"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbelere karşı asıl güvence

Kâzım GÜLEÇYÜZ
08 Aralık 2018, Cumartesi
Travması hâlâ devam eden 15 Temmuz fitnesi, sistemin bu tür müdahaleler karşısındaki kırgınlığını bir defa daha gösterdi.

Ergenekon ve Balyoz gibi davaların fiyaskoyla sonuçlanıp dahası tersine dönerek yargı eliyle yapılan misilleme ve rövanş operasyonlarını tetiklemesi; 12 Eylül davasının Evren ve Şahinkaya ile sınırlı tutulup, onlar ölünce düşmesi; 28 Şubat davasının da sadece asker kanadındaki bazı isimlere güya ağır cezalar verilmesine karşılık, sorumlu görülen hiç kimsenin tutuklanıp hapse konulmaması, darbecilerle hesaplaşma iddiasını boşlukta bıraktı.

Buna mukabil, 12 Eylülcülerin 1982’de halka zorla kabul ettirdiği darbe anayasası, resmî ideolojiyi dayatan antidemokratik ve çağdışı içeriği ile hâlâ yürürlükte. Siyaset, partiler, seçimler, eğitim, sivil toplum gibi önemli alanları aynı mantıkla düzenleyen temel kanunlarla beraber.

Oysa darbeler ve darbecilerle hesaplaşmak, daha da önemlisi sistemi darbelere artık geçit vermeyecek şekilde tahkim edip sağlamlaştırmak için asıl yapılması gereken, anayasadan başlayarak temel kanunları çağdaş ve evrensel demokrasi ve hukuk kriterleri çerçevesinde tamamen değiştirip yenilemek olmalı.

Bunun için en önemli referans ve kaynak, AB kriterleri. Oradaki değer ve kurallar esas alınarak sistem yenilense, birçok sorun kolaylıkla ve çok kısa zamanda çözülebilir.

Nitekim askerî vesayetin bir ölçüde de olsa kırılmasında ve demokratik hukuk devletinin gerekleriyle çelişen bazı hallerden kurtulmamızda, AB sürecinin çok olumlu etkileri oldu. Ama bu süreçten uzaklaşıldıkça eski arızalar farklı şekil ve formatlarda, üstelik yer yer daha şiddetlenerek nüksetti. Geldiğimiz yer ortada.

Travması hâlâ devam eden 15 Temmuz fitnesi, sistemin bu tür müdahaleler karşısındaki kırgınlığını bir defa daha gösterdi.

Bu durumdan çıkmanın yolu, tekrar tekrar vurguladığımız gibi, demokratik hukuk devletini güçlendirecek köklü ve yapısal reformlardan ve bunlara hayat verip sürekli kılınmalarını sağlayacak zihniyet dönüşümünü başarmaktan geçiyor.

Yaşadığımız bunca acı tecrübe, sorunun ilkesiz, yüzeysel, sığ, konjonktürel ve değişken siyasî yaklaşımlarla çözülemeyeceğini artık herkese  öğretmiş olmalı...

***

İzlemek için tıklayınız

Üstadın tarif ettiği gazete Yeni Asya’dır

Okunma Sayısı: 3281
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    8.12.2018 10:18:29

    Sosyal, ekonomik ve siyasal hayatta yeni travmalar, kriz ve kaoslar ile her on yılda bir darbe ve benzeri süreçler yaşamamak istiyorsak, çözüm de çare de güvence de hürriyetçi demokrasi, hukukun üstünlüğü ve adaletin ülkede tam anlamı, kurum ve kurallarıyla hakim olması kaçınılmazdır. Çağın gerisinde kalmış sistem, anlayış ve yönetim tarzıyla bırakın ileri gitmeyi mevcudu bile korumak zordur. Örnek mi, işte halimiz. Yürekleri yakan 15 Temmuz kalkışması ile cepleri yakan ekonomik kriz, neyin sonucudur? Hele bir de vesayet altındaki ve uzaktan kumandalı yargı var ki, demokrasi ve hukuk adına yer yer ümidimizi kırıyor. En başta sivil, demokratik bir anayasa olmak üzere, köklü ve yapısal reformları ancak demokrat siyasetçiler yapabilir. Onlara işbaşı yaptırmak zamanı gelmedi mi?

  • Gündüz Alp-2

    8.12.2018 09:59:29

    Bunca darbe ve süreç tecrübesi yaşamış bir ülke olarak, parlamenter demokrasi ve hukuk devletinin nerelerden darbe yediğini, zayıf taraflarını öğrenmiş olmamız gerekmez mi? İnsanın aynı delikten bir kaç sokulması, onun, ya ihmal ve tedbirsizliğine ya da -bağışlayın - ahmaklığına verilir. Türkiye'nin hâlâ aynı şeyleri yaşıyor olması izah edilebilecek bir durum değildir. Son kertede parlamenter demokratik hukuk devletine kendi ellerimizle son verip, tekçi sistemi getirmemiz de anlaşılabilir gibi değildir. Bunun izah edilebilir sebepleri, tek kanallı ve tek taraflı yandaş medya, kara propaganda, ayrıştırıcı kampanya, düşmanlaştırıcı telkinlerle halkın algı operasyonuna maruz kalarak "inandırılmış" olmasıdır. 16 yıllık tek parti iktidarı sorunları çözmek için fırsat ve avantaj olması gerekirken bunun tekçi sistemin inşası için kullanıldığını şaşkınlıkla, esefle müşahede ettik. Bu da bize bir başka ders olmalı.

  • Gündüz Alp

    8.12.2018 09:34:20

    Sayın Güleçyüz, darbelere karşı duyarlılık konusunda gerek kamuoyundan gerekse AB gibi demokrasi ve hukuk taraftarı ittifaklardan zaten yeterince destek var. Geriye, bu iki şeyin (demokrasi ve hukukun) tam ve kamil anlamda ülkede hakim kılınması kalıyor. O da güçlü bir istek, irade, azim, cesaret ve icraat istiyor. Fakat "-mış" gibi görünenler ile bunları hayata geçirmek çok zor. Mevcut iktidar bunların sözünü vererek yola çıktı, ama gücünü ve iktidarını pekiştirince asıl hedef ve maksadı olan şeyi inşa etti: Tekçi sistem. Şimdi millet olarak henüz tam anlamıyla demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılamamış, demokrasi bilinci ve kültürünü yerleştirememişken başımıza bir de tekçi sistem gailesi çıktı. İşimiz çok zor. Bazı binaları depreme dayanıklı hale getirmek için kolon ve kirişleri güçlendirirler. Türkiye'de sistemin kolon ve kirişleri -maalesef- darbelere karşı yeterince dayanıklı değildir. Hatta bu sistemle daha da zayıf hale getirilmiştir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı