise kâğıt üzerinde kalmaktan kurtulamıyor. Bu itibarla, devletin cemaat ve tarikatleri rahat bırakmasının zamanı çoktan geldi geçti bile. 

Zaten onların devletten tek istekleri de bu: Gölge etmesin, yeter.

Ama bunun devlet, daha doğrusu resmî ideoloji adına çizilmiş ve hukukla da, demokrasiyle de bağdaştırılması imkânsız birtakım kırmızı çizgilere kayıtsız şartsız biat ve teslimiyet şartına bağlanması ve kimilerinin bu şarta boyun eğmesi, kesinlikle kabul edilemez.

Esasen, devletle cemaatlerin varlık ve faaliyet alanları tamamen farklı. Kesişen bir tarafları yok. Cemaatler, araya başka hiçbir şey sokuşturmadan, sadece ve sadece dine hizmet için var olan sivil dayanışma kümeleri. Devlet tarafından resmen kabul edilip tanınmak gibi bir dertleri de yok. Tamamen uhrevî amaçlı olmaları, onları böyle bir ihtiyaçtan azade kılıyor. Bir defa işin mahiyeti buna elverişli değil. Çünkü manevî yapılanmalar olarak cemaatlerce verilen hizmetlerin “resmî bir şekilde dünya muamelâtı suretine sokulması” (Mektubat, s. 116) söz konusu olamaz.

(Bu yazı Cemaatler ve Toplum-Siyaset-Devlet kitabımızdan alındı, s. 54-5)

Cuma düzenlemesinin kapsamına askerî personelin dahil edilmesi ve bunun Genelkurmay’ca garnizonlara bildirilmesi de takdire şayan bir adım.

Herşeyin altında “bityeniği” arayıp olumlu adımlara da önyargı ve kuşkuyla bakmaya gerek yok. Doğruya doğru, eğriye eğri. Kim yaparsa yapsın.

Okunma Sayısı: 2072
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • demokrat

    27.01.2016 18:23:42

    Cemaatlerin talepleri şunlar olabilir:han,hamam,vakıf binası,din satan tv kanalları,ucuz umre turları,kullanılacak miktarda gözü kapalı biatçı hınk deyiciler,iktidar şakşakçıları ve 3 ye ye (Yalan,yolsuzluk,yasak)üç maymun oynama kabiliyetli takiyyeciler...

  • Garib Doğu

    27.01.2016 12:11:07

    Evet, gölge etme başka ihsan istemez.Evet gölge edilmesin yeter. İmani ve Kurani hizmetlere köstek olunmasın yeter. Çünkü dini cemaatların hizmetleri uhrevi hayata bakar,hedefleri Rıza-i ilahi ve saadeti ebediyedir.Dünyaya baktıkları zaman ise emniyet ve asayişin temini noktasında çalışırlar.Müspet hareket ederler.Menfi hareket etmezler.Çünkü dahilde menfi harekete Kur 'an izin vermez.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı