"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi bağımsızlığa engel mi, güvence mi?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
19 Eylül 2018, Çarşamba
Cemaat ve İktidar kitabımıza aldığımız “Hukuku askıya almak mı?” başlıklı yazımızda, malûm sürecin başında bir iktidar kanalında sarf edilen şu sözleri aktarmıştık:

“Erdoğan’ın paralel yapıyla mücadelesi anlatırken ‘Yeni bir istiklal savaşı veriyoruz’ ifadesini kullanması, ne kadar vahim ve ciddî bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Böyle durumlarda hukuk dahi askıya alınabilir.” (s. 78-9)

O yazıda bu anlayışın ne kadar sakat ve yanlış olduğunu detaylıca yorumlamıştık.

Ama ne yazık ki gidişat ve uygulamalar bu anlayış istikametinde gelişti; OHAL hukukunun dahi hiçe sayılıp kaale alınmadığı 20 Temmuz sürecinde iyice zirve yaptı.

İktidar medyasında bu anlayış “yedi düvele karşı verilen bağımsızlık mücadelesi, dünyaya kafa tutan güçlü ve lider ülke” gibi söylemlerle “parlatılarak” sürdürülüyor.

Son olarak bir SETA elemanının kullandığı şu ifadeler bu bağlamda çok manidar:

“Türkiye’de siyasetin ana gündem maddesi demokratikleşme mücadelesinden bağımsızlık mücadelesine kaymış oldu. Toplumun çok önemli bir kesimi bu durumu kabullense de bu geçişe ayak direyenlerin ve gemiye binmek istemeyenlerin varlığı ve bu sürece direnenlerin ülkenin geleceğinde yer alma konusunda sıkıntılar yaşayacağı da bir gerçek.” (Ali Aslan, Sabah, 14.9.18)

Demokratikleşmeyi geri plana itip bir anlamda “bağımsızlığa feda eden” bu anlayışın gerek tarihî gerçekler, gerekse çağımızın icapları açısından hiçbir geçerliliği yok.

Yakın tarihimizdeki en çarpıcı örneği, İstiklâl Savaşımızı zaferle neticelendiren Birinci Meclisin, aynı zamanda cumhuriyet  tarihinin en demokratik Meclisi olması.

Keza hukuktan asla taviz vermemesi.

Bu örnek de gösteriyor ki demokrasi ve hukuk, bağımsızlık mücadelesini zaafa uğratmıyor, tersine daha da güçlendiriyor.

Buna karşılık, demokrasi ve hukukun askıya alındığı, Meclis başta olmak üzere demokratik kurumların ve kamuoyunun devredışı bırakıldığı hallerde bağımsızlığın da büyük zararlar gördüğü, ihtilal dönemlerinde verilen dış politika tavizleriyle sabit.

Benzer durumların, demokrasi görüntüsü altında bir “tek adam rejimi”ne sürüklendiğimiz şu süreçte de yaşandığını görüyoruz.

Lâfa gelince üst perdeden bol bol “bağımsızlık hamaseti” yapılıyor, ama reel siyasetteki uygulamalar o ateşli söylemlerle çoğu zaman örtüşmüyor.

***

-Okullar açılırken

Okunma Sayısı: 2466
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    19.9.2018 10:50:00

    Hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü, yalnızca bağımsızlık ve hürriyetin güvencesi değil aynı zamanda maddi manevi inkişafın, terakkinin önünü açan, teşvik eden, yetenek ve becerilerin gelişmesini sağlayan inancımıza uygun evrensel değerlerdir. Böylesi değerleri menfi ve menfaatçi siyasete uymuyor diye kötü göstermek hatta halkı bunlara düşman etmek doğru değildir. Bugün geldiğimiz son nokta itibariyle durumun iyi ve memnuniyet olduğunu söyleyebilir miyiz? Siyasal, sosyal ve ekonomik krizin mağdur ettiği halk kitlelerini yok sayıp, nazarları aslı astarı olmayan şeylere çevirmek maalesef sorunu çözmüyor aksine daha da ağırlaştırıyor. Demokrasi ve hukuku ülkeye hâkim kılmaktan başka çıkar bir yol görünmüyor. Kriz ve kaos istemiyorsak, ayak sürümek yerine, yeniden, gücün demokrasi ve hukukta olduğu bir sistem için çaba sarf etmeliyiz.

  • Gündüz Alp-2

    19.9.2018 10:09:01

    Yeni bir "İstiklal Savaşını" kime karşı veriyoruz? Bağımsızlık mücadelesi verilen "Yedi düvel" kimlerdir? Dost ve müttefikler mi? Hür, medeni ve demokrat dünya mı? ABD mi AB mi? Kimdir bu Türkiye'nin "dış düşmanları?" Bir başka sorgulanması gereken de ne hikmetse bu dış düşmanlar, hep iktidarın zorda kaldığı seçimlerde, halk oylaması vaktinde, "kriz" döneminde ortaya çıkmakta sair normal zamanlarda bu düşmanlar gündeme getirilmemektedir. Türkiye, 24 Haziran'dan sonra fiilen "yeni" denilen tekçi bir sisteme geçiş yaptı. Pek tabii olarak hür ve demokrat dünya ile üyesi olmaya çalıştığımız AB bu sistemi kabul ve tasvip etmiyor. Demokrasi ve hukuk onların kırmızı çizgisi. Biz ise demokrasi ve hukuku rafa kaldırarak, bugünkü dünyada geçerli olmayan tekçi bir sisteme geçtik. İtirazlar ve tepkiler bunadır. Tespiti ve teşhisi doğru yapmak gerekir.

  • Gündüz Alp

    19.9.2018 09:09:20

    Sayın Güleçyüz, "takke düştü kel göründü" derler. AB hedefi, demokrasi, hukukun üstünlüğü, 3Y ile mücadele gibi büyük iddialar ve bol "mağdur edebiyatı" ile iktidara gelen kadroların ülkeyi getirdiği son nokta, kendilerini ve iddialarını tekzip ediyor. Demokrasiye "araç" diyen ve ulaşmak istediği hedefi "istasyon" gören sakat bir zihniyetin demokrasi ve hukuktan hazzetmesi katiyyen mümkün değildir. Olmadığını fiilen görerek yaşıyoruz. Krize, "kriz" demek bile neredeyse kanun ile yasak edilecek. Nitekim diyenlere aba altından sopa gösteriliyor. Demokrasi, elbette ve elbette bağımsızlık ve özgürlüğün güvencesidir. İşte hürriyetçi demokrasi ve hukukun olmadığı üçüncü dünya ülkeleri. Hangisinin halkı refah ve mutluluk içinde. Hamaseti bırakalım gerçeklere bakalım. "Ateşli söylemler" hem içeride hem dışarıda ateşi arttırmaktan başka bir işe yarıyor mu?

  • Ali Tam

    19.9.2018 00:22:03

    Demokrasi hukuku, adaleti, hak ve hürriyetleri sömüren kesim icin hayati tehlike arzediyor. Bu ugurda kim önüne cikarsa ciksin devletin gücünü kötüye kullanarak demokrasi icin calisanlari yok etmek en büyük ugrasisidir. Ugur Mumcu gibi bir yazarin cok etkili demokrasi yazilari icin istihbarat eliyle suikaste kurban gitmesi bunun en bariz örnegidir. Bu ugurda 2 milyon insan feda etsek deger diyen demokrasi düsmanlari darbe senaryolamakta dünya sampiyonluguna oynuyorlar. Iman ile muzirattan hürriyet nasil seytana zararliysa demokrasi eliyle hürriyetler de insi seytanlara zararli.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı